Reklam


Berlin Gezilecek Yerler

Almanya dendiği zaman hiç kuşkusuz aklımıza gelen ilk şehirdir başkent Berlin. Almanya için Türkiye’nin Avrupa ayağı denmesi boşuna değildir. Çünkü Avrupa’nın en fazla Türk nüfusuna sahip ülkesi olan Almanya’nın Berlin dâhil pek çok şehrinde Türk mahalleleri vardır.

Berlin tarihi, sanatı, eğlenceli gece hayatı ve sorunsuz işleyen metro sistemi ile rahat ve düzenli bir kenttir. Ayrıca her sokakta bir Türk ile karşılaşmanız ya da döner restoranı görmeniz mümkündür.
Berlin bir iki günde gezilip bitirilecek bir yer değildir. En azından 5 güne ihtiyacınız var. Bütün dünyaya etkisi olan tarihi ve bu tarihin hala izlerini taşıyan dokusu ile Berlin sindirerek gezilip keşfedilmesi gereken bir yer. Muhtemelen en çok dikkatinizi çekecek nokta hiçbir müzede ya da kütüphanede veya sokakta Adolf Hitler’in adının geçmemesi olacak. Tabi ki bu Berlin’in onun izlerini taşımadığı anlamına gelmiyor pek çok yerde özellikle Berlin Duvarı’nda Hitler ve yönetiminin Berlin’e etkilerini hissedeceksiniz.


Berlin’e gelmeden önce müzeleri ve tarihini daha iyi anlamanız açısından küçük bir tarihi araştırma yapmanızı tavsiye ederiz. Çünkü siz de fark edeceksiniz ki Berlin turunuz turistik bir gezi olmanın dışında politik ve kültürel anlamlara da sahip olacak.

Berlin gezinizi kolaylaştırma açısından müze gezileri ve metro ulaşımında kar sağlayacak olan Berlin Pass almanızı tavsiye ederiz. İnternetten kolayca satın alabileceğiniz Berlin Passı gittiğiniz de Hard Rock Cafe’den alabilirsiniz.

Berlin’in Türkiye’de benzerini bulamayıp tadamayacağınız bir mutfağı yok fakat tabi ki Berlin’e kadar gitmişken meşhur Alman biralarını tatmanızı tavsiye ederiz.

Brandenburg Kapısı


Berlin’in sembollerinden biri haline gelmiş olan Brandenburg Kapısı Soğuk Savaş sürecinde Sovyetler Birliği kontrolündeki Doğu Almanya Bölgesinde kalmıştır. Şehrin merkezinde olan kapı her türlü şehir etkinliği ve yılbaşı kutlamalarına da ev sahipliği yapıyor.

Ulaşım için U6 numaralı metro hattını ve ya 147 numaralı otobüsleri kullanabilirsiniz.

Reichstag (Parlamento Binası)



Bu yapıyı özellikle ilgi çekici yapan özelliği kubbesinin camdan oluşudur. 1882 yılında parlamento binası yapımı için yarışmayı kazanan Paul Wallot tarafından tasarlanmış ve 1894 yılında tamamlanmıştır.

Kubbeye vuran ışık aynalar aracılığıyla parlamento salonuna yansıtılmakta ve bu hayran kalacağınız zeka ürünü olan kubbe tasarımı aynı zamanda yağmur suyu arıtımı ve güneş panelleri ile elektrik üretebilmektedir.

Parlamento Binası ile ilgili ilginç bir bilgi de Adolf Hitler’in buraya hiç gelmemiş olmasıdır. Bu Berlin’de övgüyle söz edilen bir konudur.

Ziyaretçilerine şahane bir şehir manzarası sunan Parlamento Binası yoğun ilgi görmekte bu yüzden kubbeye çıkmak isterseniz rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederiz.

Ulaşımı çok kolay olan Parlamento Binası’na 100 numaralı şehir içi otobüslerle gidebilir veya Brandenburg Kapısı’ndan kısa bir yürüyüşle ulaşabilirsiniz.

Alexanderplatz


Spree Nehri ve Berlin Katedrali yakınlarında Mitte Bölgesi meydanıdır. Mitte Berlin’in en tarihi merkezi olma özelliğine sahiptir. Bu meydanda durup zevkle izleyebileceğiniz pek çok sokak sanatçıları mevcuttur. Ayrıca Berlin’i 360 derecelik açıyla izleyebileceğiniz Berliner Fernsehturm(Televizyon Kulesi ) bu meydanda bulunmaktadır. Alexanderplatz Meydanı’na gelmişken Berlin’e özgü baharatlı sosis olan currywurst yemenizi tavsiye ederiz.

Meydana gitmek için kullanabileceğiniz pek çok ulaşım seçeneği vardır. U2-U5-U8 metro hatları, M4-M5-M6 tramvay hatları, 100-200 otobülsleri ya da N5 gece otobüsü.

Museum Island (Müzeler Adası)


Spree Nehri üzerinde kurulmuş bu küçük adacık üzerinde kurulmuş olan 5 tane müzeye sahip. Tarihi ve kültürel değerlere sahip çıkan Berlin’in bu güzel adası UNESCO Dünya Miraslar Listesi’ndedir. Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesi ile tarihi eserlerin burada toplanması sonucu oluşturulan adada;

Bode Museum
Neues Museum
Alte Museum
Altes museum
Pergamon Museum

Müzeleri bulunuyor. En çok ilgi çeken ise Almanya’nın En çok ziyaret edilen Pergamon (Bergama) Museum.

Bu müze üç bölümden oluşuyor; Klasik Antik Çağlar Koleksiyonu, Eski Yakın Doğu Müzesi ve İslam Sanatı Müzesi

Bu üç bölümden ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken kuşkusuz Bergama Zeus Sunağıdır. Müzeler Adası aynı zamanda Milet’in Market Kapısı ve Mshatta Alınlığı gibi pek çok ihtişamlı esrelere de ev sahipliği yapmaktadır.

Müzelerde Türkçe seçeneği de olan audio guide bulunmaktadır. Bunlardan birin kulağınıza takıp rahatça müzeleri gezebilirsiniz. Müzeler Adası Mitte’ye sadece 15 dakikalık yürüme mesafesinde kolayca ulaşabileceğiniz bir bölgedir.

Bölge hakkında detaylı bilgi almak için Berlin Müzeler Adası başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Berliner Dom (Berlin Katedrali)


Bu ihtişamlı yapı 1700lü yıllarda Barok tarzında tasarlanmış ve Berlin’in sembollerinden biridir. En son II. Dünya Savaşı’nda büyük hasar gördükten sonra 1981 yılında restore edilen yapının içinde üşenilmeden çıkılası merdivenleri en tepede ziyaretçilerine Berlin manzarası sunmaktadır.
Berlin Katedrali merkezi bir bölgede olduğu için yürüyerek kolayca ulaşılabilmektedir.

East Side Gallery (Doğu Yakası Galerisi)


Berlin Duvarı’nın doğu yakasında bulunan dünyanın pek çok yerinden ressamın yapmış olduğu 105 resmi bulunduran sokak sanatı şaheseridir ve Berlin’in Uluslar Arası Özgürlük Anıtı’dır. Berlin’in sanatsever ziyaretçilerinden olmasanız bile Doğu Yakası Galerisi’nin geleceğe umutla bakan yüzüne hayran kalacağınızdan eminiz. Dünyanın en büyük açık hava galerilerinden biri olan Doğu Yakası Galerisi’ne ulaşmak için 248 numaralı otobüsleri kullanabilirsiniz.

Checkpoint Charlie: Doğu ve Batı Berlin arasındaki geçiş noktalarından biridir. Amerikan ve Sovyet askerlerinin nöbet tutuğu geçiş noktasını müttefik askerleri, büyükelçiler, Batı Almanya’nın temsilcileri ve Doğu Almanya’nın yöneticileri kullanabiliyordu. Halkın kullanması ile katı kurallarla engelleniyordu. Ayrıca bu bölgede olan Hausam Checkpoint Charlie’ye de uğrayabilir ve savaş dönemine ait kaçış teknikleri ve görsellerini görebilirsiniz.
Bölgeye ulaşım için U6 metro hattını kullanabilirsiniz.

Holocaust Anıtı


Savaş döneminde soykırıma uğramış olan Yahudilere adanan bir anıt mezardır. İlk bakışta zorunluluk için yapılmış gibi görünebilir ama konuyla ilgili pek çok kitap, film ve belgesel çekildiği için herkesin az da olsa bildiği acımasız dönemin ruhu burada sizi yakalayacaktır.

Günün her saatinde açık olan anıt Grober Tiergarten parkının içinde bulunaktadır.

Potsdamer Platz


Berlin’in en meşhur meydanlarından biridir ve Berlin’in modern yüzünü temsil eder. Burada sokak sanatçılarının performanslarını izleyebilir ve Açıkhava sergilerini gezebilirsiniz. Ayrıca ünlü Sony Center bu meydanda bulunmaktadır. Burada pek çok restoran bulunmakta hatta farklı tatlara merakınız ve cesaretiniz varsa Avusturalya restoranında kanguru eti yiyebilirsiniz. İçerisinde Film Müzesini barındıran Sony Center gece geç saatlere kadar açıktır.

Postdamer Platz meydanına gitmek için U2, S1, S2 ve S25 metro hatlarını kullanabilir ve aynı isimli durakta inip kolayca meydana ulaşabilirsiniz.

Kaiser-Wilhelm-Gedächtniskirche (Yıkık kilise)


II. Dünya Savaşı’nda tepesi zarar gören ve onarılmadan bu şekilde muhafaza edilmiş olan bu kilise hiçbir yerde Hitler adı geçmese de insanlara o dönemi unutturmamak adına orada duruyor gibidir.

Kreuzberg


‘Küçük İstanbul’ olarak adlandırılan bu bölgede I. ve II. Dünya Savaşı dönemlerine ait eserlerin sergilendiği müzeler vardır.

Oranienburg bölgesinden doğru gitmenizi tavsiye ederiz. Burada Nazi kampı olan Sachsenhausen toplama kampını gezebilirsiniz. Ruh halinizi pek iyi etkilemeyecek olan bu tecrübe dinlediğimiz, izlediğimiz ve okuduğumuz soykırım tarihi gözler önüne seriyor.

Kreuzber bölgesine gitmek için U6, U12 metro hattını, 248 numaralı otobüsleri ve N42 numaralı gece otobüslerini kullanabilirsiniz.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.