İsviçre gezilecek yerler rehberimizde, klasik rotaların ötesine geçerek hem çok bilinen hem de daha az bilinen ama keşfetmeye değer şehir, kasaba ve doğal güzellikleri bir araya getirdik. Hazırsanız, İsviçre’nin her köşesine dokunan bu detaylı yolculuğa başlayalım.
İsviçre gezilecek yerler bakımından zengin olmasının yanı sıra, yaşam kalitesi, düzenli altyapısı ve kültürel çeşitliliğiyle de öne çıkan bir Avrupa ülkesidir. Dağlık yapısı sayesinde yaz kış doğa turizmi açısından oldukça aktiftir. Ayrıca şehir yaşamı da son derece konforlu ve güvenlidir.
Konuşulan Dil: İsviçre’de dört resmi dil vardır: Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Romanşça. Zürih ve Luzern gibi kuzey şehirlerinde Almanca, Cenevre gibi batı şehirlerinde Fransızca, Lugano gibi güney şehirlerinde ise İtalyanca konuşulur. Romanşça daha çok doğu bölgelerde ve az sayıda kişi tarafından konuşulmaktadır. Turistik bölgelerde İngilizce rahatça anlaşılır.
Para Birimi: İsviçre’nin resmi para birimi İsviçre Frangı’dır (CHF). Euro bazı yerlerde kabul edilse de sabit bir kur üzerinden işlem yapılmaz, bu yüzden CHF ile ödeme yapmanız tavsiye edilir. Kredi kartı kullanımı yaygındır.
Ulaşım: Türkiye’den İsviçre’ye ulaşım en hızlı şekilde direkt uçak seferleriyle sağlanır. İstanbul’dan Zürih, Cenevre ve Basel’e her gün düzenli uçuşlar vardır. Uçuş süresi ortalama 3 saat civarındadır. Pegasus, Türk Hava Yolları ve SunExpress gibi firmalarla yıl boyunca kolayca ulaşım sağlanabilir. Ekonomik sınıf gidiş-dönüş bilet fiyatları genellikle 100–300 USD arasında değişir. Erken rezervasyonla daha uygun fiyatlara bilet bulmak mümkündür. turkishairlines.com adresinden güncel bilet fiyatlarına ulaşabilirsiniz.
Yeme-İçme: İsviçre mutfağı, farklı bölgelerde hâkim olan dillerin etkisiyle çeşitlilik gösterir. Fondü, raclette, rösti gibi yerel lezzetler öne çıkar. Dünyaca ünlü İsviçre çikolatası ve peyniri mutlaka denenmelidir. Şehirlerde çok sayıda dünya mutfağından restoran da bulunur.
Ziyaret İçin En Uygun Zaman: İsviçre gezilecek yerler dört mevsim farklı güzellikler sunar. Kış aylarında kayak ve kar aktiviteleri ön plana çıkarken, yaz aylarında göller, dağ yürüyüşleri ve doğa gezileri tercih edilir. Bahar ve sonbahar ayları ise kalabalıkların azaldığı, doğanın renk cümbüşüne sahne olduğu sakin dönemlerdir.

İsviçre gezilecek yerler bakımından sadece büyük şehirlerle değil, doğayla iç içe kasabalar, kartpostal gibi göller ve Alplerin eşsiz zirveleriyle de doludur. Şimdi gelin, İsviçre’nin dört bir yanına yayılmış en etkileyici rotaları birlikte keşfedelim.
Zürih, İsviçre’nin en büyük şehri olmasının yanı sıra kültür, sanat ve finans merkezidir. İsviçre gezilecek yerler içinde hem modern hem de tarihi dokuyu bir arada sunan ender noktalardandır. Limmat Nehri kıyısındaki Altstadt (Eski Şehir), Arnavut kaldırımlı sokakları, butik mağazaları ve kafeleriyle gezginlere nostaljik bir deneyim yaşatır.
Zürih Gölü kıyısında bisiklet turu yapabilir, Uetliberg Tepesi’nden şehrin ve gölün manzarasını izleyebilirsiniz. Aynı zamanda Kunsthaus Zürih gibi sanat galerileri, İsviçre Ulusal Müzesi ve opera binası da şehri kültürel açıdan zenginleştirir. İsviçre gezilecek yerler arasında hem aktif hem de rafine bir deneyim arayanlar için Zürih ideal bir başlangıç noktasıdır.

İsviçre gezilecek yerler listesinin vazgeçilmezi olan Luzern, göl manzarası ve çevresini saran Alpler ile adeta masallardan fırlamış gibidir. Kapellbrücke (Şapel Köprüsü), üzerindeki freskleriyle Avrupa’nın en eski ahşap köprüsüdür ve şehrin sembolüdür.
Luzern Gölü’nde feribotla yapılacak bir gezinti ya da çevredeki Pilatus ve Rigi dağlarına teleferikle tırmanış, ziyaretçilerin unutamayacağı deneyimlerdendir. İsviçre gezilecek yerler arasında huzurlu ve romantik atmosferiyle öne çıkar.

İki göl arasında kurulmuş Interlaken, İsviçre gezilecek yerler içinde doğa ve adrenalin severlerin vazgeçilmezidir. Brienz ve Thun gölleri arasında uzanan bu kasaba, dağ aktiviteleri için mükemmel bir üs konumundadır. Yamaç paraşütü, dağ bisikleti, kano gibi sporlar burada oldukça popülerdir.
Interlaken aynı zamanda Jungfrau-Aletsch UNESCO alanına açılan kapıdır. Avrupa’nın en yüksek tren istasyonu olan Jungfraujoch’a buradan trenle ulaşmak mümkündür. Yol boyunca karşılaşacağınız manzaralar İsviçre gezilecek yerler içinde eşsizdir.

İsviçre gezilecek yerler arasında adeta bir doğa harikası olan Lauterbrunnen, “şelaleler vadisi” olarak anılır. Vadide yer alan 72 farklı şelale, dağlardan gürül gürül akan sularla adeta görsel bir şölen sunar. En bilinenlerinden biri olan Staubbach Şelalesi, kasabanın tam ortasından düşer.
Trümmelbach Şelalesi ise içi gezilebilen ve dağın içinden akan nadir şelalelerdendir. Lauterbrunnen çevresindeki yürüyüş rotaları, manzara fotoğrafçıları ve sessizlik arayan gezginler için İsviçre gezilecek yerler arasında paha biçilmezdir.

İsviçre gezilecek yerler içinde doğaya en yakın hissettiren noktalardan biri Grindelwald’dır. Bu Alp köyü, Eiger Dağı’nın eteklerinde yer alır ve dört mevsim ziyaretçilerini ağırlar. Yaz aylarında yürüyüş yolları, kış aylarında ise kayak pistleri ile meşhurdur.
First Cliff Walk by Tissot gibi adrenalin dolu aktiviteler ve Bachalpsee Gölü’ne yapılacak doğa yürüyüşü, bölgeyi benzersiz kılar. İsviçre gezilecek yerler arasında doğal güzelliğin ve sporun iç içe geçtiği bir destinasyon arıyorsanız, Grindelwald mutlaka listenizde olmalı.

Dünyaca ünlü Matterhorn Dağı’nın eteklerinde yer alan Zermatt, İsviçre gezilecek yerler listesinin yıldızlarından biridir. Motorlu araçlara kapalı olan bu köyde temiz hava, huzur ve muhteşem bir dağ manzarası sizi bekler.
Matterhorn Glacier Paradise, Avrupa’nın en yüksek teleferiğiyle ulaşılabilen noktasıdır ve panoramik manzarasıyla nefes keser. Yaz aylarında yürüyüş parkurları, kışın ise kayak pistleri ile Zermatt, İsviçre gezilecek yerler arasında yıl boyu popülerliğini korur.

İsviçre’nin başkenti olan Bern, Orta Çağ’dan kalma şehir merkeziyle UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alır. Zytglogge (Saat Kulesi), Parlamento Binası ve Bern Katedrali şehrin simgelerindendir.
Aare Nehri’nin çevrelediği bu tarihi şehirde yürüyüş yapmak, ayı parkını ziyaret etmek ve müzeleri gezmek İsviçre gezilecek yerler listenize kültürel derinlik kazandırır. Şehrin sakinliği ve tarihi dokusu, Bern’i özel kılar.

İsviçre gezilecek yerler arasında uluslararası diplomasi merkezi olan Cenevre, aynı zamanda doğa ve kültürle iç içe bir yaşam sunar. Leman Gölü kıyısındaki Jet d’Eau fıskiyesi ve İngiliz Bahçesi başlıca cazibe merkezlerindendir.
Birleşmiş Milletler binası, Kızılhaç Müzesi ve Reform Müzesi gibi yerler de tarih ve siyaset meraklıları için oldukça ilgi çekicidir. Göl kenarında yürüyüş yaparak günü batırmak Cenevre’de yapabileceğiniz en keyifli aktivitelerden biridir.

İtalya sınırına yakın olan Lugano, İsviçre gezilecek yerler içinde Akdeniz havasını yaşatan şehirlerden biridir. Palmiye ağaçları, renkli binalar ve güneşli havası ile Lugano, İsviçre’nin güneyindeki sıcak yüzüdür.
Lugano Gölü kıyısında yürüyüş yapmak, San Salvatore ve Monte Brè tepelerine çıkarak şehri yukarıdan izlemek mümkündür. Ayrıca burada İsviçre ile İtalya mutfağının en güzel lezzetlerini bir arada bulabilirsiniz.

Her yaz düzenlenen dünyaca ünlü caz festivali ile tanınan Montreux, İsviçre gezilecek yerler içinde müzikle iç içe bir duraktır. Leman Gölü kıyısında uzanan yürüyüş yolları, renkli çiçeklerle süslenmiş caddeleriyle göz alıcıdır.
Şehirde yer alan Chillon Şatosu, göl kenarında yer alan en etkileyici tarihi yapılardan biridir. Victor Hugo, Lord Byron gibi isimlerin eserlerine ilham olan bu yapı, İsviçre’de tarihi ve estetiği bir araya getirir.

İsviçre’nin Almanya ve Fransa sınırına yakın konumlanan kültür başkenti Basel, modern sanat ve tarih dolu bir destinasyondur. İsviçre gezilecek yerler içinde müze zenginliğiyle öne çıkan şehir, 40’tan fazla müzeye ev sahipliği yapar. Fondation Beyeler, Kunstmuseum ve Tinguely Müzesi gibi prestijli sanat merkezleri mutlaka görülmelidir.
Ren Nehri kıyısında uzanan bu şehir, Fasnacht Karnavalı ile her yıl binlerce turisti ağırlar. Eski şehir merkezi, Basel Katedrali ve Belediye Binası gibi yapılar da şehrin tarihî dokusunu yansıtır. İsviçre gezilecek yerler arasında hem kültürel hem modern bir deneyim arayanlar için Basel kaçırılmamalıdır.

İsviçre gezilecek yerler listesinde lüks ve şıklığın simgesi olan Gstaad, ünlülerin tatil tercihidir. Kayak merkezleri, butik otelleri ve gurme restoranlarıyla dikkat çeken bu dağ köyü, özellikle kış aylarında oldukça popülerdir. Ancak yaz aylarında da muhteşem doğa yürüyüşleriyle misafirlerini cezbetmeyi başarır.
Palace Hotel gibi ikonik yapıları, alışveriş caddeleri ve çevresindeki yürüyüş yollarıyla Gstaad, lüks arayan gezginler için idealdir. Sakinliği ve zarafeti ile İsviçre gezilecek yerler arasında özel bir yere sahiptir.

İsviçre’nin doğusunda yer alan Appenzell, geleneksel kültürün hâlâ canlı tutulduğu ender yerlerden biridir. Renkli ahşap evleri, Alp çiçekleriyle süslenmiş bahçeleri ve yöresel kıyafetlerle gezen halkı ile Appenzell adeta bir İsviçre masalıdır.
Peyniriyle ünlü olan bu bölge, aynı zamanda Ebenalp ve Seealpsee gibi doğa yürüyüşü rotalarıyla da tanınır. İsviçre gezilecek yerler içinde köy yaşamını deneyimlemek isteyenler için Appenzell mükemmel bir duraktır.

Thun, Thun Gölü’nün kıyısında yer alan, hem tarihi hem doğal güzellikleriyle dikkat çeken bir kasabadır. Thun Kalesi, göl manzaralı yapısı ve panoramik görüntüsüyle ziyaretçileri büyüler. Şehir merkezi ise zarif köprüleri ve kafe dolu sokakları ile son derece davetkârdır.
Tekne turları, göl kenarında bisiklet sürmek ve Nehir Aare boyunca yürüyüş yapmak bu şehirde en keyifli aktivitelerden bazılarıdır. İsviçre gezilecek yerler listesini su kenarında sakin bir kaçamakla tamamlamak isteyenler için Thun biçilmiş kaftandır.

İsviçre gezilecek yerler arasında tarihiyle öne çıkan Sion, Valais kantonunun başkentidir. Şehir, Valeria ve Tourbillon kaleleri ile göz doldurur. Bu kaleler, vadinin tam ortasında yer alır ve harika manzaralar sunar.
Ayrıca Sion, üzüm bağları ve şarap üretimiyle de bilinir. Yerel şarapları tadabileceğiniz butik şaraphaneler ve organik pazarlar, bölgeye farklı bir atmosfer katar. İsviçre gezilecek yerler arasında hem tarih hem de tat keşfi arayanlar için Sion mutlaka uğranmalıdır.

Graubünden kantonunda bulunan Arosa, dört mevsim turizme açık olan cennet gibi bir kasabadır. Kışın kayak, yazın ise doğa yürüyüşü ve göl kenarında dinlenme imkanları sunar. Dağlarla çevrili bu bölge, doğayla baş başa bir tatil isteyenler için birebirdir.
Ayrıca Arosa, ayı parkı gibi sürdürülebilir turizm projeleriyle de tanınır. İsviçre gezilecek yerler arasında çocuklu aileler için de oldukça elverişli olan Arosa, huzurlu bir kaçış noktasıdır.

Vevey, Lavaux Bağları’nın eteğinde, Leman Gölü kıyısında kurulmuş sanat ve tarih dolu bir şehirdir. Charlie Chaplin’in son yıllarını geçirdiği bu şehirde, Chaplin’s World müzesi ziyaret edilebilir.
Ayrıca her 20 yılda bir düzenlenen “Fête des Vignerons” bağbozumu festivali, UNESCO kültürel mirasıdır. Lavaux teras bağları, göl kenarında yürüyüşler ve fotojenik sokaklar, Vevey’i İsviçre gezilecek yerler arasında benzersiz kılar.

İsviçre gezilecek yerler arasında doğa harikası dendiğinde akla ilk gelenlerden biri Ren Şelalesi’dir. Schaffhausen şehri yakınlarında yer alan bu şelale, Avrupa’nın en büyük hacimli şelalesidir. Göz alıcı manzarası ve tekne turlarıyla ziyaretçilerine unutulmaz anlar yaşatır.
Schaffhausen’in tarihi merkezi, barok tarzı evleri ve Munot Kalesi ile görülmeye değerdir. Şehir ve doğa birleşimini en etkileyici şekilde sunan noktalardan biridir.

Lüks kayak merkezleriyle bilinen St. Moritz, İsviçre gezilecek yerler arasında en seçkinlerinden biridir. 1864’ten bu yana kış turizmiyle anılan bu şehir, dünya çapında birçok etkinliğe ev sahipliği yapar.
Kışın buz pateni, kızak, kayak gibi aktiviteler sunarken, yazın ise dağ yürüyüşleri, golf ve spa olanaklarıyla tercih edilir. St. Moritz, İsviçre’nin elit yaşam tarzını ve doğal güzelliğini bir araya getiren özel bir destinasyondur.

İsviçre gezilecek yerler arasında dünya çapında tanınan Davos, her yıl düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ile anılır. Ancak şehir, sadece siyaset ve ekonomiyle değil, doğa ve spor aktiviteleriyle de oldukça popülerdir.
Bölge, geniş kayak pistleri, yürüyüş rotaları ve bisiklet parkurlarıyla doğa severler için cennet gibidir. Ayrıca havasının temizliği nedeniyle astım ve akciğer rahatsızlıkları olanlar tarafından da tercih edilir.

Mürren, Lauterbrunnen Vadisi’nin yukarısında, yalnızca teleferikle ulaşılabilen bir dağ köyüdür. Otomobil trafiğine kapalı olan köy, muhteşem manzaraları ve sakinliği ile dikkat çeker. İsviçre gezilecek yerler arasında en fotojenik duraklardan biridir.
Bond filmi “On Her Majesty’s Secret Service”in çekildiği Schilthorn zirvesi buradadır. Dönme restoranı Piz Gloria’da yemek yiyerek Alplerin panoramik görüntüsünün tadını çıkarabilirsiniz.

Brienz, İsviçre’nin ahşap işçiliğiyle tanınan kasabalarından biridir. Brienz Gölü kıyısında, doğal güzelliklerin ortasında yer alır. Göl kenarında yürüyüş yapabilir, geleneksel el yapımı ürünlerin satıldığı dükkanları ziyaret edebilirsiniz.
Bölgedeki Brienz Rothorn demiryolu ile dağlara tırmanarak unutulmaz bir manzara seyri yaşayabilirsiniz. İsviçre gezilecek yerler içinde sessiz, doğal ve geleneksel atmosferiyle Brienz ayrıcalıklı bir noktadır.

İsviçre gezilecek yerler listesinin kapanış duraklarından biri olan Engelberg, özellikle Titlis Dağı ile ünlüdür. Teleferikle çıkılan bu zirvede kar manzaraları ve buz mağarası gibi deneyimler sunulmaktadır.
Ayrıca köydeki eski manastır, peynir üretim çiftlikleri ve yürüyüş yolları sayesinde doğa ve kültür bir arada yaşanabilir. Engelberg, İsviçre’nin doğayla bütünleşen köy atmosferini sonuna kadar sunar.

İsviçre gezilecek yerler, her zevke hitap eden çeşitliliğiyle dünya turizminin parlayan yıldızları arasında yer alır. Alplerin eteklerinde huzur, şehirlerin kalbinde kültür, göllerin kıyısında romantizm ve köylerin içinde gelenek yaşanır. Bu yazıda 20’den fazla destinasyon sunduk, ancak İsviçre gezilecek yerler sadece bunlarla sınırlı değil.
İsviçre gezilecek yerler planınızı oluştururken, hem popüler rotalara hem de keşfedilmemiş köşelere zaman ayırmanızı tavsiye ederiz. Tatil Ana ile Avrupa’nın kalbine yapacağınız bu yolculukta, İsviçre’nin her köşesinden bir parça sizinle kalacak. Avrupa’daki diğer turistik yerler hakkında bilgi almak için bu sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
]]>Eğer siz de bu etkileyici ışık dansını izlemeyi hayal ediyorsanız, “kuzey ışıkları nerede izlenir” sorusuna yanıt veren kapsamlı rehberimizle doğru yerdesiniz. Yazının devamında aurora izlemek için en iyi 5 şehir ve her birinin sunduğu özel deneyimleri detaylıca bulacaksınız.
Kuzey ışıkları, Güneş’ten gelen yüklü parçacıkların Dünya’nın manyetik alanıyla çarpışması sonucu ortaya çıkan bir doğa olayıdır. Bilimsel adıyla aurora borealis, özellikle kutup bölgelerinde gökyüzünde dans eden yeşil, mor, pembe ve mavi renkli ışıklar şeklinde görülür. Bu ışıklar, gece gökyüzünde belirli şartlar oluştuğunda çıplak gözle izlenebilir hale gelir.
Aurora oluşumu için en önemli faktörlerden biri jeomanyetik aktivitedir. Bu nedenle kuzey ışıkları, genellikle Eylül-Mart ayları arasında, özellikle karanlık ve açık havalarda daha net şekilde gözlemlenir. Peki ama kuzey ışıkları nerede izlenir? Gelin birlikte bu doğa harikasını en iyi görebileceğiniz şehirlere göz atalım.
Kuzey ışıkları genellikle kutup çemberine yakın ülkelerde, yani Kuzey Yarımküre’nin yüksek enlemlerinde görülür. Bu ülkeler arasında Norveç, Finlandiya, İzlanda, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Alaska bölgesi öne çıkar. Kuzey ışıkları nerede izlenir diye merak edenler için en iyi 5 şehir şu şekilde sıralanabilir:
Her bir şehir, sadece kuzey ışıkları değil, aynı zamanda doğayla iç içe unutulmaz bir kış tatili deneyimi sunar. Şimdi bu şehirleri tek tek ele alalım.

Kuzey Norveç’te yer alan Tromsø, kuzey ışıkları izlemek için dünyanın en popüler şehirlerinden biridir. Tromsø, kutup dairesinin kuzeyinde yer alması sayesinde aurora borealis’i sıkça gözlemleme imkanı sunar. Özellikle Eylül ile Mart ayları arasında gökyüzü yeterince karanlık olduğunda harika bir izleme deneyimi yaşanabilir.
Kuzey ışıkları nerede izlenir sorusunun en etkileyici yanıtlarından biri olan Tromsø’de, aurora turları, kar motoru safarileri ve husky köpekleriyle yapılan geziler oldukça yaygındır. Şehirden çok uzaklaşmadan bile bu doğa harikasına tanıklık etmek mümkündür. Aurora izlemek için en iyi saatler ise genellikle 21:00–02:00 arasıdır.

Noel Baba’nın evi olarak da bilinen Rovaniemi, sadece çocukların değil kuzey ışıklarını görmek isteyen yetişkinlerin de favori şehirlerinden biridir. Finlandiya’nın kuzeyinde yer alan bu şehir, yılın 200 gecesinden fazlasında aurora gözlemi yapılabilecek kadar elverişli konumda bulunur.
Rovaniemi’de kuzey ışıklarını cam iglo otellerde yatarken izleyebilir, buzdan yapılmış otellerde konaklayabilir ya da kar kızaklarıyla kuzey ormanlarına yolculuk yapabilirsiniz. Kuzey ışıkları nerede izlenir denildiğinde, Rovaniemi sunduğu konforlu ve romantik ortamla mutlaka değerlendirilmesi gereken bir yerdir.

İzlanda’nın başkenti Reykjavik, hem şehir yaşamı hem de doğa harikaları açısından ideal bir merkezdir. Reykjavik çevresinde kuzey ışıklarını izlemek için birçok nokta bulunur. Şehir ışıklarından uzaklaşmak için 1 saatlik araç yolculuğu bile yeterlidir.
Kuzey ışıkları nerede izlenir sorusuna farklı ve etkileyici bir yanıt olan Reykjavik’te aurora izleme keyfini jeotermal kaplıcalarda sıcak suya girerek yaşayabilirsiniz. Özellikle Blue Lagoon ve Thingvellir Ulusal Parkı gibi alanlar, izleme noktaları arasında popülerdir. Aynı zamanda ışıkların fotoğraflanması için mükemmel kompozisyonlar sunar.

Amerika’nın Alaska eyaletinde yer alan Fairbanks, kuzey ışıkları izlemek için ABD içindeki en iyi konumlardan biridir. Kutup çemberine oldukça yakın bir konumda bulunan şehir, yılın büyük bölümünde açık ve net gökyüzü görüntüsü sunar.
Fairbanks’teki otellerin çoğu, aurora alarm hizmeti sağlar. Yani ışıklar göründüğünde otelden bir bildirim alırsınız. Şehir merkezinden uzaklaşmadan da gözlem yapabilirsiniz. Ayrıca Chena Hot Springs gibi doğal kaplıcalar, gece aurora gözlemi için unutulmaz bir deneyim sunar. Kuzey ışıkları nerede izlenir diyorsanız, Fairbanks hem ulaşım kolaylığı hem de doğal güzellikleriyle harika bir seçimdir.

Kanada’nın Northwest Territories eyaletinde bulunan Yellowknife, dünyanın en iyi aurora izleme noktalarından biri olarak kabul edilir. Yılın 240 gecesinde gökyüzünde kuzey ışıkları görmek mümkündür. Şehir, coğrafi konumu sayesinde aurora kuşağının tam ortasında yer alır.
Yellowknife’da kuzey ışıkları izlemek için “aurora köyleri” adı verilen özel gözlem alanları kurulmuştur. Bu bölgelerde kar çadırları, kamp ateşleri ve yerel rehberlerle eşsiz bir deneyim sunulur. Ayrıca burada ışıklar genellikle çok net ve uzun süreli görülür. Kuzey ışıkları nerede izlenir sorusuna doğayla baş başa bir yanıt arıyorsanız, Yellowknife mükemmel bir tercihtir. Ayrıca Kanada Gezilecek Yerler başlıklı yazımızdan ülkedeki turistik noktalara da göz atabilirsiniz.

Doğanın sunduğu en büyüleyici görsellerden biri olan kuzey ışıkları, doğru zamanda ve doğru yerdeyseniz hayat boyu unutamayacağınız bir deneyime dönüşür. “Kuzey ışıkları nerede izlenir” sorusuna yanıt arayanlar için Tromsø, Rovaniemi, Reykjavik, Fairbanks ve Yellowknife gibi şehirler en etkileyici seçenekleri sunar. Bu şehirlerdeki aurora turları, konaklama alternatifleri ve doğa aktiviteleri ile hem görsel hem de ruhsal anlamda doyurucu bir seyahat yaşayabilirsiniz.
Kuzey ışıklarını izlemek için plan yapmadan önce, ay fazlarını ve hava durumunu mutlaka kontrol etmeyi unutmayın. Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) Uzay Hava Tahmin Merkezi’nin resmi sitesi swpc.noaa.gov üzerinden anlık olarak kuzey ışıklarının görüldüğü yerler hakkında bilgi alabilirsiniz.
]]>Sırpça ”Beyaz Şehir” adını taşıyan Belgrad, 2 milyon civarında bir nüfusa sahiptir. Özerk bir yönetime sahip olan şehir, 17 belediyeye ayrılmıştır ve her belediyenin kendine özgü bir yerel konseyi bulunmaktadır. Doğası, tarihi yerleri ve canlı gece hayatı ile Balkanlar’da önemli sayıda turist çeken yerlerden biri olan Belgrad, ekonomik olarak uygun olması nedeniyle Türkiye’den de birçok turisti ağırlamaktadır.

Stari Grad (Eski Şehir) ve Novi Grad (Yeni Şehir) olarak iki ana merkeze ayrılan Belgrad’daki turistik yerlerin çoğu tarihi kısımda bulunuyor. Yeni Şehir kısmında ise daha çok alışveriş merkezleri ve gökdelenler yer alıyor.
Çok sayıda müzeye ev sahipliği yapan Belgrad’daki önde gelen müzeler: Sırbistan Ulusal Müzesi, Çağdaş Sanatlar Müzesi, Belgrad Havacılık Müzesi ve Nikola Tesla Müzesi olarak sayılabilir. Bununla birlikte çeşitli meydanlar, parklar ve eski yapılar da turistlerin ilgi odağıdır.
Şehirde sabaha kadar açık birçok gece kulübü bulunmaktadır. Sava ve Tuna nehirlerinin kıyılarına kurulu olan dubalar, en önemli gece hayatı merkezleridir.

Belgrad gezilecek yerler listesini müzeler, tarihi yapılar, doğal güzellikler ve semtler olarak 4 ana başlıkta toplamak mümkündür. Şehirde büyüklü küçüklü 30 civarında müze bulunmaktadır. Bu müzelerin büyük bir kısmı, Kalemegdan ile Aziz Sava Katedrali arasındaki 3 kilometrelik alan içerisinde yer almaktadır. Yine aynı bölgede çok sayıda tarihi yapı da bulunmaktadır. Belgrad gezilecek yerler rotasını yaklaşık 3-4 gün içerisinde rahatlıkla tamamlayabilirsiniz. Hazırladığımız haritayı alt kısımda görüntüleyebilir veya Google Maps bağlantısı olarak açabilirsiniz.
Belgrad gezilecek yerler listesinde Belgrad müzeleri önemli bir yer tutmaktadır. 2-3 müze dışında şehirdeki müzelerin tamamı, Stari Grad olarak adlandırılan Eski Şehir tarafından konumlanmıştır. Şehrin en ünlü müzesi, Sırp mucit Tesla adına hazırlanan Nikola Tesla Müzesi’dir. Bununla birlikte şehirde 30’a yakın müze bulunmaktadır. Alt kısımdan Belgrad gezilecek yerler listesinde yer alan müzelerle ilgili bilgi edinebilirsiniz.
1952 yılında Yugoslavya Hükümeti’nin emri doğrultusunda inşa edilen Nikola Tesla Müzesi’nde alternatif akımın mucidi olan Sırp asıllı bilim adamı Nikola Tesla’nın eşyaları sergilenmektedir. Krunska Caddesi üzerinde yer alan Nikola Tesla Müzesi’nde Tesla’nın hayatını ve çalışmalarını konu edinen 160 binin üzerinde materyal bulunmaktadır. Nikola Tesla Müzesi, günün her saatinde turistler tarafından ilgi gören bir yerdir. Giriş ücretinin 800 Sırp Dinarı olduğu müzeye gruplar halinde ziyaretçi alınmaktadır. Bir saat Sırpça rehber eşliğinde sonraki bir saat ise İngilizce rehber eşliğinde gezilebilmektedir. Müzede Nikola Tesla ile ilgili bir sinevizyon gösteri yapılmakta ardından Tesla’nın icatlarıyla ilgili interaktif deneyler gerçekleştirilmektedir. Belgrad gezilecek yerler listesindeki müzeyle ilgili detaylı bilgi almak için Belgrad Nikola Tesla Müzesi başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Selfie Müzesi, Belgrad gezilecek yerler listesindeki ilgi çekici noktalardan biri olarak göze çarpıyor. Los Angeles ve New York gibi Dünyanın popüler şehirlerinde de bulunan Selfie Müzesi’nin bir benzeri de başkent Belgrad’da yer alıyor. Şehrin en büyük alışveriş merkezlerinden olan Galerija’nın içerisinde yer alan müze, farklı bir fotoğraf çekinme deneyimi yaşamak isteyenler için ideal bir yer. Belgrad gezilecek yerler listesindeki müzenin giriş ücreti 800 Sırp Dinarı. Müzenin resmi internet sitesine selfiemuseum.rs adresinden ulaşabilirsiniz.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki müzelerden biri olan Demiryolu Müzesi, 1 Şubat 1950 tarihinde ziyarete açılmıştır. Sırbistan Demiryolları şirketine bağlı bulunan müzedeki ilk sergi, ”Yugoslav Demiryolları tarihi boyunca” adıyla 1953 yılında açılmıştır. Yaklaşık 40 bin parçalık bir koleksiyona ev sahipliği yapan Belgrad Demiryolu Müzesi’nde arşiv bölümü ve kütüphane de bulunmaktadır.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki müzelerden biri olan Ivo Andrić Anıt Müzesi, yazar Ivo Andric’e adanmış bir yerdir. 1961 yılında Nobel Ödülü kazanan Yugoslav kökenli yazar Andric’in adını taşıyan müze, yazarın evinin restore edilmesiyle oluşturulmuştur. Belgrad Şehir Müzesi’nin sorumluluğundaki Ivo Andrić Anıt Müzesi’nde yazarın eserlerinin birçoğunun aslı yer almaktadır. Zengin bir fotoğraf koleksiyonunun da bulunduğu müzenin giriş ücreti, 200 Sırp Dinarı’dır.

Belgrad gezilecek yerler listesinde çok sayıda küçük ölçekli müze bulunmaktadır. Bu müzelerden biri de ünlü Sırp ressam Paja Jovanović’in resimlerinin ve kişisel eşyalarının sergilendiği Paja Jovanović Müzesi’dir. Paja Jovanović’in 800’den fazla eser ve kişisel eşyasını içeren mirası, 1952 yılında Belgrad Şehir Müzesi’ne bağışlandı. Belgrad Şehir Müzesi’nin öncülüğünde 11 Haziran 1970 tarihinde ziyarete açılan Paja Jovanović Müzesi, günümüzde Belgrad gezilecek yerler listesinin pek bilinmeyen noktalarından biri olarak varlığını sürdürüyor.

1963 yılından bugüne kadar ziyaretçileri ağırlayan Sırbistan Tarih Müzesi, Belgrad gezilecek yerler listesindeki popüler müzelerden biridir. Sırp tarihi hakkında önemli eserler içeren Sırbistan Tarih Müzesi’nde Orta Çağ’dan modern zamanlara kadar Sırp topraklarında yaşayan diğer halklar ve kültürler hakkında da bilgiler sunuluyor.

Sırp posta hizmetlerinin yüzlerce yıllık gelişimini sergileyen Posta Müzesi, Belgrad gezilecek yerler listesindeki dikkat çekici noktalardan biridir. Tarih ve antika meraklıları için ilgi çekici bir nokta olan Posta Müzesi, 1800’lü yıllara kadar uzanan bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Belgrad Posta Müzesi’nin en dikkat çekici ögelerinden biri ise Franz Ferdinand’a Saraybosna’da yapılan ve 1.Dünya Savaşı’nın çıkışına sebebiyet veren suikastı dünyaya duyuran telefon cihazı.

Klasik Otomobil Müzesi, Belgrad gezilecek yerler listesindeki önemli noktalardan bir tanesi. Rus Mimar Valerij Stasevski tarafından 1929 yılında halk garajı olarak tasarlanan bina, 1994 yılında Bratislav Petkovic tarafından müzeye çevrilmiştir. Müzede Ford T’den Ferrari 308 GTS’ye kadar yaklaşık 50 kadar klasik otomobil bulmaktadır.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki birçok müzeden biri de Jovan Cvijic Müzesi’dir. Sırbistan’ın ünlü akademisyen ve coğrafyacılarından olan Jovan Cvijic’in çalıştığı evin, yeniden düzenlenmesiyle oluşturulmuştur. Müzede dönem mobilyalarıyla süslü olan odalarda, Jovan Cvijic’in kişisel eşyalardan önemli çalışmalarına, fotoğraflarından el yazması mektuplarına kadar birçok obje sergilenmektedir.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki turistik noktalardan biri olan İllüzyon Müzesi, Dünyanın birçok farklı noktasında bulunan illüzyon müzeleri zincirinin bir parçasıdır. Müzede görme, algılama, insan beyni ve illüzyonların arkasındaki bilimsel açıklamalarla ilgili bilgiler ve fotoğraf çekinebileceğiniz eğlenceli odalar bulunmaktadır.

Sırbistan Ulusal Müzesi, şehrin en önemli turistik noktası olan Cumhuriyet Meydanı’nda yer almaktadır. Belgrad gezilecek yerler listesindeki birçok yer, bu noktada ve civarında bulunmaktadır. Eski Yugoslavya’nın en büyük ve en eski müzesi olan Sırbistan Ulusal Müzesi, 1844 yılında kurulmuştur. Müze, sanatsal ve tarihi koleksiyonlarıyla 400 binden fazla parçaya ev sahipliği yapmaktadır. Müzede Matisse, Picasso, Renoir, Degas ve Cezanne gibi ustaların son derece nadir parçaları da yer almaktadır.

1905 yılında kurulan Uygulamalı Sanat Müzesi, Belgrad gezilecek yerler listesindeki özel müzelerden biridir. Uygulamalı sanatın sistemik olarak toplanması, korunması, incelenmesi, sergilenmesi ve yayınlanmasını amaçlayan müze, Knez Mihailova Caddesi’nin yakınlarında yer almaktadır.

Şehrin en ünlü turistik merkezlerinden olan Knez Mihailova Caddesi’nde yer alan Zepter Müzesi, 1920’li yıllardan kalan tarihi bir binada yer almaktadır. Çağdaş Sırp sanat eserlerinden oluşan müze koleksiyonunun yanı sıra geçici sergilere de ev sahipliği yapan Zepter Müzesi, 2010 yılından beri ziyaretçilerini ağırlamaktadır.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki müzelerden biri olan Etnografya Müzesi, Sırbistan’ın en eski müzelerindendir. Müzenin büyük bölümü eski Yugoslav Sosyalist Federal Cumhuriyeti’ni oluşturan ülkere ait 150 binden fazla eser sergilenmektedir. Etnografya Müzesi, Sırbistan ve çevresindeki köy-kent kültürü ögelerine odaklanmaktadır.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki Vuk ve Dositej Müzesi, 1949 yılında kurulmuştur. Şehrin eski müzelerinden biri olan Vuk ve Dositej Müzesi, Sırp dili reformisti Vuk Stefanović Karadžić (1787-1864) ve Sırbistan ilk Eğitim Bakanı Dositej Obradović’in (1742-1811) hayatları, işleri ve geride bıraktıklarına dair öğeleri barındırmaktadır.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki müzelerden biri olan Sırbistan Tiyatro Sanatları Müzesi, 1836 yılında Belgradlı tüccar Miloje Božić için yapılan Božić’in Evi’nde kurulmuştur. Tarihi bina, Sırbistan Bilim ve Kültür Bakanlığı tarafından 28 Kasım 1950 tarihinde müzeye çevrilmiştir.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki birçok müzeden biri olan Fen ve Teknik Müzesi, 6 Ekim 1989 tarihinde açılmıştır. Bir bilim ve teknoloji müzesi olan Fen ve Teknik Müzesi, eski termik santral binasında yer aşmaktadır. İnteraktif bir şekilde bilimsel olayların anlatıldığı müzede, düzenli olarak çeşitli sergiler düzenlenmektedir.

Sırbistan’ın tek Yahudi müzesi olan Yahudi Tarihi Müzesi, 1948 yılında kurulmuştur. Belgrad gezilecek yerler listesindeki Yahudi Tarihi Müzesi, 1928 yılında Sefarad cemaati için inşa edilmiş bir binada bulunmaktadır. Tematik olarak düzenlenmiş sergilerle, 2. yüzyıldan 2.Dünya Savaşı’na kadar Yugoslavya’da yaşayan Yahudilerin yaşamlarını konu edinen Yahudi Tarihi Müzesi, belgeler ve fotoğraflardan oluşan bir koleksiyona ev sahipliği yapmaktadır.

Belgrad gezilecek yerler listesinde, çocuklu aileler için hem öğretici hem de eğlenceli bir yer olan Pedagoji Müzesi, 450 binden fazla kitap, fotoğraf ve eğitim materyaline ev sahipliği yapmaktadır. Sırbistan Öğretmenler Derneği tarafından kurulan müze, pazartesi günleri haricinde her gün 10:00 – 17:00 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir.

Kalemegdan’da bulunan ve Sırbistan’ın en eski müzelerinden olan Belgrad Doğa Tarihi Müzesi, 1895 yılında kurulmuştur. Dünyanın farklı noktalarından toplanan bir milyondan fazla fosile ve tarihi esere ev sahipliği yapan müzede eğitimler, seminerler, konferanslar ve atölyeler de düzenlenmektedir.

Belgrad gezilecek yerler listesinde müzelerin bir kısmı, Belgrad Kalesi’nde yer almaktadır. Bu müzelerden biri de Askerî Müze’dir. Devre dışı bırakılan mayınlar, Alman panzerleri, torpidolar, silah mevzileri ve antika toplar gibi birçok askeri materyalin sergilendiği Askerî Müze’de Ortaçağdan kalma eserler de bulunuyor.

Başkent Belgrad gezilecek yerler listesindeki müzelerden biri olan Nadežda ve Rastko Petrović Anıt Müzesi, Kültür Anıtlarını Koruma Enstitüsü’nün kararıyla 1974 yılında kültür anıtı ilan edilmiştir. Anıt Müzesi, Nadežda ve Rastko Petrović’in kız kardeşi Belgradlı sanatçı Ljubica Luković’in aile evinde yer almaktadır.

20. yüzyılın en önemli Sırp sanatçılarından olan Petar Lubarda’nın eserlerinin sergilendiği Petar Lubarda’nın Mirası Müzesi, Belgrad gezilecek yerler listesindeki şehir merkezine nispeten uzak noktalardan biridir. Sanatçının resimleri, çizimleri, eksizleri ve grafik tasarımlarının yanı sıra mektupları ve aile fotoğraflarıyla birlikte kişisel eşyaları da sergilenmektedir.

Eski Yugoslavya tarihi hakkında geniş bir koleksiyona ev sahipliği yapan Yugoslav Tarihi Müzesi, 200 binden fazla esere sahipliği yapmaktadır. 2.Dünya Savaşı’ndan 1990’lı yıllara kadar Yugoslavya’nın kapsamlı bir görüntüsünü sunan müze, 3 ayrı binadan oluşuyor. Müzenin hemen yakınlarında Petar Lubarda’nın Mirası ve Belgrad Akvaryumu – Tropikal Bahçe gibi turistik noktalar bulunuyor.

Aquarialife Derneği tarafından doğa, yaşam, su, flora ve fauna severler amacıyla açılan Akvaryum ve Tropikal Bahçe, Belgrad gezilecek yerler listesindeki noktalardan biri. Dünyanın birçok farklı noktasından balık, hayvan ve bitki türüne ev sahipliği yapan Akvaryum ve Tropikal Bahçe, turistlerin oldukça ilgisini çekmektedir. Müzenin giriş ücreti, yetişkinler için 500 Sırp Dinarı’dır.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki müzelerden biri de ülkede Afrika’yla ilgi tek müze olan Afrika Sanatı Müzesi’dir. 1977 yılında açılan Afrika Sanatı Müzesi’nde yer alan koleksiyonun büyük bir kısmını, Batı Afrika’dan gelen objeler oluşturmaktadır. Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti zamanında uzun yıllar Afrika’da büyükelçilik görevi yürüten Hırvat diplomat Zdravko Pečar’ın özel koleksiyonu, Afrika Sanatı Müzesi’nin değerli eserlerini barındırmaktadır.

Belgrad’ın Yeni Şehir bölgesindeki az sayıda müzeden biri olan Çağdaş Sanat Müzesi, yıl boyunca turistlerin yoğun ilgisini çeken yerlerdendir. Belgrad gezilecek yerler listesindeki Çağdaş Sanat Müzesi, 20.yüzyılın en önemli Yugoslav heykeltıraşların eserlerine ev sahipliği yapan bir park ile çevrilidir. Sıra dışı bir tasarıma sahip olan müze binasının iç kısmı, 5 bin metrekaredir. Çağdaş Sanat Müzesi, Belgrad’ın en iyi müzelerinden kabul edilmektedir.

Nikola Tesla Havaalanı’nın hemen yanında yer alan Havacılık Müzesi, şehir merkezine uzak bir konumda yer almasına rağmen Belgrad gezilecek yerler listesinde görülmeye değer noktalardandır. 1989 yılından kalma bir cam binada yer alan Havacılık Müzesi’nde Sırp ordusuna ait 200’den fazla uçağın haricinde özel koleksiyonlar da sergilenmektedir.

Belgrad gezilecek yerler listesinde tarihi yapılar, önemli bir yer tutmaktadır. Şehrin tarihi M.Ö. 7000 yılına kadar uzanırken Traklar, Daçyalılar, Roma, Avusturya, Macaristan ve Osmanlı İmparatorluğu gibi birçok devlet şehri ele geçirmiştir. Şehrin yakın tarihinde de birçok dönüm noktası yaşanmıştır. Yugoslavya’ya başkentlik yapan Belgrad, 1980’li yılların sonundan 2000’li yılların başına kadar kanlı bir süreç yaşamıştır. Günümüzdeki Sırbistan Cumhuriyeti, 1992 yılında Yugoslavya’nın dağılmasından sonra kurulmuştur. Bu süreç boyunca Antik Çağlardan günümüze kadar Belgrad gezilecek yerler listesine birçok tarihi yapı ulaşmıştır.
Belgrad’da gezilecek yerler listesinde üst sıralarda yer alan Kalemegdan, tarihi açıdan önemli bir yere sahiptir. Kelt kökenli bir kabile tarafından M.Ö. 3.yüzyılda inşa edilen kale, tarih boyunca farklı egemenliklerin altına girmiş ve değişim göstermiştir. Osmanlı Devleti’nin Belgrad’a hakim olduğu 1521 yılından bu yana ise aynı ismi taşımaktadır.
Bir inanışa göre kalenin içerisinde bulunan 53 hektarlık alanda, Atilla’nın mezarı bulunmaktadır. Hem bu yönüyle hem de tarihi yapıları ve anıtlarıyla bir turizm merkezi haline gelen Kalemegdan’ın etrafında askeri müze, hayvanat bahçesi, sanat merkezi ve şehir enstitüsü gibi yapılar bulunmaktadır. Ayrıca kalenin içerisinde yer alan Saat Kulesi, Büyük Cephanelik, Roma Kuyusu ve Nebojsa Kulesi de görülmeye değerdir.

Belgrad gezilecek yerler listesinde, kiliseler bir adım öne çıkmaktadır. Aziz Mark Kilisesi, Belgrad tarihi yapılarından biridir. Sırbistan Ulusal Meclisi’nde yakın bir konumdaki Tašmajdan Parkı’nda bulunan Aziz Mark Kilisesi, bir Sırp-Ortodokos kilisesidir. Sırbistan’ın en büyük kiliselerinden biri olan Aziz Mark Kilisesi, 1940 yılında inşa edilmiştir. Belgrad Üniversitesi’nde görev yapmış, Profesör Zoran Petrović tarafından tasarlanan kilise, ikonastasisi mozaik tekniğiyle süslenmiştir. Aziz Mark Kilisesi’nin bir diğer dikkat çeken özelliği ise Büyük Sırp İmparatoru Duhan’ın mermer sandık şeklindeki lahit mezarının burada olmasıdır.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki Sırbistan Ulusal Meclisi Binası, Nikola Pasic Meydanı’na yakın bir konumda yer alıyor. 1907 yılında I. Petar tarafından inşasına başlanan yapı, 1936 yılında tamamlanmıştır. 2006 yılında restorasyon yapılan bina, yıllar içerisinde Yugoslavya Parlamentosu ve arından Sırbistan Karadağ Ulusal Meclis Binası olarak kullanılmıştır. Girişindeki heykellerle de dikkat çeken yapı, Belgrad gezilecek yerleri arasında görülmesi gereken noktalardandır.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki az bilinen tarihi yapılardan biri olan Vaznesenjska Kilisesi, Yükseliş Kilisesi olarak bilinmektedir. Bir Sırp Ortodoks kilisesi olan Vaznesenjska, 1863 yılında inşa edilmiştir. Avlusunda iki kilise evi ve bir çan kulesi olan Vaznesenjska Kilisesi, turistler tarafından çok bilinmemekle birlikte daha çok ibadet amaçlı kullanılmaktadır.

Eski Yugoslav Savunma Bakanlığı Binası olarak bilinen yapı, Belgrad gezilecek yerler listesindeki en ilginç noktalardandır. 24 Mart 1999 tarihinde NATO tarafından başlatılan ”Müttefik Güç Harekatı” sırasında bombalanan bina, günümüzde savaşın izlerini taşımaktadır. NATO’nun Kosova’daki sivillere yönelik baskılar olduğunu iddia ederek başlattığı operasyon, yakın tarihte yaşanan dikkat çekici olaylardandır. Kosova, 17 Şubat 2008 tarihinde tek taraflı bağımsızlığını ilan etmiştir. Günümüzden 100’den fazla ülke, Kosova’yı bağımsız bir devlet olarak tanırken, Sırbistan hala kendi toprağı olarak görmektedir.

Şehrin en eski otellerinden biri olan Hotel Moskova, günümüzde hala ziyaretçilerini ağırlayan bir işletmedir. Binanın, Belgrad gezilecek yerler listesinde yer almasının nedeni ise köklü geçmişidir. Rus İmparatorluğu tarafından Sırp ekonomisine katkı sağlaması amacıyla 1908 yılında açılan Hotel Moskova, 1968 yılından beri devlet koruması altında olan bir binadır. Birçok ünlü ismin konakladığı ve Belgrad’da 13 numaralı odası olmayan tek otel olan Hotel Moskova, çeşitli müzik, film ve edebiyat eserlerine de konu olmuştur.

Belgrad gezilecek yerlerinden biri olan Manak’ın Evi, Savamala bölgesinde yer almaktadır. Kraljevića Marka ve Gavrila Principa Caddelerinin köşesinde bulunan ev, Belgrad Kültürel Mirası Koruma Enstitüsü tarafından 9 Mayıs 1963 tarihinde kültür anıtı ilan edilmiştir.

Şehrin en turistik lokasyonu olan Cumhuriyet Meydanı’nda yer alan Belgrad gezilecek yerler listesindeki noktalardan biri de Belgrad Ulusal Tiyatrosu’dur. Ulusa Tiyatro’da düzenlenen konser ve etkinliklere 8-10€ arası ücret ödeyerek katılmak mümkün olurken, aynı zamanda turistler için tiyatroyu gezebilecekleri turlar da düzenlenmektedir. 700 kişilik ana sahne ve 300 kişilik Rasa Plaovic Sahnesi olarak iki oditoryuma ev sahipliği yapan bina, 1869 yılında açılmıştır.

Belgrad gezilecek yerlerinden biri olan Prenses Ljubica’nın Konağı’nın tarihi, 1830 yılına kadar uzanmaktadır. Prens Miloš Obrenović’in ilk saltanatından kalan nadir yapılardan biri olan bina, burjuva ve kraliyet ailelerinden kalan bir dizi odadan oluşuyor.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki dikkat çekici dini yapılardan biri olan Aziz Mihail Katedrali, burada bulunan eski kilisenin yıkılmasıyla Prensi Miloš Obrenović tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Yapının inşaatına 1837 yılında başlanmasına rağmen yaşanan olumsuzluklar nedeniyle 1940 yılında ibadete açılabilmiştir. Katedral, dört büyük melekten biri olan Mikail’e adanmıştır.

Belgrad gezilecek yerler listesinde Osmanlı döneminden kalan eserler de bulunmaktadır. Bu eserlerden biri de Bayraklı Camii’dir. Kim tarafından, hangi yılda yapıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte Osmanlı’nın Belgrad’ı fetniden sonra yapılan ilk dini yapı olma özelliği vardır. 1741 yılında Hüseyin Kethüda tarafından tamir ettirilen cami, Hüseyin Kahya adını almıştır. Namaz saatlerinde bayrak çekilen yapı, halk arasında Bayraklı Camii olarak adlandırılmıştır. Yıllar içerisinde yaşanan işgallerde zarar gören camii, 1893 yılında Osmanlı tarafından tamir ettirilmiştir.

Kalemegdan, Belgrad gezilecek yerler listesinin en önemli noktasıdır. Kale surlarının içinde ve hemen dışında, ayrı ayrı birçok tarihi yapı bulunmaktadır. Bu yapılardan biri de 18.yüzyılda inşa edilen Saat Kulesi’dir. 27,5 metre yüksekliğindeki tarihi Saat Kulesi, bir bütün olarak orijinal haliyle korunmuştur. Saat kulesinin mekanizması, 2002 yılında yenilenmiştir.

Kalemegdan içerisinde yer alan iki adet kiliseden biri olan Ružica Kilisesi, Belgrad Kalesi’nin kuzeydoğu duvarlarının hemen karşısında bulunmaktadır. Tarihi 15.yüzyıla kadar uzanan Belgrad gezilecek yerler listesindeki kilise, zaman içerisinde yaşanan işgaller sırasında yıkılmış ve 19.yüzyılda tekrar inşa edilmiştir.

Kalemegdan’daki ikinci dini yapı ise Aziz Petka Kilisesi’dir. Binlerce yıllık antik bir yapının üzerine inşa edilen Aziz Petka Kilisesi, Sırbistan’ın en önemli kutsal merkezlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Belgrad gezilecek yerler listesindeki kilise, yüzlerce yıllık duvar resimleriyle dikkat çekmektedir. Bölgedeki su, kutsal olarak kabul edilmekle birlikte kilise görevlileri tarafından şişelere doldurularak gelen ziyaretçilere ikram edilmektedir.

Nebojsa Kulesi, Belgrad Kalesi’nden günümüze ulaşmayı başarabilen tek Orta Çağ Kulesi olma özelliği taşımaktadır. Sava ve Tuna nehirlerinin arasında yüksele yapı, 15.yüzyılda inşa edilmiştir. Belgrad gezilecek yerler listesinde Nebojsa Kulesi, kalenin en büyük savunma kulesidir. 2010 yılında restore edilerek turizme açılan kule, topçu kulelerinin ilk örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Belgrad gezilecek yerler listesinin önemli noktalarından biri olan Aziz Sava Katedrali, 1935 yılında inşa edilmeye başlamasına rağmen 2.Dünya Savaşı nedeniyle büyük hasar görüyor ve Yugoslavya döneminde yapımına ara veriliyor. Sırp halkının bağışlarıyla yapımına devam edilen Aziz Sava Katedrali, günümüzde tamamen bitmiş durumda. Dünyanın en büyük Ortodoks kiliselerinden olan yapı, ibadet için aynı anda 10 bin kişiye kadar ağırlayabiliyor.

Kızılyıldız Stadyumu olarak da bilinen Rajko Mitić Stadyumu, Sırbistan’da bulunan çok yönlü bir stadyumdur. Crvena Zvezda’nın maçlarını oynadığı 60 bin kişilik Rajko Mitić Stadyumu, 1 Eylül 1963 tarihinde açılmıştır. Kızılyıldız, son maçını bu sahanın eski zemininde, 27 Aralık 1959 tarihinde oynamıştır. Brezilya’daki ünlü Marakana Stadyumu’na da benzetilen yapı, Belgrad gezilecek yerler listesindeki görülmesi gereken noktalardandır.

Belgrad şehrinin Topčider semtinde yer alan Prens Miloš’un Konağı, kraliyet ikametgahı olarak bilinen tarihi bir yapıdır. Janja Mihajlović Nikola Đorđević’in tasarımı ile Hadzi Nikola Zivkoviç tarafından inşa edilen Prens Miloš’un Konağı, çeşitli isimlerle farklı müzeler olarak varlığını sürdürmüş ve 1963 yılında Sırbistan Tarih Müzesi’ne dönüştürülmüştür. Belgrad gezilecek yerler listesindeki yapı, 1979 yılında Olağanüstü Önemli Kültürel Anıtlar listesine alınmıştır.

Belgrad gezilecek yerler listesinde, şehir merkezine uzak noktalardan biri olan Belgrad Beyaz Saray, Sırbistan Kralı 1.Aleksandar tarafından inşa ettirilmiştir. Beli Dvor olarak da adlandırılan Belgrad Beyaz Saray, 1937 yılında inşa edilmiştir. Dönem mobilyaları ve şık dekorasyonlarla süslü odalar, ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.

Belgrad şehrinin en uzun ikinci binası olma özelliğine sahip olan Genex Kulesi, iki binanın birleşmesiyle oluşturulan bir kuledir. Şehrin en eski modern yapılarından olan Genex Kulesi, tarihte birden fazla işlev görmüştür. 1960’lı yıllarda Mimar Mihajlo Mitrović tasarlanan bina, turistlerin ilgisini çekmektedir.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki noktalardan bazıları, Zemun bölgesinde bulunmaktadır. Bu noktalardan biri olan Spirta Evi, 1855 yılında inşa edilmiştir. Zemun Ev Müzesi olarak adlandırılan Spirta Evi, 1965 yılından beri kültür abidesi olarak koruma altındadır.

Gardoş Kulesi, Belgrad şehir merkezine 10 kilometre uzaklıktaki Zemun bölgesinde yer almaktadır. Belgrad gezilecek yerler listesinde noktalardan biri olan Gardoş Kulesi, Milenyum Kulesi olarak da bilinmektedir. Tarih boyunca gözetleme kulesi olarak kullanılan yapı, günümüzde sanat ve kültür merkezi olarak kullanılmaktadır. Kule, Anıtlar Enstitüsü tarafından korumaya alınmıştır.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki Dimitrije Solunski Kilisesi, şehrin Zemun bölgesinde yer almaktadır. 1874 yılında inşa edilmeye başlanan ve 1878 yılında tamamlanan kilise, Petrovic ailesinin hamisi şehit Aziz Demetrius’a adanmıştır. Harris Şapeli olarak da bilinen yapı, Gardoş Tepesi’nin üzerinde konumlanmıştır.

Dikkat çekici beyaz mimarisi ve ikiz kuleleriyle öne çıkan Rakovica Manastırı, Mikail ve Gabriel gibi meleklere adanmıştır. Belgrad gezilecek yerler listesindeki manastır, şehrin en önemli kutsal noktalarındandır. Etrafındaki geniş çiçek bahçeleriyle güzel bir görüntü sunan yapı, 14.yüzyılda inşa edilmiş ve zaman içerisinde çeşitli restorasyonlardan geçmiştir.

Belgrad şehir merkezine 22 kilometre mesafede yer alan Avala Kulesi, Belgrad gezilecek yerler listesinde şehre en uzak noktalardan biridir. Avala bölgesinde yapı, telekominikasyon ve gözlem kulesidir. 29 Nisan 1999 tarihinde NATO operasyonunda bombalanarak yıkılan Avala Kulesi, 21 Nisan 2010 tarihinde tekrar yapılarak açılmıştır. Avala Kulesi, Sırbistan ve Balkanların en yüksek kulesi konumundadır.

Avrupa’nın birçok kentinde olduğu gibi Belgrad gezilecek yerler listesinde de çok sayıda otantik meydan, cadde ve semt bulunmaktadır. Stari Grad (Eski Şehir) kısmının merkez noktası, Cumhuriyet Meydanı’dır. Belgrad gezilecek yerler listesinde birçok turistik nokta, Cumhuriyet Meydanı ve çevresinde sıralanmaktadır. Skadarlija, Knez Mihailova ve Öğrenci Meydanı bu listede öne çıkan bazı noktalardır. Belgrad gezilecek yerler listesindeki meydanlar, caddeler ve semtlerle ilgili alt kısımdan bilgi alabilirsiniz.
Belgrad gezilecek yerler listesinin başında, Stari Grad’ın merkezinde bulunan Cumhuriyet Meydanı gelmektedir. Şehrin en meşhur noktası olan Cumhuriyet Meydanı Belgrad Ulusa Tiyatrosu, Prens Mihailo Anıtı ve Sırbistan Ulusal Müzesi gibi birçok tanınmış yapıya ev sahipliği yapmaktadır.

Belgrad gezilecek yerler listesinin en meşhur noktalarından biri, Knez Mihailova Caddesi’dir. Belgrad tarihi şehir merkezinin ana caddesi olan Knez Mihailova Caddesi, adını Sırbistan Prensi III.Mihailo’dan almaktadır. 1870’li yılların sonlarından başlayarak birçok tarihi bina, kafe ve mağazaya ev sahipliği yapan cadde, İstanbul’daki İstiklal Caddesi’nin bir benzeridir.

Skadarlija veya İşkodralı olarak adlandırılan bölge, Belgrad’ın eski mahallelerinden biridir. Stari Grad (Eski Şehir) tarafında yer alan Skadarlija, Belgrad gezilecek yerler listesindeki önemli noktalardandır. Cumhuriyet Meydanı’nın hemen alt kısmından kısmından başlayan bölge, yaklaşık 400 metrelik bir caddeden oluşmaktadır. Otantik bir havası olan Skadarlija, barları ve restoranlarıyla öne çıkmaktadır.

Skadarlija’nın hemen alt tarafında bulunan Bajloni Market, Belgrad gezilecek yerler listesinde az bilinen yerel noktalardan biri. Tarihi bir geçmişe sahip olan ve yaklaşık 100 yıldır Belgrad halkının alışveriş yaptığı bir yer olan Bajloni Market’te meyve ve sebzelerden, peynir, balık, et, giysi ve kozmetiğe kadar hemen hemen her şey satılıyor. Belgrad’ın en iyi açık hava pazarlarından olan Bajloni Market, adını 2.Dünya Savaşı’ndan önce burada bira fabrikası bulunan Çek Bajloni ailesinden alıyor.

Studetski Trg olarak adlandırılan Öğrenci Meydanı, şehirde öğrencilerin yoğun olarak bulunduğu bir bölgedir. Hem meydan hem de mahalle olan bölge Kalemegdan, Cumhuriyet Meydanı ve Knez Mihailova Caddesi gibi Belgrad gezilecek yerler listesindeki popüler lokasyonlara komşudur. Öğrenci Meydanı’nda bulunan bir başka önemli yapı ise Belgrad Üniversitesi Rektörlüğü’dür.

Savamala yakınlarındaki Beton Hala, Sava Nehri’nin kıyısındaki bölgedir. Belgrad gezilecek yerler listesindeki Beton Hala, nehir kıyısındaki eski depoların restoran ve barlara dönüştürülmesiyle ortaya çıkmıştır. Dünya mutfağından yerel lokantalara kadar birçok seçeneğin bulunduğu Beton Hala, gün batımında yürüyüş yapmak için de ideal bir bölgedir.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki önemli meydanlardan biri de Terazije’dir. Kente su dağıtımı için 1840’lı yıllarda Osmanlılar tarafından inşa edilen su kulesi, meydandaki en önemli yapıdır. 1912 yılında restorasyondan geçirilen meydanda dört yüzlü bir çeşme bulunmaktadır. Şehrin ünlü tarihi yapılarından olan Moskova Oteli de Terazije Meydanı’nda bulunmaktadır.

Şehrin merkezi meydanlarından olan Nikola Pašić Meydanı, Belgrad gezilecek yerler listesinin önemli noktalarındandır. Belgrad valiliği, 3 defa Yugoslavya Krallığı başkanlığı ve 5 defa Sırbistan başbakanlığı gibi görevlerde bulunan Nikola Pašić’in adıyla anılan meydan, eskiden Marx ve Engels Meydanı olarak anılmaktaydı. Meydanda Sırbistan Tarih Müzesi ve Nikola Pasic’in heykeli de bulunmaktadır.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki yerel noktalardan biri olan Zeleni Venac, Farmer’s Market olarak da bilinmektedir. Şehrin en popüler pazarlarından biri olan Zeleni Venac, aynı ismi taşıyan bir semtte bulunmaktadır. Daha çok yerel halkın ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılan park, 1847 yılından beri hizmet vermektedir. Zeleni Venac’ta Belgrad yerel hayatını deneyimleyebilirsiniz.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki Savamala, şehrin gece hayatının kalbi olarak nitelendirilmektedir. Sava Nehri’nin doğu kıyısında yer alan Savamala, şehrin eski yerleşim yerlerinden biridir. Çok sayıda grafitiye de ev sahipliği yapan Savamala, gece saatlerinde oldukça hareketli bir yer olmaktadır.

Daha önce 16 Aralık 1934 tarihinde Kral 1. Aleksandar Köprüsü olarak inşa edilen yapı, 1941 yılında havaya uçurulunca 1957 yılında Branko Köprüsü olarak tekrar inşa edilmiştir. Her iki yönde üçer şeritli bölünmüş yola sahip olan Branko Köprüsü, her yön için iki ayrı konstrüksiyondan oluşmaktadır. Sava Nehri’nin üzerinden Eski Belgrad ile Yeni Belgrad’ı bağlayan yapı, Komünist dönemde resmi olarak ”Kardeşlik ve Birlik Köprüsü” olarak adlandırılmış fakat yerel halk tarafından benimsenmemiştir.

Čukarica ve Yeni Belgrad belediyelerini birbirine bağlayan Ada Ciganlija adasının ucundan geçen Ada Köprüsü, 1 Ocak 2012 yılında açılmıştır. Yaklaşık 200 metre yüksekliğe sahip olan Ada Köprüsü, dünyanın en büyük tek direkli asma köprüsüdür. Üç araç şeridi, bir tramvay yolu ve bir bisiklet-yaya yolundan oluşan Ada Köprüsü, Belgrad gezilecek yerler listesindeki görülmeye değer yapılardandır.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki turistik noktaların çok büyük bir kısmı, Eski Belgrad tarafından bulunmaktadır. Şehrin modern yüzü, Nova Grad yani Yeni Belgrad olarak adlandırılmaktadır. Savalama bölgesinden geçtikten sonra başlayan Yeni Belgrad, çok sayıda yerleşim yeri, iş merkezleri ve alışveriş merkezlerini barındırmaktadır.

Zemlin veya Zemon olarak da adlandırılan Zemun bölgesi, Belgrad gezilecek yerler listesinin bir kısmına ev sahipliği yapmaktadır. Belgrad’ı oluşturan 17 belediyeden biri olan Zemun, tarih içerisinde Belgrad’tan ayrı olarak gelişim gösterse de 20.yüzyılın sonunda Yeni Belgrad ile birleşerek şehrin bir parçası haline gelmiştir.

Tuna ve Sava nehirlerinin kesişim noktasına kurulan Belgrad şehri, dört mevsim yağış alan ılıman bir bölgedir. Kalemegdan Parkı ve Taşmeydan Parkı, Belgrad gezilecek yerler listesinde ilk akla gelen park alanlarıdır. Bununla birlikte şehirde en büyüğü Ada Ciganlija olmak üzere 16 adet ada bulunmaktadır. Belgrad gezilecek yerler listesindeki parklar ve doğal güzelliklerle ilgili alt kısımdan bilgi alabilirsiniz.
Belgrad gezilecek yerler listenin popüler noktalarından olan Taşmeydan, Sırbistan Parlemento Binası’nın yanında yer almaktadır. 1954 yılında açılan park, 2010 yılında büyük bir tadilat işlemi görmüş ve günümüzdeki şeklini almıştır. Bolca yeşil alanın bulunduğu park içinde banklar, çocuk oyun alanları ve heykeller bulunmaktadır. Bununla birlikte şehrin simge yapılarından olan Aziz Mark Kilisesi de bu parkın içerisinde yer almaktadır.

Belgrad gezilecek yerler listesinin en çok turist çeken alanlarından biri de Beo Zoo olarak bilinen Belgrad Hayvanat Bahçesi’dir. Belgrad Kalesi surlarının hemen bitişiğinde yer alan Belgrad Hayvanat Bahçesi, 1936 yılında dönemin belediye başkanı Vlada Ilic tarafından kurulmuştur. 2.Dünya Savaşı sırasında bombalanan hayvanat bahçesi, savaş sonrasında yeniden kurulmuştur. Günümüzde 7 hektarlık bir alanda iki binden fazla hayvana ev sahipliği yapan Belgrad Hayvanat Bahçesi, 400 Sırp Dinarı ücretle ziyaret edilebilmektedir.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki Jevremovac Botanik Parkı, farklı bitki türlerinin bulunduğu özel seralara sahip bir yerdir. Çöl bitkilerinden tropik bitkilere kadar farklı seraların yer aldığı Jevremovac Botanik Parkı, şehir merkezinin biraz dışındaki Palilula bölgesinde yer almaktadır. Girişlerin ücretli olduğu parka giriş için 300 Sırp Dinarı ödemek gerekmektedir.

Sava Nehri ve Tuna Nehri’nin birleştiği konumda yer alan Büyük Savaş Adası, Belgrad gezilecek yerler listesinin popüler noktalarından biridir. Great War Island olarak adlandırılan ve yaklaşık 2 kilometrekarelik bir alanı kaplayan ada, Kalemegdan’ın hemen karşısında konumlanmaktadır. Savaş yıllarında Belgrad şehrinin savunmasında önemli rol oynayan Büyük Savaş Adası, günümüzde doğa yürüyüşleri için tercih edilmektedir. Belgrad gezilecek yerler listesindeki adada, savaş döneminden kalma siperler ve sığınaklar hala varlığını korumaktadır.

Ciganlija veya Çingene Ada olarak adlandırılan bölge, Sava Nehri’nin üzerinde bulunmaktadır. Yapay olarak kıyıya bağlanarak yarımada şeklini alan Ada Ciganlija, son yıllarda Belgrad gezilecek yerler listesindeki popüler turizm noktalarından biri haline gelmiştir. Bölge, özellikle yaz aylarında binlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir.

Sava Nehri’nin bir parçası olan Sava Gölü, zamanla bir göl haline gelmiştir. Ada Ciganlija tarafından çevrelenen göl, yaz aylarında Belgrad gezilecek yerler listesinin en gözde noktalarından biri haline gelmektedir. Yaklaşık 250 metre genişliğe ve 4 kilometre uzunluğa sahip olan Sava Gölü, çeşitli spor aktivitelerine ev sahipliği yapmaktadır. Gölün bu kadar popüler olmasının bir başka nedeni ise kıyıda bulunan plaj kısmıdır. Yaz aylarında Belgrad gezilecek yerler listesinde yüzebileceğiniz yerlerin başında Sava Gölü gelmektedir.

Belgrad gezilecek yerler listesindeki parklardan biri olan Topcider, şehir merkezinin hemen dışındaki yer almaktadır. Turistlerden çok yerel halk tarafından tercih edilen Topcider Park, piknik yapmak ve doğa yürüyüşleri için kullanılmaktadır. Topcider adı, tarihte bu bölgede savaş toplarının hazırlanmasından gelmektedir. Parkın bir başka özelliği ise Belgrad gezilecek yerler listesindeki tarihi yapılardan olan Prens Milos Konağı’na ev sahipliği yapmasıdır.

Čukarica ve Rakovica belediyelerinin arasında yer alan Kosutnjak Park, Belgrad gezilecek yerler listesindeki orman parklardan biridir. 1.Dünya Savaşı’na kadar geyiklerin serbestçe dolaştığı bir bölge olan Kosutnjak, bölge halkı tarafından ”Belgrad’ın oksijen deposu” olarak adlandırılmaktadır.

Yaklaşık 850 bin kişilik nüfusa sahip olan Amsterdam, özellikle yaz aylarında turistlerin akınına uğramaktadır. Kanallar şehri olarak bilinen Amsterdam’daki kanallar toplamda 65 kilometre uzunluğa sahiptir. Bu kanallarda hem ulaşım hem de gezi amaçlı yaklaşık 15 bin tekne kullanılmaktadır.

Amsterdam gezilecek yerler listesi ağırlıklı olarak müzelerden oluşmaktadır. Dam Meydanı ve çevresi, şehirdeki turistik noktaların toplandığı yerlerin başında gelmektedir. Bununla birlikte şehrin ana kanallarının hemen dışında kalan ve Museumplein olarak adlandırılan Müzeler Meydanı’nın çevresinde de önemli turistik noktalar yer almaktadır. Amsterdam’ın en önemli müzeleri Van Gogh Müzesi, Rijksmuseum ve Stedelijk Müzesi gibi yapılar bu meydanın çevresindedir.
Amsterdam’daki turistik noktalar; Müzeler, Meydanlar ve Caddeler, Kanallar, Parklar ve Tarihi Yerler olmak üzere 5 ana başlıkta toplanabilir. Alt kısımdaki haritadan Amsterdam gezilecek yerler rotasını görüntüleyebilirsiniz.
Amsterdam gezilecek yerler listesinin geneli oluşturan müzelerin sayısı 50’den fazladır. Müzeler şehri Amsterdam’daki müze binaları, genellikle Dam Meydanı ile birlikte Museumplein olarak adlandırılan Müzeler Meydanı’nda yer almaktadır. Şehirde farklı kategorilerde birçok müze bulunmaktadır.
Amsterdam müzeleri gezisi sırasında I Amsterdam City Card (IACC) kullanmanız, şehri ekonomik bir şekilde keşfetmenizi sağlayacaktır. Şehir turlarından müze girişlerine, etkinlik biletlerinden toplu taşıma biletlerine kadar birçok noktada indirimli ve ücretsiz olanaklar sunan I Amsterdam Card ile ilgili detaylı bilgi almak için iamsterdam.com sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Amsterdam müzeleri arasında en dikkat çekici olan, Hollandalı ressam Vincent Van Gogh’un çalışmalarının sergilendiği Van Gogh Müzesi’dir. Van Gogh’un çizim ve resimlerinin sergilendiği dünyadaki en büyük müze olan Van Gogh Müzesi, yılda ortalama 1.5 milyondan fazla turist tarafından ziyaret edilmektedir. 1973 yılında açılan müzenin binası, Gerrit Rietveld tarafından yapılmıştır.
Amsterdam Müze Meydanı’nda bulunan müzede Van Gogh’un kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplar da sergilenmektedir. Kronolojik sıraya göre düzenlenen müzenin giriş katında Van Gogh’un hayatını gösteren zaman çizelgesi, birinci katında sanatçının başlangıç eserleri, ikinci katında kişisel hayatı hakkında bilgiler ve üçüncü katında asıl kişiliğini yansıtan eserler bulunuyor. Müzenin ek binasında ise Van Gogh’tan esinlenerek resim yapan ressamların eserleri yer alıyor. Ayrıca ek binada zaman zaman çeşitli sergiler de düzenleniyor.
Amsterdam gezilecek yerler listesindeki Van Gogh Müzesi, yılın her döneminde yoğun bir şekilde ziyaretçi ağırlıyor. Bu nedenle Amsterdam’ın en çok ziyaret edilen müzesine gitmeden önce müze biletinizi önceden online bir şekilde almanız gerekiyor. Giriş ücretinin 2023 yılı itibariyle 20€ olduğu müzeye online bilet almak için vangoghmuseum.nl adresini ziyaret edebilirsiniz. Daha önceden I Amsterdam City Card ile müzeye ücretsiz bir şekilde giriş yapılabilmesine rağmen 1 Haziran 2022 itibariyle bu kart ile ücretsiz girişler sona ermiştir.

Amsterdam gezilecek yerler listesindeki Stedelijk Müzesi, modern ve çağdaş sanat müzesidir. Oldukça etkileyici bir mimariye sahip olan müze, geniş sergi alanıyla ziyaretçilerini ağırlamaktadır. Müzenin ilk binası Hollandalı mimar Adriaan Willem Weissman tarafından tasarlanmış ve 1895 yılında faliyete başlamıştır. 2007 yılında renovasyon ve genişleme çalışmaları yapılan müzenin mevcut binasına ek bir bina daha yapılarak 2012 yılında hizmete girmiştir. Müzenin giriş ücreti, 2023 yılı itibariyle 22,50€’dur. I Amsterdam City Card ile müzeyi ücretsiz bir şekilde ziyaret edebilirsiniz.

Modern ve çağdaş sanat müzelerinin yoğunlukta olduğu Amsterdam gezilecek yerler listesindeki bir başka nokta, Moco Müzesi’dir. Dünyanın en ünlü sokak sanatçılarından Banksy başta olmak üzere sokak sanatı ve pop art gibi yeni sanat akımlarına da yer verilen müzede Salvador Dali ve Andy Warhol gibi dünyaca ünlü sanatçıların eserleri bulunmaktadır. Müzeye giriş ücreti olarak 2023 yılı itibariyle 20€ ücret alınmaktadır. I Amsterdam City Card ile Moco Müzesi’ne ücretsiz giriş yapabilirsiniz.

Amsterdam müzeleri arasında pek duyulmayan yerlerden biri olan House of Bols, kokteyl müzesi olarak ilgi çekici bir içeriğe sahip. Kokteyl deneyimi müzesi House of Bols’ta kokteyller hakkında bilgi alabilir ve yapılışlarını görebilirsiniz. Müzenin en keyifli yanlarından biri ise kokteyl tadımları. Giriş yaparken aldığınız biletlere göre içeride kokteyl içme hakkınız bulunuyor. Müzenin ziyaret saatleri Pazartesi-Perşembe 13:00-18:30, Cuma-Cumartesi 13:00-21:00 ve Pazar günleri ise 13:00-18:30 arasında. Müze giriş ücretleri 2023 yılı itibariyle 18€-22€ arasında değişiyor. I Amsterdam City Card ile müze girişinde %25 indirim sağlayabilirsiniz.

Amsterdam’daki elmas ticaret şirketi olan Coster Diamonds tarafından 2007 yılında kurulan Diamond Museum, Amsterdam gezilecek yerler listesindeki müzelerden biri. Elmasın hangi işlemlerden geçerek pırlantaya dönüştüğünü anlatan Elmas Müzesi’nde birçok ünlü mücevherin kopyalarını görmek de mümkün. Müzenin giriş ücreti 2023 yılı itibariyle 13€.

Hollanda gezilecek yerler listesindeki en önemli noktalardan biri de Rijksmuseum’dur. Ülkenin en büyük sanat ve tarih müzesi olan Rijksmuseum, Van Gogh Müzesi’yle birlikte şehrin en çok ziyaret edilen müzesidir. Museumplein’da (Müze Meydanı) yer alan Rijksmuseum’da (Devlet Müzesi) sanat, zanaat ve tarih alanlarında eserler sergilenmektedir.
Hollanda’nın en büyük sanat tarihi kütüphanesini de içerisinde barındıran müze, ilk olarak 1800 yılında Hollanda’nın Lahey şehrinde kuruldu. O dönemde Ulusal Sanat Galerisi adıyla Hollandalı şehir yöneticilerine ait koleksiyonların sergilendiği müze, 1808 yılında Napoleon Bonaparet’ın Hollanda kralı olan kardeşi Louis Bonaparte’ın emriyle Amsterdam’a taşındı.
Üç kattan oluşan müzede yaklaşık 8.000 eser sergilenmektedir. Bu eserlerin 2.000 kadarı Hollandalı sanatçılara ait eserlerdir. Rembrandt, Jan Vermeer, Hercules Seghers, Dürer, Tiepolo, Toulouse-Leutrec gibi sanatçıların eserlerini barındıran müzeye giriş ücreti 2023 yılı itibariyle 23€’dur. Müzeyi ücretsiz ziyaret etmek için I Amsterdam City Card kullanabilirsiniz.

Heineken Experience, Amsterdam gezilecek yerler listesinde ilgi çekici müzelerden biri olarak karşımıza çıkıyor. 1867 yılında inşa edilen ve 1988 yılına kadar bira üretim fabrikası olarak hizmet veren Heineken firmasının binası, günümüzde müze olarak hizmet vermektedir. 2001 yılında ziyarete açılan Heineken Experience, bira müzesi her yıl binlerce turisti ağırlıyor.
18 yaş üstü kişilerin ziyaret edebildiği Heineken Experience Müzesi’nde arpadan biraya giden yolculuğu yakından izleyebilirsiniz. Panoramik LED ekranlarda firmanın sponsoru olduğu Şampiyonlar Ligi turnuvasında atılan en güzel golleri izleyebilir, 5D sinemada bira üretimini izleyebilir, eski bira fabrikasının izlerini görebilirsiniz. Müzenin giriş ücreti, 2023 yılı itibariyle 21€ ve bu fiyata iki adet bira dahil.

Amsterdam müzeleri arasında az bilinenlerden biri olan Van Loon Müzesi, kanal kıyısında dikkat çekici mimariye sahip bir yapıda bulunuyor. 1672 yılında inşa edilen bu ev, 1884 yılında Jonkheer Willem Hendrik van Loon tarafından evlilik hediyesi olarak eşi Thora’ya alınıyor. 1973 yılında ise Van Loon ailesinin son erkek torunu, burayı müze olarak halka açıyor.
Van Loon ailesi, döneminde Hollanda’nın en varlıklı ailelerinden biriydi. Dünyanın ilk uluslararası şirketi olarak kabul edilen Dutch East India Company’nin kurucusu olan bu aile, uzun bir süre boyunca burada yaşamış. Dekorasyondan mobilyalara, gümüş takılardan bahçe dizaynına kadar her detaylı ilgi çeken müze giriş ücreti, 2023 yılı itibariyle 14€’dur. I Amsterdam Card ile müzeye ücretsiz giriş yapılabilmektedir.

Dünyanın en güzel fotoğrafçılık müzeleri arasında gösterilen FOAM, Amsterdam’da Keizersgracht Kanalı kıyısında tarihi evlerden birinde yer alıyor. Avrupa’daki en faal fotoğrafçılık müzelerinde olan FOAM, 2002 yılında kapılarını ziyaretçilere açtı. Fotoğraf sergisi dışında fotoğraf üzerine sohbetler, eğitim projeleri ve fotoğrafçılarla buluşma etkinliklerinin de yapıldığı bir merkez olan FOAM’da yıl içinde birçok sergi düzenleniyor.
FOAM Fotoğraf Müzesi’nde geçici sergilerin yanında kalıcı bir fotoğraf koleksiyonu da bulunuyor. Diane Arbus, Henri Cartier-Bresson, Richard Avedon ve Anton Corbijn gibi isimler, FOAM’da fotoğraflarına rastlayabileceğiniz ünlü fotoğrafçılardan bazıları. I Amsterdam Card ile ücretsiz ziyaret edilebilen müzenin giriş ücreti, 2023 yılı itibariyle 15€’dur.

Amsterdam gezilecek yerler listesinde, gezmek için bolca vaktiniz varsa görebileceğiniz yerlerden biri de Pijpenmuseum olarak adlandırılan Pipo Müzesi’dir. Pipo ve tütün ürünlerinin tarihine bir yolculuk yapabileceğiniz müzede yüzlerce çeşit pipo sergilenmektedir.
Amsterdam’ın meşhur kanal evlerinden birinde yer alan Pipo Müzesi’nde 2.000’den fazla eşya sergilenmektedir. 1969 yılında özel bir koleksiyon olarak bir araya getirilen müzedeki pipolar, ağırlıklı olarak Hollanda’nın ünlü kil tütün pipolarından oluşmaktadır. Etnografik ögelerle birleştirilen koleksiyon, 1995 yılında bugünkü yerine taşınmıştır. 2023 yılı itibariyle giriş ücreti 13€ olan müzeye I Amsterdam City Card ile 2,5€ olan ekstra vergi ücretini ödeyerek giriş yapmanız mümkündür.

İşkence Müzesi anlamına gelen Torture Museum, Amsterdam gezilecek yerler listesinin en sıra dışı yerlerinden biri. Singel Kanalı’nın yanında bulunan müze, dar ve loş ışıklı odalardan oluşuyor. Müzenin her bir odasında ise ziyaretçilerin dokunarak etkileşime girmesine izin verilen işkence aletleri yer alıyor. Bu aletlerin yanında ise nasıl kullanıldığını anlatan kitaplardan ve makalelerden alınan resimler, yazılar bulunuyor.
Amsterdam gezilecek yerler listesinde İşkence Müzesi’nde yer alan bazı eserler orijinal halde muhafaza ediliyor. Kafatası kırıcı, erguvan beşiği, demir giyotin gibi birçok aletin yer aldığı Torture Museum, küçük bir yer olmasına rağmen oldukça etkileyici. Müzenin giriş ücreti ise 2023 yılı itibariyle 8€.

Tekne Ev Müzesi veya Yüzen Ev Müzesi olarak adlandırılan Houseboat Museum, Amsterdam gezilecek yerler listesindeki küçük ölçekli müzelerden biri. Amsterdam kanalında bir tekne evde yaşamanın nasıl olduğunu deneyimleyebileceğiniz müze, 1914 yılından kalma eski bir yük gemisi olan Hendrika Maria’nın düzenlenmesiyle oluşturulmuş.
23 metreye 4,5 metre ölçülerindeki teknede 80 metrekarelik bir yaşam alanı bulunuyor. 2008 yılında restore edilerek ziyarete açılan müzenin giriş ücreti, 2023 yılı itibariyle 5€’dur. I Amsterdam City Card kullanarak müzeyi ücretsiz bir şekilde ziyaret edebilirsiniz.

Anne Frank Evi Müzesi, Amsterdam gezilecek yerler listesindeki önemli turistik noktalardan biridir. Amsterdam müzeleri arasında en çok ziyaret edilenlerden biri olan Anne Frank Evi, tuttuğu günlüklerle Yahudi Soykırımı’nın simgelerinden olan Anne Frank’ın 1942-1944 yılları arasında Nazilerden saklanırken kullandığı evin müzeye dönüştürülmesiyle oluşturulmuştur.
Prinsengracht Kanalı üzerinde alan Anne Frank Evi, Anne Frank’ın tuttuğu günlüklerde Arka Ev veya Gizli Ev olarak adlandırılmıştır. 3 Mayıs 1960 tarihinde soykırımı anmak amacıyla müzeye dönüştürülen ev, 2.Dünya Savaşı’nın en karanlık günlerini yansıtmaktadır. Anne Frank’ın yaşamının anlatıldığı müzede kronolojik bir anlatımla fotoğraflar ve sözler bulunuyor. Müzenin çıkış kısmında Türkçe dahil olmak üzere Anne Frank’ın 28 dile çevrilmiş olan günlüğünü satın alabileceğiniz bir mağaza yer alıyor. Anne Frank yaşadığı o karanlık yılların ardından insanlığa karşı hala umudu olduğunu şu sözlerle ifade eder: “Her şeye rağmen, insanların kalplerinde hala iyi olduklarına inanıyorum.”
Müzenin giriş ücreti, 2023 yılı itibariyle 16€ olarak belirlenmiş durumda. I Amsterdam City Card’ın kullanılamadığı müzeyi ziyaret etmeden önce biletinizi online bir şekilde satın alarak sıra beklemekten kurtulabilirsiniz.

Amsterdam gezilecek yerler listesindeki bir başka müze olan Cheese Museum, Hollanda’nın öne çıkan lezzetlerinden biri olan peynir çeşitlerine adanmış durumda. Avrupa’nın önemli süt ticareti merkezlerinden olan Hollanda, verimli tarım alanlarıyla kaliteli süt ve peynir üretimiyle meşhurdur. Bu nedenle başkent Amsterdam’da çok sayıda peynir dükkanı bulunmaktadır.
Aslında bir peynir dükkanı olan Cheese Museum’da peynir tadımı yapabilir, Hollandalı peynir çiftçisi gibi giyinebilir, tarihten günümüze kadar farklı peynir türleri hakkında bilgi alabilirsiniz. Amsterdam gezilecek yerler listesindeki Peynir Müzesi, ücretsiz olarak ziyaret edilebilmektedir.

Amsterdam gezilecek yerler listesindeki bir başka ilginç müze, Jordaan bölgesindeki Electric Ladyland. Dünyanın ilk ve tek floresan müzesi olan Electric Ladyland, sanatçı Nick Padalino tarafından kuruldu.
Neon fosforuyla parlayan ışıkların arasında bir sergiye ev sahipliği yapan müzede UV ışığına doğal olarak tepki veren kaya ve diğer elementlerin koleksiyonunu da barındırıyor. Dünyanın en büyük floresan mineral koleksiyonunu barındıran müze, 19 Nisan 1987 tarihinde açılan Electric Lady Sanat Galerisi’nin alt katındadır. Müzenin açılış tarihi ise 19 Nisan 1999’dur. 2023 yılı itibariyle 8€ giriş ücreti bulunan müzeye gitmeden önce randevu alınması gerekmektedir. electricladyland.appointy.com adresinden randevu alarak müzeyi gezebilirsiniz. Müzede I Amsterdam City Card geçerli değildir.

Merkezi İngiltere’nin Londra şehrinde bulunan bal mumu heykel müzesi Madame Tussauds, alanıda dünyanın en popüler yerlerinden biridir. Berlin, Viyana, Prag, İstanbul, Las Vegas, New York, Hong Kong ve Tokyo gibi dünyanın birçok farklı noktasında bulunan Madame Tussauds Müzesi’nin bir şubesi de Amsterdam’da yer almaktadır.
Amsterdam gezilecek yerler listesindeki Madame Tussauds Müzesi, ünlü Dam Meydanı’nda konumlanmıştır. Müzede sinemadan spora bilim ve sanat dallarından müzik kategorisine kadar birçok farklı alanda ünlülerin gerçekçi bal mumu heykelleri bulunmaktadır. Angelina Jolie, Brad Pitt, Sean Connery, Elvis Presley, Michael Jackson ve daha birçok ünlü ismin yer aldığı müzenin giriş ücreti 23€.
Madame Tussauds İstanbul başlıklı yazımızdan İstiklal Caddesi’ndeki bal mumu müzesi hakkında da bilgi alabilirsiniz.

Amsterdam gezilecek yerler listesindeki sıra dışı müzelerden biri de Believe It or Not. Robert Ripley tarafından kurulan müzesinde sergilenen birbirinden ilginç eserler, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Müze franchise olarak Dubai, Kopenhag, Toronto ve New York gibi dünyanın çeşitli şehirlerinde de aynı konsept ile hizmet veriyor.
19 farklı kategoride 500’den fazla parçanın sergilendiği Ripley’s Believe It or Not Müzesi’nde uçan araba şeklindeki tabut, 19.yüzyıldan kalma diş çekme aletleri, dünyanın en uzun boylu adamının heykeline kadar birçok ilgi çekici parça bulunuyor. Her gün 10:00 – 22:00 saatleri arasında ziyaret edilebilen müzenin giriş ücretleri, 2023 yılı itibariyle 23€.

Body Worlds: Mutluluk Projesi adını taşıyan müze, Amsterdam gezilecek yerler listesindeki turistik noktalardan bir tanesi. Mutlu olmanın fiziksel ve zihinsel sağlık üzerindeki etkilerinden yola çıkan müzede bilim ve eğlence buluşuyor. 200’den fazla insan vücudunun sergilendiği Body Worlds Müzesi, Amsterdam’ın meşhur Dam Meydanı’na oldukça yakın bir lokasyonda yer alıyor.
Doktor Gunther von Hagens’ın insan vücudunun zarar görmeden korunması adına yaptığı çalışmalar, Body Worlds Müzesi’nin temelini oluşturuyor. Yıllar içinde kalıcı serginin konusu değişmekle birlikte günümüzde mutluluk ve mutluluğun etkileri ele alınıyor. İnsan derisinin altındaki karmaşık yapı, esneklik ve organları tüm netliğiyle görebileceğiniz müzede interaktif sergiler bulunuyor.
I Amsterdam City Card ile ücretsiz olarak ziyaret edilebilen Amsterdam gezilecek yerler listesindeki müzenin giriş ücretleri, 2023 yılı itibariyle 23€’dur.

Amsterdam gezilecek yerler listesindeki müzeler arasında en çok ziyaret edilenlerden biri olan Amsterdam Seks Müzesi, her yıl ortalama 500 bin turisti ağırlamaktadır. Alanında dünyanın ilk müzelerinden olan Seks Müzesi, 1985 yılında açılmıştır. Venüs Tapınağı olarak da adlandırılan müzedeki ilk koleksiyon, 19.yüzyıldan kalma küçük bir erotik nesne koleksiyonuyken ziyaretçilerin gösterdiği ilgiyle birlikte koleksiyon genişlemiştir.
Amsterdam Seks Müzesi’nde resimler, fotoğraflar, ses kayıtları, heykeller ve çeşitli seks oyuncakları sergilenmektedir. Amsterdam gezilecek yerler listesindeki Seks Müzesi’nin giriş ücreti, 2023 yılı itibariyle 9€’dur.

Amsterdam gezilecek yerler listesinde Our Lord in the Attic Museum, Türkçe’ye ”Tavan Arasındaki Efendimiz Müzesi” olarak çevrilebilir. Daha önceden gizli kilise olarak adlandırılan bu yapı, 17.yüzyıldan kalma bir kanal evi. Gizli bir Katolik ayin ve ibadet yeri olan kilise, Aziz Nicholas Kilisesi’nin açılmasına kadar aktif olarak kullanılmıştır.
28 Nisan 1888 yılında müze olarak ziyarete açılan kilise, Rijksmuseum’dan sonra Amsterdam’ın en eski müzesidir. 2023 yılı itibariyle 17€ giriş ücreti bulunan Our Lord in the Attic Müzesi, I Amsterdam City Card ile ücretsiz bir şekilde ziyaret edilebilmektedir.

Amsterdam gezilecek yerler listesinde bulunan sıra dışı müzelerden biri de Red Light Secrets. Şehrin genelevleriyle meşhur bölgesi Red Light District’te bulunan müze, Red Light Sırları Seks İşçiliği Müzesi olarak adlandırılıyor. Bölgedeki orijinal durumdaki genelevlerden birinin düzenlenmesiyle oluşturulan müzede, dünyanın en eski mesleklerinden olan seks işçiliği hakkında bilgiler veriliyor. Seks işçilerinin haklarını savunan Geisha Derneği ve Amsterdam Belediyesi işbirliği ile kurulan müze, seks işçilerinin çalışma koşullarını göstererek onlara saygı konusunda ziyaretçileri eğitmeyi hedefliyor.
Red Light bölgesinde bir vitrinin arkasında müşteri bekleyen seks işçilerinin yaşamının anlatıldığı müzede, videolu anlatımlar ve canlandırmalarla sesli hikayeler yer alıyor. Müzeye sadece 16 yaşından büyükler kabul ediliyor. 2023 yılı itibariyle giriş ücretinin 15€ olduğu müzeye I Amsterdam City Card ile ücretsiz giriş yapılabiliyor.

Esrar tüketiminin yasal olduğu ve Coffeeshop adı verilen dükkanlarda satılan bu ürünler, turistlerin Hollanda’ya tatile gelmesinde büyük rol oynamaktadır. Marihuana ve haşhaşların sergilendiği bir yer olan Marihuana Müzesi, Amsterdam gezilecek yerler listesindeki noktalardan biridir. Bu müzenin bir şubesi de İspanya’nın Barcelona şehrinde bulunuyor.
1985 yılında açılan müze, bugüne kadar 2 milyondan fazla kişi tarafından ziyaret edildi. Esrarın tıbbi, manevi ve kültürel amaçlarla tarih boyunca kullanım şekillerinin anlatıldığı müzede kenevir lifinden elde edilen giyim aksesuarları ve kozmetik ürünler de dahil olmak üzere kenevir tarımsal ve endüstriyel kullanımları hakkında da bilgiler veriliyor. 6000’den fazla materyalin sergilendiği müzenin giriş ücreti, 2023 yılı itibariyle 9€’dur.

The Amsterdam Dungeon, Amsterdam gezilecek yerler listesinde korku tiyatro gösteriyle öne çıkan bir müzedir. Amsterdam Zindanı, 1912 yılında inşa edilen ve Hollanda Reform Kilisesi’ne ait olan eski bir kilisenin Merlin Entertainments tarafından kiralanarak müzeye dönüştürülmesiyle oluşturulmuştur. Şehrin merkezinde yer alan müzede profesyonel oyuncular yer almaktadır. 3D sinema, lazer gösterileri ve bilgisayar efektleriyle zenginleştirilen müze gezisinde ziyaretçilere farklı deneyimler yaşatmaktadır.
10 yaş altı ve klostrofobisi olanların Amsterdam Zindan Müzesi’ne giriş tavsiye edilmemektedir. Müzenin giriş ücreti, 2023 yılı itibariyle 23€’dur.

Amsterdam gezilecek yerler listesindeki Rembrandt Evi Müzesi, Ressam Rembrandt’ın 1639-1658 yılları arasında yaşadığı ve çalıştığı evdir. Gerçekçi ve etkileyici eserleriyle öne çıkan Rembrandt, ışık ve gölgenin efendisi olarak nitelendirilmektedir.
1911 yılında müze haline getirilen evde Rembrandt’ın grafik çalışmaları dikkat çekmektedir. Gravürler, çizimler ve bakır plakaların olduğu müzede Rembrandt’ın bugüne kadar yaptığı 290 gravürden 260’ı burada sergilenmektedir. I Amsterdam City Card ile ücretsiz olarak giriş yapılabilen müzenin 2023 yılı itibariyle giriş ücreti 18€’dur.

Amsterdam gezilecek yerler listesindeki Yahudi tarihine adanmış bir müze olan Jewish Museum, ilk olarak 24 Şubat 1932 yılında ziyarete açılmıştır. İlk olarak Nieuwmarkt bölgesindeki Waag binasında açılan müze, Hollanda’nın Nazi işgali altında olduğu dönemde kapanmak zorunda kalmıştır ve müze koleksiyonunun büyük bir kısmı kaybolmuştur. 1955 yılında kapılarını tekrar açan Yahudi Tarihi Müzesi, 1987 yılında Jonas Daniël Meijerplein meydanındaki dört eski sinagogun birleştirilmesiyle yeni yerine taşındı.
Kalıcı sergilerin yanında geçici sergilere de ev sahipliği yapan Yahudi Tarihi Müzesi, Yahudilerin gelenek ve göreneklerine odaklanmakla birlikte savaş dönemlerinde yaşadıkları acımasızlıklar anlatılmaktadır. 2023 yılı itibariyle 17€ ücretle giriş yapılabilen müzeye I Amsterdam City Card ile ücretsiz giriş yapılabilmektedir.

Amsterdam gezilecek yerler listesinde Amsterdam Müzesi, 1975 yılında kurulmuş ve 2011 yılına kadar Amsterdam Tarih Müzesi adıyla hizmet vermiştir. 2011 yılında Amsterdam Müzesi adını alan müze, Ortaçağ’dan günümüze kadar olan süreçte Amsterdam şehrine ait heykellere, resimlere, arkeolojik resimlere ev sahipliği yapmaktadır. The Might City, The Young City ve The Modern City gibi farklı kategorilerde eserlerin sergilendiği müzede 100.000’den fazla nesne bulunmaktadır.
Amsterdam Müzesi’nde dünyanın ilk eşcinsel evliliğine dair bilgilerle birlikte Witkar adı verilen 1960’lı yıllara ait Hollanda arabası gibi ilgi çekici eserler bulunmaktadır. Müzeye 2023 yılı itibariyle 18€ ücretle giriş yapılabilmektedir.

Amsterdam gezilecek yerler listesindeki Hermitage Müzesi, Rusya’nın St. Petersburg şehrindeki Devlet Ermitaj Müzesi’nin bir şubesidir. Amstel nehrinin kıyısında 1681 yılında inşa edilen klasik tarzdaki binada bulunan müze koleksiyonu, daha önceden Neerlandia binasında sergilenirken 19 Haziran 2009 yılında müzenin açılışıyla birlikte buraya taşınmıştır.
Amsterdam Hermitage Müzesi’nde Hollanda-Rus ilişkilerinin anlatıldığı ve müze binası olan Amstelhof’un tarihinin anlatıldığı iki adet kalıcı sergi bulunmaktadır. Bununla birlikte 6 aylık geçici sergiler de düzenlemektedir. Hermitage Müzesi, Amsterdam Müzesi ve Museum of the Mind ile birlikte 3’lü kombine giriş biletinin ücreti, 33€’dur. Hermitage Müzesi, I Amsterdam City Card ile ücretsiz olarak ziyaret edilebilmektedir.

Scheepvaartmuseum olarak adlandırılan Ulusal Denizcilik Müzesi, Amsterdam gezilecek yerler listesindeki müzelerden biridir. 1656 yılında inşa edilen tarihi bir binada yer alan müze, dünyanın en önemli deniz koleksiyonlarından birine sahiptir. 1973 yılından beri müze olarak kullanılan binada birçok gemi maketi, gemi motorları, makineler, teknik çizimler ve birçok alet sergilenmektedir.
Müze binasının hemen önünde demirleyen ve ilk seferini 1749 yılında yapan East Indiaman (Doğu Hindistan Şirketi) Amsterdam VOC adlı gemisinin replikasını inceleyebilirsiniz. I Amsterdam City Card ile ücretsiz ziyaret edilebilen müzenin giriş ücreti, 2023 yılı itibariyle 18€’dur.

Science Center NEMO, Amsterdam gezilecek yerler listesinde yer alan bir bilim merkezidir. Müzenin geçmişi, 1920’li yıllara kadar uzanırken, 1997 yılından beri günümüzdeki binasında hizmet vermektedir. Renzo Piano tarafından tasarlanan ve 5 kattan oluşan müze binası, Hollanda’nın en büyük bilim merkezidir ve yılda ortalama yarım milyon ziyaretçiyi ağırlamaktadır.
İlk olarak Museum van den Arbeid adıyla kurulan müze, 1997 yılında New Metropolis adını almıştır. Müzenin şuanki adı Science Center NEMO adı ise 2000 yılından beri kullanılmaktadır. Müzenin farklı bölümlerinde yer çekimi, statik elektrik, ses ve ışık gibi doğa kanunlarından fen bilgisi deneylerine kadar interaktif deneyimler bulunmaktadır. Müze, her yıl birçok geçici sergiye de ev sahipliği yapmaktadır. Müzeye I Amsterdam City Card kullanarak ücretsiz giriş yapılabilmektedir. Müzenin standart giriş ücreti ise 2023 yılı itibariyle 18€’dur.

Amsterdam gezilecek yerler listesindeki Tropenmuseum, Tropikal Müze olarak Türkçe’ye çevrilebilir. Tropikal Kraliyet Enstitüsü’nün sahibi olduğu müze, Hollanda’nın en büyük müzesidir ve aynı anda birçok sergiye ev sahipliği yapabilmektedir.
Avrupa’nın en önemli etnografya müzelerinden biri olan Tropikal Müze, 3 kattan oluşmaktadır. Hollanda’nın sömürge tarihi boyunca elde edilen zengin bir koleksiyona sahip olan müzedeki eserler fotoğraf, film ve müziklerle desteklenmektedir. Ahşap kayıklar, heykeller, maskeler, kuklalar, dekoratif ögeler ve daha birçok nesnenin sergilendiği müzeyi, I Amsterdam City Card ile ücretsiz bir şekilde gezebilirsiniz. Müzenin standart giriş ücreti ise 16€’dur.

Amsterdam’daki merkez tren istasyonunun arkasında, nehrin karşısında yer alan EYE Film Enstitüsü, dikkat çeken mimarisiyle Amsterdam gezilecek yerler listesindeki önemli noktalardan biridir. EYE Film Müzesi olarak da bilinen müze, Amsterdam’ın modern mimarisini yansıtıyor.
İlk olarak 1952 yılında Hollanda Film Müzesi adıyla sinema alanındaki bilgilerin gelecek nesillere aktarılması amacıyla kurulan müzede 46.000 filmden kesitler bulunmaktadır. Hem ulusal hem de yabancı film materyallerinin gösterildiği müzede film gösterimleri ve sergiler yapılmaktadır. Film gösterimleri için 12€ ücret alınırken, sergi girişleri için 13€ ücret alınmaktadır. I Amsterdam City Card ile birçok sergiye ücretsiz olarak giriş yapılabilmektedir.

Instagram Müzesi olarak da bilinen WONDR Experience, Amsterdam gezilecek yerler listesindeki sıra dışı müzelerden biri. Haftanın her günü ziyaretçilere açık olan müze, yetişkinliklere yönelik bir oyun alanını andırıyor. 1.200 metrekarelik bir alan içerisinde 15 farklı temada çeşitli aktiviteler sunan WONDR Müzesi’nde konfeti duşu, marshmallow havuzu, karaoke kabinleri ve dev top havuzu gibi alanlar bulunuyor. WONDR Experience Müzesi’ne giriş için 2023 yılı itibariyle 25€ ücret alınıyor.

Amsterdam gezilecek yerler listesinde çok sayıda sanat, tarih ve kültür müzesi bulunmasına rağmen ilginç müzeler de dikkat çekiyor. Amsterdam müzeleri arasında sıra dışı konsepti ile dikkat çekenlerden biri de Amaze Müzesi. Duyusal bir deneyim vadeden Amaze’de ziyaretçilerin zihnini harekete geçirmek üzere hazırlanmış 7 farklı oda bulunuyor. Özel videolar, sesler, ışıklar, dumanlar ve özel efektler içeren Amaze Müzesi’ne giriş için 27€ ücret alınıyor.

Amsterdam, su kanalları arasında yer alan tarihi kanal evleriyle meşhurdur. Bununla birlikte Dam Meydanı ve Müzeler Meydanı başta olmak üzere birçok turistik alanı bulunmaktadır. Meydanlar, caddeler ve meşhur Amsterdam pazarlarının kurulduğu mahalleler Amsterdam gezilecek yerleri listesinde önemli yer tutmaktadır. Alt kısımdaki listeden Amsterdam meydanları, caddeleri ve mahalleleri hakkında bilgi alabilirsiniz.
Amsterdam gezilecek yerler listesi denildiğinde akla ilk gelen yerlerden biri Dam Meydanı’dır. Şehrin kalbinin attığı yerlerin başında gelen Dam Square, hareketli yapısıyla dikkat çekmektedir ve gün içerisinde binlerce turistin toplandığı bir yerdir. Amsterdam şehrinin sembol yerlerinden olan meydanın tarihi, 13.yüzyıla kadar uzanmaktadır. O dönemde şehirdeki Amstel Nehri’nde yaşanan su taşkınları sonucunda şehri korumak için setler inşa edilmiş ve bunun sonucunda Dam Meydanı oluşmuştur.
Amsterdam’ın tarihi, kültürel ve ticari merkezi olan Dam Meydanı, günümüzde birçok aktiviteye ev sahipliği yapmaktadır. Bununla birlikte meydanın çevresinde çok sayıda tarihi bina, müze, kafe ve restoran bulunmaktadır. Madame Tussauds Müzesi, De Bijenkorf, Amsterdam Kraliyet Sarayı ve Nieuwer Kerk meydanın çevresinde bulunan bazı tarihi yapılardır.

Amsterdam gezilecek yerler denildiği zaman birçok kişinin aklına ilk gelen yer, Red Light’tır. Türkçe karşılığı Kırmızı Fener Mahallesi olan Red Light District, hem eğlence hem de kültürel tarih için önemli bir noktadır. Red Light denildiğinde çoğu kişinin aklına tek bir sokak gelse de, Red Light aslında bir mahalledir ve üç sokaktan oluşmaktadır. Singelgebied, Ruysdaelkade ve De Wallen isimli sokaklardan oluşan Red Light, gündüzleri sakin bir yerdir. Akşamları ise barların ve genelevlerin ışıklarının yanmasıyla birlikte kırmızıya bürünmektedir.
Red Light District, seks işçileriyle meşhur bir yerdir. Bölgede yaklaşık 300 adet kabin bulunmaktadır ve bu kabinlerin sokağa bakan camlarında seks işçileri müşterilerini beklemektedir. Genelevlerin haricinde Casa Rosso gibi erotik şovların sergilendiği içkili mekanlar da bölgenin ilgi gören yerlerindendir.

Türkçe’ye Dokuz Küçük Sokak olarak çevrilen Negen Straatjes, Amsterdam gezilecek yerler listesinde yer alan bir mahalledir. Dokuz Caddesi olarak bilinen bölge, Raadhuisstraat ve Leidsegracht arasında kalan kanal kıyısındaki küçük caddelerden oluşmaktadır.
Şehrin turistik noktalarının ortasında yer alan Negen Straatjes, özellikle yerel halkın alışveriş yapmak için tercih ettiği bir bölgedir. Negen Straatjes, çeşitli moda markalarına ait butik dükkanlar, güzellik salonları, kuaförler, kafeler ve restoranlarla görülmeye değerdir.

Amsterdam gezilecek yerler listesindeki semtlerden olan Jordaan, eskiden bir işçi mahallesiyken günümüzde lüks bir alana dönmüştür. Bölgenin tarihi 1600’lü yılların başına kadar dayanmaktadır. Özellikle sol görüşlülerin bulunduğu bir semt olan Jordaan’da tarih boyunca birçok ayaklanma yaşanmıştır. 1960’lı yıllara gelindiğinde ise bölge halkı daha ekonomik yerlere gitmiştir.
Jordaan Festivali, bölgenin en bilinen etkinliklerindendir. Canlı müzik konusunda öne çıkan bölge, Amsterdam’ın ünlü pazarlarından bazılarına da ev sahipliği yapmaktadır. Her pazartesi günü Noordermarkt’ta kurulan bit pazarının dışında çok sayıda gıda pazarı bulunmaktadır.

Dam Meydanı ile birlikte Amsterdam gezilecek yerler listesindeki en ünlü meydan, Museumplein’dir. Müze Meydanı anlamına gelen Museumplein, adını çevresindeki müzelerden almaktadır. Hollanda’nın en ünlü müzeleri olan Rijksmuseum, Van Gogh ve Stedelijk bu bölgede yer almaktadır.
Amsterdam’ın simgelerinden olan ”I Amsterdam” yazısı, bu meydandaki Rijksmuseum’un önünde bulunmaktadır. Meydanda festival, konser ve gösteri gibi organizasyonlar yapılmaktadır. Hollandalılar, milli takımın maçlarını toplu bir şekilde bu meydanda izlemektedir. En son 1999 yılında çevre düzenlemesi yapılan Museumplein’deki araç yolları kaldırılmış, alt kısmına otopark yapılmış ve yaya alanları genişletilmiştir. Meydandaki gölet, kış aylarında buz pateni için de kullanılmaktadır.

Amsterdam gezilecek yerler listesindeki en hareketli semtlerden olan De Pijp, her yıl milyonlarca turisti ağırlamaktadır. Amsterdam’ın en ünlü açık hava pazarı olan Albert Cuypmarkt, bu bölgede yer almaktadır. Amsterdam’ın güneyindeki De Pijp mahallesindeki sokaklara Jan Steen, Frans Hals, Ruysdael ve Vincent van Gogh gibi Hollandalı ressamların isimlerini taşımaktadır.
Albert Cuypmarkt, haftanın altı günü açıktır. Bu pazarda yiyeceklerden giysilere mobilyalardan sanat eserlerine kadar birçok farklı kategoride eşyalar satılmaktadır. Şehrin önemli noktalarından olan Heineken Experince binası da yine bu bölgede yer alan turistik noktalardan biridir.

Hollanda denildiği zaman akla ilk gelenlerden biri, yel değirmenleridir. Amsterdam gezilecek yerler listesinde yel değirmenlerine yer vermek gerekiyor. Amsterdam şehrine yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki Zaanse Schans kasabası, Zaandam şehri sınırları içerisinde. Kasabaya Amsterdam’dan ulaşmak için Merkez Tren İstasyonu’ndan hareket eden Koog Zaandijk treniyle ortalama 20 dakikalık bir yolculukla bölgeye varabilirsiniz.
Yüzlerce yıllık bir geçmişe sahip olan Zaanse Schans kasabasında koruma altına alınan 10 adet yel değirmeni bulunuyor. Bu yel değirmenleri boya üretimi, ahşap işçiliği, yağ ve kakao üretimi gibi farklı amaçlarla kullanılmakla birlikte bazıları ücretsiz bazıları ise ücretli bir şekilde gezilebiliyor.
Hollanda gezilecek yerler listesindeki Zaanse Schans kasabasında sadece yel değirmenleri bulunmuyor. Albert Heijn Museum Shop, Honig Breethuis Evi, The Zaanse Time Museum, Zaanse Museum, Bakery Museum, Jisper House ve Windmill Museum gibi kasabadaki birçok müzeyi gezebilirsiniz.

Avrupa’nın birçok turistik şehri, parklarıyla ünlüdür. Amsterdam da şehir parklarıyla öne çıkan bir yerdir. Şehrin en büyük ve ünlü parkı Vondelpark başta olmak üzere Amsterdam gezilecek yerler listesinde çok sayıda park bulunmaktadır. Yaklaşık 30 park, şehrin farklı konumlarında bulunmaktadır. Yaz aylarında turistlerin güneşlenmek için kullandığı bu parklarda piknik yapabilir, yürüyüşe çıkabilir, fotoğraf çekebilir ve çeşitli etkinliklere katılabilirsiniz.
Leidseplein ve Museumplein’in batısında yer alan Vondelpark, Amsterdam’ın en meşhur ve en büyük parkıdır. 47 hektarlık bir alanı kaplayan Amsterdam gezilecek yerler listesindeki Vondelpark, 1865 yılında Nieuwer Park (Yeni Park) adıyla açılmıştır. Daha sonra şair Joost van den Vondel’in adını alan park, yılda yaklaşık 10 milyon turisti ağırlayan bir yer haline gelmiştir.
Ücretsiz bir dinlenme alanı olan Vondelpark’ta çok sayıda çocuk oyun alanı, açık hava tiyatrosu, kafeler ve restoranlar bulunmaktadır. Özellikle yaz döneminde parkta birçok müzik, dans ve tiyatro gösterisi düzenlenmektedir. Vondelpark’ta yürüyüş yapabilir, bisiklete binebilir, paten sürebilir, çimlerde güneşlenebilir ve piknik yapabilirsiniz.

Amsterdam gezilecek yerler listesinin popüler noktalarından Albert Cuyp Market’in hemen yanı başında yer alan Sarphatipark, şehrin ilgi gören bir başka parkıdır. Adını dönemin hayırsever Yahudi doktoru Samuel Sarphati’den alan Sarphatipark, 1870 yılında inşa edilmiş. De Pijp semtinin büyük bir kısmını kaplayan parkın büyüklüğü, 10 dönüm kadar. Park içerisinde çocuklar için oyun alanları, basketbol, voleybol ve masa tenisi oynanabilen yerler bulunuyor.

Amsterdam gezilecek yerler kategorisindeki parklardan biri olan Oosterpark, şehrin doğu kısmında yer almaktadır. 1891 sensinde Leonard Antonij Springer tarafından tasarlanan park, İngiliz peyzaj tasarımlarıyla ve uzun gölleriyle dikkat çekmektedir. Amsterdam şehrindeki ilk ücretsiz Wi-Fi hizmeti, bu parkta sunulmuştur.
Oosterpark’ın bir diğer özelliği ise Ulusal Kölelik Anıtı olarak bilinen yapıdır. 1 Temmuz 2022 yılında parka yerleştirilen anıtın çevresinde her yıl 1 Temmuz’da Hollanda’da köleliğin kaldırılması festivalle anılmaktadır.

Nobelweg ve Middenweg caddeleri arasında yer alan Park Frankendael, Amsterdam gezilecek yerler listesindeki bir başka yeşil alandır. Zarif peyzajı ve etkileyici köprüleriyle dikkat çeken park, 7 dönümlük bir arazi üzerine inşa edilmiştir. 1659 yılında inşa edilen, Frankendael adındaki bir arazi evinin mülkü olan bu alan günümüzde şehir parkı olarak kullanılmaktadır.
Huize Frankendael adı verilen arazi evi, günümüzde kültür sanat ve iş kompleksi olarak hizmet vermektedir. Yapının içinde restoran, sergi salonu ve konser alanı bulunmaktadır.

Birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Estonya’da ve Tallinn’de de Euro para birimi kullanılmaktadır. Türkiye ile arasında 1 saatlik zaman farklı olan Tallinn, ılıman bir iklime sahip olması nedeniyle yılın dört mevsimi de turistler için cazip bir yerdir. Yazları ortalama 17 derecelik sıcaklık ortalamasına sahip olan Tallinn, kış mevsiminde ortalama -5 derecelik bir sıcaklığa sahiptir.
İstanbul’dan direkt uçuşlarla Tallinn’e gidilebileceği gibi İstanbul > Varşova, Viyana ya da Helsinki aktarmalı olarak da ulaşım sağlanabilmektedir. İstanbul’dan Tallinn’e uçak yolculuğu, ortalama 3 saat sürmektedir. Ayrıca Türkiye’den yapılan Baltık Ülkeleri turlarının hemen hemen hepsinin listesinde Tallinn gezisi bulunmaktadır. Turla veya bireysel olarak yapacağınız gezilerde Tallinn’de konaklama seçenekleri oldukça fazladır. Bütçenize göre lüks veya ekonomik otellerde konaklayabilirsiniz. Konaklamak için tercih edilen yer ise, genellikle Old Town olarak anılan şehrin merkezidir. Burada Ortaçağ esintilerini hissedebilir veya Tallinn şehrinin biraz dışında kırsallardaki konaklama seçeneklerini değerlendirebilirsiniz.

Estonya’nın başkenti Tallinn gezilecek yerler listesinde birçok doğal ve tarihi turistik nokta bulunmaktadır. Şehrin tarihi yapılar arasında kiliseler, katedraller ve kuleler bulunmaktadır. Bununla birlikte yeşillikler içerisinde şehirde doğal güzellikler de vardır. Ayrıca Tallinn müzeleri de Tallinn gezilecek yerler listesinde önemli bir yer tutmaktadır. Tallinn gezilecek yerler listesindeki noktalara alt kısımdan ulaşabilirsiniz. Şehirdeki eğlence hayatı için ise Tallinn Gece Hayatı başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

Tallinn şehrinin en ünlü yapıtlarından biri olan Oleviste Kilisesi’nin 12.yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. 1549-1625 yılları arasında ”DÜnyanın en büyük binası” olarak kayıtlara geçen kilise, 125 metre uzunluğundadır. Bölgede yaşanan savaşlar nedeniyle zarar gören yapıt, günümüze kadar bazı restorasyonlardan geçirilmiştir. Tallinn Old Town içerisinde kilise, ücretsiz olarak 10:00-18:00 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir. Tallinn şehrinin güzel bir manzarasını görebileceğiniz kiliseye gitmek için 1 ve 2 numaralı tramvay hatlarını kullanabilirsiniz.

Benzerlerini Avrupa’da sıkça görebileceğiniz Alexander Nevsky Katedrali, Tallinn şehrinin en büyük Ortodoks Kilisesi olarak turistlerin ilgisini çekmektedir. Rus mimarisinin bir örneği olan katedral, Tallinn’in Rus egemenliği altında olduğu dönemde; 1894-1900 yılları arasında inşa edilmiştir. Her yıl binlerce turist ağırlayan katedralin ziyaret saatleri; hafta içi 08:00-19:00 saatleri arasında, hafta sonu ise 08:00-20:00 saatleri arasındadır. Alexander Nevsky Katedrali’ne ulaşım için 1 ve 40 numaralı şehir içi otobüslerini kullanabilirsiniz.

Tallinn’in en büyük parkı olan Kadriorg Park, Başkanlık Sarayı’nın hemen yanında bulunmaktadır. Büyüklüğü ve konumu nedeniyle Amerika’daki Centrel Park’a benzetilen Kadriorg Park’ta yürüyüş yolları, süs havuzları, banklar ve Kuğu Gölü bulunmaktadır. Ünlü yazar Friedrich Reinhold Kreutzwald’ın bir anıtının da bulunduğu park içerisindeki en önemli yapılardan biri de Çar I.Petro’nun yaptırmış olduğu saraydır. Saint Petersburg şehrinin de kurucusu olan Büyük Petro, 1718 yılında Kadriorg Sarayı’nı bu parkın içerisine yaptırmıştır. Saray, 1741 ile 1917 yılları arasında Tallinn şehrinin valilik binası olarak kullanılmıştır.

Tallinn şehrinin yukarıdan izlemek ve şehrin genel fotoğrafını çekmek için tercih edebileceğiniz yerlerin başında, Toompea Tepesi geliyor. 7 hektarlık bir alan kaplayan Toompea Tepesi’NE 4, 5, 7, 21, 21B ve 59 numaralı otobüsler ile ulaşım sağlayabiliyorsunuz. Bölgenin seyir zevki dışında burada bulunan Parlamento Binası, Toompea Kales, ve Hermann Kuleleri de gezilmeye değer yerlerden.

Tallinn’in heyecan verici atmosferini keşfedebileceğiniz bir yer olan Kiek in de Kök Kulesi, şehirde gezilmesi gereken turistik yerlerden biridir. 38 metre uzunluğundaki Kiek in de Kök, pazartesi günleri haricinde her gün 10:30-18:00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Giriş ücreti 3-10 Euro arasında olan Kiek in de Kök Kulesi’nin hemen dışında burç geçitleri bulunmaktadır. 1219 yılından başlayarak Tallinn şehrinin tarihinin anlatıldığı bu geçitlerdeki görüntüler, sesler ve efektler turistleri etkilemektedir. Bölgeye gitmek için 3 ve 4 numaralı tramvay hatlarını kullanabilirsiniz.

Old Town bölgesi, Tallinn şehrinin eski merkezidir. Avrupa’nın birçok şehrinde bulunan Old Town bölgeleri, sokaklarıyla turistleri büyülemektedir. Bu sokaklarda gezerken zaman makinesine girmiş gibi olacak ve kendinizi Orta Çağ’da gezerken bulacaksınız. Orta Çağ mimarisine ilgi duyanların kesinlikle görmesi gereken bir yer olan Old Town, 1400’lü yıllardan 1800’lerin sonuna kadar farklı mimari türlerin gelişimini görebilirsiniz. Küçük ama sevimli bu bölge, Tallinn gezinizde mutlaka listenizde yer alması gereken bir yer. Tallinn gezilecek yerler listesindeki en önemli noktalardan biri olan bu eski sokaklarla ilgili detaylı bilgi almak için Tallinn Old Town Gezilecek Yerler başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

Oldukça güzel bir mimari içerisinde deniz araçları, harp silahları ve harp araçlarının sergilendiği Lennusadam Seaplane Müzesi, 2012 yılında ziyarete açılmıştır. Yelkenli gemiden denizaltı araçlarına kadar birçok eserin bulunduğu müzede bilgi almak için videoları izleyebilirsiniz. Ayrıca tarihi elbiseler giyerek bölgede fotoğraf çekinmeniz de mümkündür.

Estonya Sanat Müzesi, Tallinn’de gezilmesi gereken yerlerden biridir. 1919 yılında kurulan Estonya Sanat Müzesi, günümüzde beş adet müzeyi içerisinde barındırmaktadır. Bu müzeler; Kumu Sanat Müzesi, Kadriorg Sanat Müzesi, Mikkel Müzesi, Niguliste Müzesi ve Adamson-Eric Müzesi’dir.
Kumu Sanat Müzesi, Estonya Sanat Müzesi’nin ana binasıdır. Kadriorg Sarayı bahçesine 2002-2006 yılları arasında inşa edilmiş olan Kumu Sanat Müzesi, oldukça modern bir binadır ve 2008 yılında Avrupa Yılın Müzesi ödülünü kazanmıştır. Kadriorg Sarayı’nda 18.yüzyıldan kalma bir bölüm, Kadriorg Sanat Müzesi olarak adlandırılmaktadır. 16. yüzyıl ve 20.yüzyıl arasında Rus ve Batı Avrupa resim sanatının önemli örnekleri, bu koleksiyonda bulunmaktadır. Kadriorg Sarayı’nın mutfak binası, Mikkel Müzesi olarak adlandırılmaktadır. Bu müzede Johannes Mikkel’in 1994’te bağışladığı Batı sanatı, Avrupa ve Çin porseleni bulunmaktadır. Sarayın yanında yer alan tarihi kilise, Niguliste Müzesi olarak hizmet vermektedir. Burada mezartaı ve sunak gibi kilise sanatına ilişkin eserler sergilenmektedir. Ünlü ressam Adamson-Eric’in eserlerinin sergilendiği bölüm ise Adamson-Eric Müzesi’dir.

Oldukça büyük bir park olan Tallinn Botanik Bahçesi’ne giriş için 5 Euro ücret ödemeniz gerekmektedir. Park içerisinde çocuk oyun alanları, çeşitli gül bitkileri, tropik bitkiler, farklı türlerde ağaçlar, mantarlar ve sergi alanları bulunmaktadır. Sesli rehberler de bulunan Tallinn Botanik Bahçesi’nde piknik veya kutlama organizasyonları yapılabilmektedir. 110 hektarlık bir alana yayılan bahçede 7000’den fazla bitki türü bulunmaktadır. Parkta bulunan sera alanları, turistlerin ilgisini çekmektedir.

Orta büyüklükte olan Tallinn Hayvanat Bahçesi, Sovyetler Birliği zamanından kalmadır. İki kısma ayrılan hayvanat bahçesinin Sovyetler’den kalma bölümü ve modern bölümü bulunmaktadır. İyi düzenlenmiş ve yeşillendirilmiş bir yer olarak dikkat çeken bölgede, baykuşların ve antilopların olduğu alan oldukça geniştir. Yaz aylarında binlerce ziyaretçi bulunan Tallinn Hayvanat Bahçesi’nde farklı hayvan türlerini görebilir ve hediyelik eşya satın alabilirsiniz.

Şangay, Tokyo, Toronto, Moskova gibi şehirlerde de örnekleri bulunan TV kulelerinin bir benzeri, Tallinn şehrinde de bulunmaktadır. İnteraktif ortam ve etkinlikler ile gerçekleşen Tallinn TV Kulesi gezisinin en çok beğenilen yanı, panoramik manzaradır. 10 Euro ödeyerek giriş yapabileceğiniz Tallinn TV KUlesi içerisinde bir de restoran bulunmaktadır. Burada 360 derece manzara eşliğinde yemek yiyebilir, birşeyler içebilirsiniz.

Tallinn’in ilgi çekici turistik yerlerinden biri olan KGB Müzesi, Hotel Viru’nun 23.katında yer alıyor. 10 Euro karşılında girebileceğiniz müzede, tur rehberi eşliğinde ilginç hikayeler dinliyorsunuz. Zamanında burada dinleme faaliyetlerini gerçekleştiren KGB örgütünün eski eşyaları, bölgenin Rus egemenliği döneminden kalma. Müzenin tam konumuna Google Maps üzerinden ulaşabilirsiniz.
]]>Balkanlar’ın bir parçası olan Sırbistan’ın gezilecek yerlerinden bir tanesi de başkent Belgrad’da bulunan Nikola Tesla Müzesi’dir. Belgrad Nikola Tesla Müzesi, Tesla’nın kişisel eşyalarının sergilenmesi amacıyla kurulmuştur. Müze içerisinde 160.000 kadar orijinal belgenin yanı sıra 5.700 kadar kişisel eşyası sergilenmektedir.
Nikola Tesla Müzesi, Belgrad’da gezilecek yerler arasında oldukça popülerdir ve turistik yerlerin başında gelmektedir. Modern dünyanın elektrik sisteminin öncüsü olan Tesla, bir çok kişi tarafından henüz hak ettiği ilgili ve değeri görmese de bu müze, onun çalışmalarını ve yaşamını yansıtmak için güzel bir yerdir.
Belgrad şehrinin merkezi bir noktasında yer alan Nikola Tesla Müzesi, turistler tarafından ilgi çeken bir yerdir. Özellikle okul gezileriyle birlikte yoğun bir talep olmaktadır ve genellikle kalabalık bir ziyaretçi kitlesi vardır.
Müze içerisinde Tesla’nın çalışmalarıyla birlikte kişisel eşyaları da bulunuyor. Tesla Bobini, müzenin en ilgi çekici eseridir. Kablosuz bir şekilde lambaların yakılmasını sergileyen bu eser, özellikle Tesla’nın çalışmalarından pek fazla haberi olmayan ziyaretçiler için oldukça büyüleyici bir durum. Tesla’nın deneyleri sırasında üzerinde çalıştığı prototip, Arago Deneyi gibi pek çok değerli parça yine ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

Tesla öldükten sonra ABD hükümeti tarafından el koyulan belgeleri de 1952 yılında Belgrad’a gönderilmiştir. Müzenin açılmasından bu belgeler de sergilenen eserler arasında yerini almıştır. Yine ölümünde sonra ailesinin çabasıyla pek çok kişisel eşyası Amerika’dan getirilmiş ve burada sergilemeye alınmıştır. Ayrıca ölümünden sonra yakılan Tesla’nın külleri de yine müze içerisinde sergilenen bir başka eserdir.
Müzenin sadece alt kısmı kullanıma açıktır. İlk bölümde Tesla’nın kişisel eşyaları, fotoğrafları ve hakkında yazılan bazı yazılarla karşılaşıyorsunuz. Daha sonra Tesla’nın küllerinin bulunduğu küreyi görüyorsunuz. İlerleyen kısımda ise Tesla’nın cihazlarının bulunduğu bir odaya giriliyor. Bu kısımda Tesla’nın hayatının konu edinildiği 20 dakikalık bir sunum izleniyor.
Müzenin en ilgi çekici kısımlarından olan Tesla Bobini’nde ise izleyicilerin içinden 8-9 kişinin eline florasan lamba veriliyor. Tesla Bobini çalıştırıldıktan sonra ise bir kablo bağlantısına ihtiyaç olmadan bu florasanlar yanmaya başlıyor. Bu yazının alt kısmında Tesla’nın çalışmaları bölümünde kablosuz enerji aktarımı deneylerini okuyabilirsiniz.
Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük dehalarından biri olan Tesla’nın kendisine yakışır bir şekilde sergilendiği bu müze, Balkanlar’da kesinlikle görülmesi gereken yerlerden. Ayrıca Tesla hakkında meraklıysanız, Margaret Cheney’in yazdığı ”Anlaşılmamış Dahi Nikola Tesla” kitabını da okumanızı tavsiye ederiz.

Nikola Tesla Müzesi’ne giriş için Sırbistan’ın para birimi olarak 800 Sırp Dinar ödemeniz gerekmektedir. Müzeye giriş ücreti 800 Sırp Dinarı, ortalama olarak 110 TL’ye denk gelmektedir.
Belgrad’da bulunan Nikola Tesla Müzesi, pazartesi günleri haricinde haftanın 6 günü ziyarete açıktır. Müzenin ziyaret saatleri ise 10:00 ve 17:00 arasıdır. Rehber eşliğinde müze gezildiği için her saat başında yeni gruplar içeriye alınmaktadır. Bu nedenle saat başına yakın bir zamanda gitmenizi tavsiye ederiz. Müzenin resmi sitesi nikolateslamuseum.org üzerinden güncel bilgilere ulaşabilirsiniz.
Nikola Tesla Müzesi Adresi: Krunska 51, 11000 Belgrade, Serbia
Nikola Tesla Müzesi Telefon Numarası: +381 (0) 11 24 33 886
Nikola Tesla Müzesi Mail Adresi: [email protected]

10 Temmuz 1856 tarihinde doğan Nikola Tesla, Sırp-Amerikalı mucit, fizikçi ve elektrofizik uzmanıdır. Nikola Tesla, 7 Ocak 1943 tarihinde New York şehrinde ölmüştür. Ömrü boyunca 300’den patenti olan bu dahi isim, hayatı boyunca pek çok insan tarafından hak ettiği değeri görmemiştir. Onu tanıyanlar ve araştırmalarından haberdar olanlar ise, bütün modern elektronik aletlerinin keşfine yol açtığını bilmektedir. Günümüzde kullanılan ve kullanılmayan pek çok deney ve buluşa imza atan Tesla’nın ismi, ders kitaplarında nadiren geçmektedir. Onun hakkında en bilinen nokta ise Thomas Edison ile arasında yaşanan bilimsel mücadeledir.
Ana dili Sırpça olan Tesla, bunun dışında yabancı teknik yapıtları da okuyabilmek için Almanca, İngilizce, Fransızca ve İtalyanca dillerini de öğrenmiştir. Graz’da bulunan Politeknik okulundan sonra Prag Üniversitesi’nde eğitimine devam etmiştir.
Dünya çapında iletilebilen kablosuz enerji, Tesla’nın en önemli buluşlarındandır. Tesla Bobini adıyla bilinen cihaz, 1891’de patentlenmiştir. Buna benzer bir şey daha önce hiç yapılmamıştır. Bir elektrik pompası gibi düşünebileceğimiz Tesla Bobini, prizden gelen standart bir voltajı inanılmaz seviyelere çıkartabilme özelliğine sahipti. Örneğin 120 volt gibi bir enerjiyi, 500.000 voltun üzerine çıkartmak mümkündü. Bu durum Tesla Bobini’ni bir trafoya dönüştürüyordu. Tesla’nın amacı, dev bir bobin yaparak bu elektriği bütün dünyaya iletmektir. Bunun için Amerika’nın Colorado bölgesinde dev bir Tesla Bobini inşa etmiş ve burada deneyler yapmıştır. Bu deneylerin başarıya ulaştığını söyleyen Tesla, yaklaşık 2 kilometre ötedeki ampullerin yanmasını sağlamıştır.
Tesla, günümüzde uzaya gönderilen radyo dalgalarının aynısı kendi döneminde de yapmıştır. Döneminin çok ötesini yaşayan Nikola Tesla, bu dalgaları uzaya göndererek bir geri dönüş mesajı bekliyordu. O dönemde delice karşılanan bu fikir, bugün aynı mantık ile uygulanmaya devam ediyor.
1898 yılında, uzak kumanda Tesla tarafından icat edilmiştir. 2 metre uzunluğundaki radyo dalgasıyla kontrol edilen tekneyle gösteri yapan Tesla, bu buluşu ile bugün kullanılan bir çok uzaktan kumandalı araca da öncülük etmiştir. Tesla’nın uzaktan kumanda sistemi, günümüzde televizyon kumandaları, insansız hava araçları, uzayda çalışan uydular gibi pek çok yerde karşımıza çıkmaktadır.

Günümüzde en zarar verici afetlerden olan depremleri, bir silaha dönüştürmek de Tesla’nın fikirlerinden biridir. Tesla’nın deprem makinesi, titreşim frekanslarını alarak yapıları sallandırma ve yıkma üzerine kuruludur. 1898 yılında bir alarmlı saatten büyük olmayan osilatör (deprem makinesi) yarattığını söyleyen Tesla, inşaat halindeki bir binada gerçekleştirdiği deneyden sonra şunları aktarmıştır: ”Bir kaç saniyede binanın titremeye başladığını hissettim.10 dakika daha devam etseydim binayı yıkabilirdim.” Bir efsaneye göre bu osilatörü çalıştıran Tesla, Aşağı Manhattan bölgesini sallamaya başlamıştır. Halk polise haber verince, Tesla’nın çalışma odasına girilir ve makineyi parçalarken görülür. Kapatma düğmesinde oluşan sorun nedeniyle makineyi kapatamadığı söylenir.
Tesla, toplumun kömür ve petrol gibi yenilenemeyen yakıtları tüketme hızından endişe duymaktaydı. Bu konu ile ilgili şunları söylemiştir: ”Eğer güç elde etmek için yakıt kullanırsak, sermayemizden yeriz ve onu hızla tüketiriz. Bu yöntem barbarca ve müsrifçedir. Sonraki nesillerin çıkarı için durmamız gerekir.” Nikola Tesla, başka bir enerji kaynağı kullanma ihtiyacı hissedeceğimiz zamanı öngörmüştür. 1901’de ışıma enerjisinin kullanılabilmesi için hazırlanan bir aygıtın patentini almıştır. Bu patent, Güneş başta olmak üzere ışıma enerjisi kaynaklarından bahsetmektedir. Ayrıca 1931 yılında New York Times’e gönderdiği ”Geleceğin enerji usulü” başlıklı makalesinde jeotermal enerjinin önemine ve Dünya’nın doğal enerjisine değinmiştir.
Bugünkü uzun ömürlü ve çevreci ampullerin atası da Tesla’nın buluşları arasındadır. Isı üretmeyen bu ampul, Edison’un ampulünden çok daha yaratıcı ve verimlidir. Modern florasan ışığı da aynı prensip ile çalışmaktadır. Bu yazımızda saydığımız deneyler ve buluşlar, Tesla’nın çalışmalarının çok küçük bir bölümüdür.

Nikola Tesla ile Thomas Edison’un ilk tanışması, 1884 yılında Tesla’nın Amerika’ya taşınmasından sonra olmuştur. Edison’un yanında işe başlayan Tesla’ya şirketin elektrik jeneratörlerini yeniden tasarlaması söylenmiştir ve bunun karşılığında 50.000 $ ikramiye alacağı belirtilmiştir. Muazzam kar getirebilecek patentler üreten Tesla, işini tamamladıktan sonra Edison’dan ikramiyesini istemiştir. Edison’un cevabı ise ”Dalga geçiyorsun heralde, Amerikan mizah anlayışını hiç öğrenmemişsin daha” olmuştur ve parayı vermemiştir. Nikola Tesla, bu cevaptan sonra derhal istifa etmiştir ve aralarındaki bilimsel mücadele başlamıştır.
O dönemde elektrik, şehrin tepesine çekilen onlarca elektrik ağı ile sağlanmaktaydı. Bu sistem, bazı bölgelerde Güneş’i dahi perdelemekteydi. Bu elektrik sisteminin adı, doğru akım (DC) olarak adlandırılıyordu. Edison, doğru akım enerjisinde büyük bir yatırımcıydı. Tesla ise küresel bir standart akım olacak olan alternatif akım (AC) sitemini tasarlamıştır. Bu iki sistemin farkı, doğru akımda çok büyük ve çok fazla kablo ile elektrik aktarılırken, alternatif akımda çok küçük ve az sayıda kablo ile elektriğin aktarılabilmesidir. Tesla’nın bu sistemi geliştirmesinin ardından DC ve AC akımları arasında yani Edison ve Tesla arasında topyekün bir savaş başlamıştır.
1893 yılında Tesla’nın şirketi Chicago Dünya Fuarı’nın ışıklandırma ihalesini kazanmıştır. Tarihteki ilk tam elektrikli fuarın ihalesini kaybeden Edison, bu duruma sinirlenerek pantentli ampullerini Tesla’ya kullandırtmamıştır. Tesla bu durum karşısında 6 ay gibi kısa bir sürede yeni bir ampul tasarımı yapmış ve üretimi daha da kolay olan bu ampuller üretilmiştir. Chicago Dünya Fuarı’ndaki başarılı ışıklandırmanın ardından Tesla’nın adı dünya çapında bilinir hale gelmiştir.

Olağanüstü bir mucit olan Tesla’nın bazı konularda saplantıları ve takıntıları olduğu bilinmektedir. Bunlardan bir tanesi güvercinlerdir. Tesla, yaralı güvercinlere yardım etme ve sağlıklarına geri kavuşturma ihtiyacı hissediyordu. Yatak odasının camının önüne ufak bir ev yapan Tesla, burada kırık kanatları, ayakları iyileştirmeye çalışıyordu. Hatta bir noktada, bir kuştan karısı olarak bahsetmiştir. O öldüğünde mucit ruhun onu terk ettiğini söylerdi.
En bilinen takıntılarından biri ise 3 sayısıdır. Her şeyi üçlü olarak yapardı. Otelde üçe bölünebilen bir sayıda olan odada kalırdı, hep 9 peçete alırdı, ekmek yiyeceği zaman 9 dilime kesilirdi, odasına gelen tabakların, havluların sayısı 3 veya 9 olurdu.
Hayatı boyunca hiç evlenmemiş olan Tesla, kulağı delik kadınlara ve mücevhere karşı ızdırap duyardı. İnci küpelerin düşlerini kamaştırdığını söyleyen Tesla, bunun tahtayı tırnaklarla çizme hissi yarattığını söylemiştir.

Nikola Tesla, son yıllarını New Yoker Otel’de iki küçük odada geçirmiştir. 86 yaşında kaldığı otel odasında ölen Tesla’nın çalışmalarına ABD hükümeti tarafından el konulmuştur. Öldüğü sırada teleforce silahı isimli bir çalışma yürüten Tesla’nın çalışmalarının Naziler tarafından ele geçirilmesinden korkuluyordu.
Hükümetin iddiasına göre bu belgeler incelendikten sonra 1952 yılında serbest bırakılmıştır. Bu makaleler, Belgrad’a gönderilmiştir ve bugün Tesla Müzesi içerisinde sergilenmektedir. Buna karşın Tesla’nın bir çok makalesinin kayıp olduğuna inanılmaktadır.
]]>Almanya’nın Kuzey-Ren Vestfalya Eyaleti’nde bulunan Bochum şehri, Ruhr bölgesinin merkez şehridir. 400 bine yakın nüfusu bulunan Bochum gezilecek yerler ile ilgili bilgilere, bu yazıdan ulaşabilirsiniz.
Almanya’nın en büyük 20 şehri arasında yer alan Bochum’da 6 üniversite bulunmaktadır. Bu üniversiteler arasında ülkenin en iyi okullarından olan Ruhr Üniversitesi, 30 binde fazla öğrenciyi barındırmaktadır. Bu bakımından Bochum’da öğrenci nüfusu bir hayli fazladır.
Bochum’da gezilecek yerler denildiği zaman akla ilk olarak Alman Madencilik Müzesi gelmektedir. Bununla beraber 1964 senesinde kurulan Bochum Zeiss Planetaryumu, dünyanın en büyük gezegen evlerinden biri olması açısından önemli bir turistik yerdir.
Alışveriş ve sosyal yaşam açısından zengin bir şehir olan Bochum’da birçok alışveriş merkezi bulunmaktadır. Bu alışveriş merkezleri arasında Almanya’nın en büyük alışveriş köyü olan ve 113.000 metrekarelik alanı bulunan Ruhr Park, ön plana çıkmaktadır. Bochum’da öne çıkan bir başka nokta ise Bermudadreieck (Bermuda Üçgeni) olarak adlandırılan yerdir. Üçgen formundan dolayı bu ismi alan 2 kilometrekarelik bir alana yayılan Bermudadreieck’te 60 kadar bar, restoran ve sinema bulunmaktadır. Bermudadreieck, Bochum gezilecek yerler listesinin önemli bir parçasıdır.
Bochum’daki Türk nüfusu, yaklaşık olarak 30 bin kadardır. Ruhr bölgesi, Almanya’daki en yoğun Türk nüfusunu barındıran yerdir. Ayrıca şehirde 12 tane cami vardır.

Bochum gezilecek yerler listesi oldukça geniştir. Şehirde müzelerden doğal güzelliklere kadar birçok turistik nokta bulunmaktadır. Tarihi yerlerin biraz daha az olduğu Bochum, alışveriş yapılacak yerleriyle de görülmeye değerdir. Bochum gezilecek yerler listesiyle ilgili alt kısımdan bilgi alabilirsiniz.

Avrupa’nın kömür rezervi bakımından en zengin bölgelerinden biri olan Ruhr, Sanayi Devrimi ile birlikte kömür çıkartılması ve işletilmesi açısından zengin bir yer olmuştur. Ruhr Bölgesi’nde yer alan Bochum da bu gelişmenin katkı sağladığı şehirlerden biridir. Kömür işletilmesinde artan maaliyetler ve güvenlik riskleriyle beraber Almanya’daki kömür madenleri kapatılırken, Bochum şehrinde bulunan Alman Madencilik Müzesi’nde bu alanda gösterilen gelişmeler sergilenmektedir.
Dünyanın en büyük maden müzesi olmasının yanı sıra Almanya’nın en çok ziyaret edilen müzelerinden biri olan Alman Madencilik Müzesi’nin yıllık ziyaretçi sayısı ortalama 400 bindir. Aynı zamanda bir araştırma enstitüsü olarak da çalışan müze, oldukça kapsamlıdır. Müze içerisinde minyatürler ve gerçek madencilik donanımları sergilenmektedir. 30 bin yıllık bir geçmişi bulunan madencilik bilimi ve teknolojilerinin gelişimi, müzede açıkça izlenmektedir.
Eskiden kömür madeni olarak kullanılan Alman Madencilik Müzesi’nde son üretim, 11 Ocak 2000 tarihinde yapılmıştır. Müze içerisinde toplam uzunluğu 2,5 kilometreye ulaşan tüneller bulunuyor. Ziyaretçiler, yerin 20 metre altına asansörler ile iniyor. Bochum gezilecek yerler listesinin önemli noktalarından olan Alman Madencilik Müzesi’yle ilgili giriş ücreti ve ziyaret saatleri gibi detayları müzenin resmi sitesi bergbaumuseum.de üzerinden öğrenebilirsiniz.

1964 yılında inşa edilen Bochum Zeiss Planetaryumu, dünyanın en büyük ve modern gezegen evlerinden biri olarak Bochum gezilecek yerler listesinde en önemli yerlerden biridir.
Zeiss Planetaryumu; Güneş’in, yıldızların, gezegenlerin ve diğer gök cisimlerinin yapay görüntülerinin özel bir yansıtıcı sistem ile kubbe şeklindeki tavana yansıtılmasıyla ziyaretçiler için özel bir gösteri sunmaktadır. Ses ve görsel sistemin oldukça iyi olduğu Bochum Zeiss Planetaryumu’na online bilet alarak gösterilere katılabilirsiniz. Almanca veya İngilizce dilindeki gösterileri izleyebilirsiniz. Giriş ücretleri ve ziyaret saatleriyle ilgili bilgilere planetaryumun resmi internet sitesi planetarium-bochum.de üzerinden ulaşabilirsiniz.

Almanya’nın en büyük alışveriş köyü olan Ruhr Park, Bochum’da gezilecek yerlerden biridir. 113.000 metrekarelik bir alana sahip olan alışveriş merkezinin 6.500 araçlık otoparkı bulunmaktadır.
Park alanları, kaliteli restoranları ve yemekleri, kaliteli mağazaları ve devasa büyüklüğü ile her bütçeye uygun alışveriş yapabilirsiniz. Ayrıca şehrin en büyük sinema salonları, Ruhr Park’ta bulunmaktadır. Bochum’da bulunan Ruhr Park’a gitmek için 344, 355, 364 ve 366 numaralı otobüsleri kullanabilirsiniz. Alışveriş merkezinin etrafında toplam 3 adet otobüs durağı bulunmaktadır.

Üçgen yapısından dolayı Bermudadreieck olarak adlandırılan ve Bermuda Üçgeni anlamına gelen Bermuda3eck, Bochum şehrinin en önemli eğlence ve buluşma noktalarından biridir. 2 kilometrelik bir alana yayılmış olan Bermuda3eck bölgesinde barlar, restoranlar ve sinema salonları bulunmaktadır. Yıllık 3 milyon kişinin ziyaret ettiği Bermuda3eck’te yaz akşamlarımda 30 bin kişiye kadar ulaşan bir kalabalık söz konusudur.
Bölge ayrıca Temmuz ayında Bochum Sokak Festivaline ev sahipliği yapmaktadır. Bununla beraber ulusal ve uluslararası ölçekte festivaller ve eğlenceler düzenlenmektedir. Bermuda3eck’e ulaşmak için Stadtbahn olarak adlandırılan Bochum Tramvay hattını kullanabilir veya 308, 318 numaralı otobüslere binebilirsiniz.

Ruhr Üniversitesi bünyesinde bulunan Bochum Botanik Bahçesi, şehirde gezilecek yerlerden bir tanesidir. İçerisinde onlarca farklı türde çiçek ve ağaç türünü barındıran Botanik Bahçesi’nin farklı türlerde konpsetli bahçeleri de bulunmaktadır.
Çin konseptli bahçe, Botanik Bahçesi’nin en çok ilgi görenleri arasındadır. Bitki geçitleriyle beraber su, çeşitli taşlar ve mimari üzerine güzel ayrıntılar bulunmaktadır.

Stadtpark Bochum olarak adlandırılan Bochum Kent Parkı, İngiliz Bahçesi tarzın 1878 yılında kurulmuştur. Günümüze kadar genişletilerek yenilenen Kent Parkı, yaz aylarında rengarenk çiçekler ile çok güzel görüntüler sunmaktadır.
Park içerisinde anıtlar ve küçük boyutlardaki mimari yapılar da yer almaktadır. Ünlü kişilerin büstleri ve heykelleri, park açıldığından beri çeşitli noktalara eklenmektedir. Parkın en ilgi çekici yanlarından biri ise Hayvanat Bahçesi’dir. Alt kısımda Bochum Hayvanat Bahçesi ile ilgili detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

Hayvanat Bahçesi ve Fosil Müzesi olarak hizmet veren bölge, 1.9 hektarlık bahçeye sahiptir. 3 Mart 1933 tarihinde hizmete açılan Bochum Hayvanat Bahçesi’nin ilk misafirleri ise geyik, koyun ve yırtıcı kuşlar oldu. Zaman içerisinde genişletilen Hayvanat Bahçesi’ne akvaryum, fosil bölümü ve diğer kafesler eklendi.
2.Dünya Savaşı sırasında 24 Haziran 1943 tarihinde bombalarla tahrip edilen Bochum Hayvanat Bahçesi, Eduard Stirnberg öncülüğünde 1973-2012 yılları arasında köklü bir şekilde geliştirildi. Hayvanat Bahçesi içerisinde bakım merkezi, çiftleştirme merkezi gibi alanlar da açıldı.

2011 yılında ziyarete açılan Bochum Demiryolu Müzesi, şehirde gezilecek yerlerden biridir. Eski bir tren istasyonunun düzenlenmesiyle müze olarak kullanılmaya başlnan Bochum Demiryolu Müzesi’nde trenler, garajlar, kömür taşıma tesisi, vinçler ve kuleler gibi yapıları görebilirsiniz. Ayrıca müze içerisinde sergi salonları bulunmaktadır. 46 bin metrekarelik alanı ile Almanya’nın en büyük demiryolu müzesi olan Bochum Demiryolu Müzesi’nde dönem dönem sergiler de düzenlenmektedir.

Bochum şehrinin güney bölgesinde bulunan Stiepel Köyü’ndeki Stiepel Köyü Kilisesi, Bochum’da gezilecek yerlerden biridir. Şehrin en eski yapılarından biri olan kilisenin, bin yıllık bir tarihi bulunmaktadır. 1988 yılında kilisenin etrafındanki tarihi mezarlık ile birlikte Anıt Koruması altına alınmıştır.
Ruhr Nehri ve Kemnader Gölü’nün yakınında yer alan Stiepel Köyü, deniz seviyesinden yaklaşık 110 metre yüksekliktedir. Bölge, tarih turizmi için oldukça ilgi çekicidir.

1960 yılında Villa Marckhoff-Rosenstein binasına kurulan Bochum Sanat Koleksiyonu Müzesi, Danimarklı mimarlar Jørgen Bo ve Vilhelm Wohlert tarafından 1983 yılında yapılan yeni binasına taşınmıştır.
Bochum Kent Parkı’nın karşısında yer alan Bochum Sanat Müzesi, ilgi çekici eserleri sergilemektedir.
Bochum gezilecek yerler gibi Almanya’nın diğer popüler şehirleri hakkında turistik bilgilere Köln Gezilecek Yerler, Frankfurt Gezilecek Yerler ve Hamburg Gezilecek Yerler başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.
]]>Hırvatistan’ın Plitvice Gölleri, yemyeşil bitki örtüsüyle kaplı dağların arasında 16 göl ve bunları birbirine bağlayan nehirlerden, şelalelerden oluşuyor.
Orta Avrupa’da yer alan Hırvatistan, 4,5 milyonluk nüfusu ile küçük bir ülke. Fakat bu küçük ülkede gezilmesi, görülmesi gereken bir çok yer bulunuyor. 5.835 kilometre uzunluğundaki büyüleyici sahil şeridi ve birbirinden güzel parkları, Hırvatistan’da gezilip görülmesi gereken yerlerden. Plitvice Gölleri’nin bulunduğu bölge, 1949 yılında ulusal park statüsüne kavuşmuş. Başkent Zagreb ve kıyı kısımdaki Zadar arasında kalan Plitvice, UNESCO Dünya Doğal Mirası listesinde yer alıyor.
Sekiz kilometrekarelik göllerin kapladığı ulusal park, toplam 300 kilometrekarelik bir alana sahip. Plitvice Ulusal Parkı; geyik, kurt, ayı, bir çok kuş türü ve diğer canlılara ev sahipliği yapıyor. Plitvice, Hırvatistan turizmi için önemli yerlerden bir tanesi. Ülke, her yıl bu parkı görmek için gelen turistlerin akınına uğruyor. Yemyeşil bitki örtüsünün yarattığı görsel şölenin yanı sıra, bitki örtüsünün tertemiz kokusu da insanı dinlendiriyor.

16 gölün birbirine bağlanarak oluşturduğu Plitvice Gölleri’nin bulunduğu parkta, en yaygın olan ağaç türü kayın. Kayın ağaçlarının sunduğu ekolojik sistem, ormanlık alanı canlılar için oldukça cazip bir yer haline getiriyor. Parkın çevresinde yer alan dağların üst kısımları doğru ise köknar ağaçları yaygınlaşıyor. Plitvice Gölleri Ulusal Parkı’nda yer alan diğer ağaç türleri ise; akçaağaç, karaağaç, meşe, ladin ve çam. Bu sistemin çeşitliliği bölgeyi özellikle kuş türleri için cazip bir nokta haline getiriyor. Plitvice Ulusal Parkı’nda bitkiler üzerine sistematik araştırmalar yapan botanikçiler 109 familyaya ait tam 1146 bitki türü belirledi. Bu bitkiler arasında çok sayıda endemik (yöreye özgü) tür göze çarpıyor . Hırvatistan Cumhuriyeti, bu bitki türlerini koruma altına alan kararlar çıkartıyor.
Plitvice Ulusal Parkı’nın iç kısımlarını elektrikli safari araçları veya botlarla gezebiliyorsunuz. Parkın içinde bulunan iki adet restorantta yöresel yemekler yiyebiliyorsunuz.
Plitvice Ulusal Parkı’nda konaklamak da mümkün. Parkın kuzey girişinin 5-6 kilometre ilerisinde bir kamp merkezi bulunuyor. Kamping yapmak isteyenler, geceyi burada geçirebiliyor. Doğal yaşamın dokusuna zarar verilmeden hazırlanan bu ortam, tatilcilerin doğa ile iç içe güzel bir tatil yapmasına olanak sağlıyor. Bölgenin tam konumu için Google Maps bağlantısına göz atabilirsiniz.
Bölgedeki diğer turistik yerleri Balkanlar’da Gezilecek Yerler başlıklı yazımızda bulabilirsiniz.
]]>Ege Bölgesi’nin karşı kıyısında yer alan Kos Adası plajlarını bu yazıda sizin için derledik. Bodrum Yarımadası’nın hemen karşısında, yaklaşık 8 mil uzaklıkta yer alan Kos Adası, bir çok Yunan Adası’nda olduğu gibi plajlarıyla öne çıkan bir turizm bölgesi.
Türkçe adı İstanköy olan Kos Adası, Yunanistan’ın 12 Adalar Vilayeti’ne bağlı adalardan bir tanesi. Kos Adası, aslında antik kalıntıları ile ön plana çıkıyor. Meropis ve Nymphsea olarak da adlandırılan Kos, yaz turizminin canlı geçtiği bölgelerden biridir.
Adanın en popüler plajı neresi derseniz hiç şüphesiz size paradise plajı derim. Diğer adı Kardamena plajı olan bu güzel plaj bir dönem küçük bir balıkçı kasabasıymış. Kilometrelerce uzun ve bembeyaz bir kumdan oluşan plajı buraya turistleri mıknatıs gibi çekmektedir.
Pradise Plajının etrafında beach kafeler var. Eğer bu beach kafelerden birinde bir şeyler yer ya da içerseniz kumsalda o kafenin önünde yer alan şemsiye ve şezlonglardan ücretsiz olarak faydalanabiliyorsunuz.
Kumsal önünde yer alan beach kafelerde mantık hep aynı beğendiğiniz ve hoşuna giden herhangi bir tanesini tercih edip hem bir şeyler yiyebilir hem de denize girebilirsiniz. Ortam oldukça güzel ve keyifli.

Kos plajları arasında popüler olanlardan biri de TamTam Plajı’dır. Kos Adası’nın tercih edilen plajlarından olan Tam Tam Plajı, Mastichari kasabasının sahilinde yer almaktadır. Tam Tam Beach, Kos şehir merkezine yaklaşık yarım saat mesafededir.

Sahile yakın konumda yer alan beyaz evleriyle meşhur olan Kefalos Plajı, Kos Adası’nın en temiz sahillerindendir. Kos Adası’nın güneybatısında yer alan Kefalos Plajı’nın hemen arka kısmında klasik beyaz Yunan evlerini görebilirsiniz. Ayrıca plajdan yüzerek Agia İoannis Manastırı’nın bulunduğu adaya ulaşabilirsiniz.

Kos Tigaki Plajı
Kos Adası’ndaki bilinen ve sıkça tercih edilen plajlardan bir tanesi de Tigaki Plajı’dır. Tigaki Plajı, Kos Limanı’na 10 kilometre kadar mesafededir. Limanın kuzey yönüne düşen Tigaki Plajı, uzun ve temiz bir kumsala sahiptir.
Tigaki Plajı’nın en önemli özellikleri uzun bir plaj olması ve plajın beyaz tanecikli kumlu yapısıdır. Bununla beraber plajın denizi de son derece berrak bir görünüme sahiptir.

Kos Lambi Plajı
Lambi Plajı, Kos merkezine vardığınız zaman uzak mesafelerdeki plajlara gitmek istemeyenler için, en uygun seçenektir. Kos yerleşim merkezine bir kaç kilometre uzaklıktaki Lambi Plajı, Kos merkezine en yakın plaj olarak bilinmektedir.
Kos Limanı’nından düzenli olarak yapılan otobüs seferleri ile Lambi Plajı’na kısa sürede, kolayca ulaşabilirsiniz. Kos’un diğer plajlarında olduğu gibi ince kumlu bir plaj yapısına sahip olan Lambi’de bir de yel değirmeni bulunmaktadır.

Kos Adası’nın kuzey kıyılarında yer alan plajlarında biri olan Marmari Plajı, diğer Kos kumsalları gibi ince kumludur ve uzun bir sahil şeridine sahiptir. Şezlong ve şemsiye gibi hizmetlerden yararlanabileceğiniz Marmari Plajı, diğer plajlara göre daha hareketli ve kalabalık bir plajdır.
Marmari Plajı’nda su sporları ile ilgili aktivitelere katılabilirsiniz. Kano, banana, jetski gibi çeşitli su oyunları aktiviteleri mevcuttur. Marmari Plajı’nın popüler olmasını sağlayan diğer bir etken ise çevrede bir çok geleneksek Yunan tavernasının bulunmasıdır. Bununla beraber yeme-içme için de kafe ve restoranlar bulunmaktadır.
Kos Adası’nda konaklama için tercih edilebilecek yerlerden biri olan Marmari Plajı çevresinde pek çok otel alternatifi bulunmaktadır.

Therma Plajı, Kos’un ilgi çekici plajlarından bir tanesidir. Adından da tahmin edebileceğiniz gibi, bölgede termal su bulunmaktadır. Plajın hemen başlangıç kısmında, kayalarla etrafı çevrelenmiş küçük bir havuzcuk bulunmaktadır. Bu havuzdan çıkan sıcak termal su, Therma Plajı’nda denizle buluşmaktadır.
Therma Plajı, Kos Limanı’na 10 kilometre uzaklıktadır. Bir doğa güzelliği olan bu plajda, şezlong ve şemsiye gibi hizmetler yoktur.

Ege Denizi’nde yer alan Yunan adası Rodos gezilecek yerler nereler ? Bu yazımızda Rodos Adası’nda gezilecek yerler ile ilgili kısa tanıtımlara ulaşabilirsiniz.
Ege’de yer alan Oniki Adalar’ın en büyüğü olan Rodos Adası’nın Türkiye’ye en yakın olduğu nokta, Bozburun Yarımadası’dır ve 18 kilometre mesafededir.
UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne de giren gezilecek yerleri bulunan Rodos Adası, Yunanistan’ın en önemli turistik noktalarından biridir. Adada Rodos Diagoras Uluslararası Havaalanı da bulunmaktadır. Rodos Adası, toplam 1.398 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır.
M.Ö. 16.yüzyılda Girit Uygarlığı, Rodos’a yerleşmiştir. Tarih boyunca Pers, Yunan, Bizans, Osmanlı ve İtalya hakimiyetine giren adada kültürel bir çeşitlilik mevcuttur. Rodos, 29 Aralık 1522 tarihinde Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı hakimiyetine girmiştir ve 400 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun kontrolünde kalmıştır.
Rodos Adası’na gitmeden önce ulaşım bilgileri ve vize bilgileri konularını içeren yazılarımızı da okumanızı tavsiye ederiz. Rodos Adasına Nasıl Gidilir ? başlıklı yazımızdan, Marmaris ve Bodrum’dan feribot ile adaya nasıl gideceğinizi öğrenebilirsiniz. Rodos Adası Vize Bilgileri başlıklı yazımızda ise Rodos için kapıda vize ve diğer vize türlerini öğrenebilirsiniz.

Rodos Kalesi
Rodos’ta Eski Şehir olarak bilinen bölge, Rodos Kalesi’nin içinde kalan yerdir. 6 kapıdan oluşan Ortaçağ dönemine ait Rodos Kalesi, UNESCO Dünya Kültür Mirası Anıtları listesinde yer almaktadır. Kale içerisinde hediyelik eşya satan dükkanlar, tavernalar, mağazalar ve kuyumcular bulunmaktadır.

Grand Masters Sarayı
Büyük Üstadlar Sarayı olarak bilinen Grand Masters Sarayı, Rodos’un Eski Şehir bölgesinin en yüksek tepesinde bulunmaktadır. Şövalyeler zamanında kalma önemli bir tarihi eser olan bu saray, Rodos Şövalyeleri’nin idari merkezi olarak işlev görmekteydi.

Rodos Arkeoloji Müzesi
Rodos’ta gezilecek yerlerden biri olan Rodos Arkeoloji Müzesi, Şövalyeler Hastanesi Binası’nda bulunmaktadır. 1489 senesinde yapılmış olan bu tarihi yapı, ilk olarak Şövalyeler Hastanesi olarak kullanılmıştır. Günümüzde Rodos Adası’nın çeşitli yerlerinde yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen eserler, burada sergilenmektedir. Müze içerisinde mezar anıtları, heykel parçaları ve diğer arkeolojik eserler sergilenmektedir.

Şövalyeler Caddesi
Rodos’a gelen turistlerin en çok ziyarettiği yer, Şövalyeler Sokağı’dır. Rodos Limanı ile Grand Masters Place arasında kalan Şövalyeler Sokağı’nda sağlı sollu dizilmiş Hospitalier Tarikatı’nın mensuplarına ait hanlar bulunmaktadır.
Gotik mimarinin örneği olan bu yapılar, 14.yüzyılda inşa edilmiştir. Rodos Şövalyeleri’nin eğlence ve konaklama için kullandıkları bu hanları, günümüzde üzerinde bulunan arma ve bayraklar yardımıyla hangi ülkenin şövalyelerine ait olduğunu görebilirsiniz.

Hipokrat Meydanı
Rodos Hipokrat Meydanı, adanın ilgi gören yerlerindendir. Eğlenmek ve hediyelik eşya satın almak için gidebileceğiniz meydanda hediyelik eşya dükkanları, restoranlar, kafeler ve barlar bulunmaktadır. Özellikle akşam saatlerinde yoğun olan bu meydanın civarında Saat Kules, ve Şövalyeler Mahkemesi gibi gezilecek yerler bulunmaktadır.
Rodos Adası’nda gece hayatı için turistlerin ilk tercihi, bu meydanda bulunan eğlence yerleridir.

Rodos Kelebekler Vadisi
Rodos’un doğal güzelliklerinden olan Kelebekler Vadisi, binlerce kelebeği bir arada görebileceğiniz bir yerdir. Ağaçlar, dereler, gölcük ve şelalelerle kaplı olan Kelebekler Vadisi’nde, pek çok kelebek türü bulunmaktadır.
Fotoğraf çekmek ve doğa gezintisi yapmak için tercih edebileceğiniz bu alan, Mayıs ve Eylül ayları arasında nadir bir kelebek türü olan Panaxia Quadripunctaria’nın üreme dönemine ev sahipliği yapmaktadır.

Lindos
Rodos Adası’nın doğu kısmında yer alan Lindos; beyaz evler, mavi pencereler ve dar sokaklarıyla Yunan mimarisi yansıtan bir bölgedir. Araba kiralayarak veya Mandraki Limanı’ndan kalkan gezi tekneleriyle ulaşabileceğiniz Lindos, küçük bir Yunan köyüdür.
Lindos sokaklarında el işi sanat eserleri satan dükkanlar, kafeler, barlar ve restoranlar bulunmaktadır. Panagias Kilisesi, Lindos Akropolis ve Lindos Athena Tapınağı, bölgede gezilecek yerlerdendir.

Rodos Kanuni Sultan Süleyman Camii
Rodos Adası’nda, Osmanlı hakimiyeti döneminden kalan camiler bulunmaktadır. Bunlarda bir tanesi, Sokrates Sokağı’nın sonunda yer alan Kanuni Sultan Süleyman Camisidir.
Gül pembesi rengindeki duvarlarıyla dikkat çeken cami, 1523 yılında inşa edilmiştir. Rodos’un en ihtişamlı camisi Kanuni Sultan Süleyman Camii, Süleymaniye Camii olarak da bilinmektedir. Günümüzde müze olarak gezilebilmektedir.

Rodos İbrahim Paşa Camii
Rodos Adası’ndaki camilerden bir tanesi de İbrahim Paşa Cami’dir. İbrahim Paşa Camii, Kanuni Sultan Süleyman Cami’nden daha sonra inşa edilmiştir. 1540 yılında inşa edilen cami, Hipokrat Meydanı’na 5 dakika mesafededir.
Cami, Kanuni Sultan Süleyman adına yapılmış olsa da dönemin önemli isimlerinden Pargalı İbrahim Paşa’ya ithaf edilmiştir. Bu caminin en önemli özelliği, Rodos’ta ibadete açık olan tek cami olmasıdır.

Rodos Fethi Paşa Kütüphanesi
Rodos Adası’ndaki Osmanlı eserlerinden biri olan Fethi Paşa Kütüphanesi, Kanuni Sultan Süleyman Cami’nin karşısında yer almaktadır. 1794 yılında kurulmuş olan Fethi Paşa Kütüphanesi’nde 15. ve 16.yüzyıllardan kalma nadir el yazması Kuran-ı Kerim ve hem Araplara hem de Perslere ait yazmalar bulunmaktadır. Bunların haricinde ilk fizik, cebir ve astroloji kitapları da kütüphanenin eserleri arasındadır. Kütüphanenin giriş kısmında Kanuni Sultan Süleyman’ın, Atatürk’ün ve kütüphaneyi kuran Osmanlı vezirlerinden olan Fethi Paşa’nın porterleri bulunmaktadır.

Rodos Sultan Mustafa Paşa Camii
Rodos Adası’ndaki bir diğer cami, 1758 yılında Sultan III.Mustafa tarafından yaptırılmıştır. Sultanın yaptırdığı bu caminin adı, Sultan Mustafa Paşa Cami’dir. Günümüze gelene kadar çok hasar gören caminin minareleri ve kubbeleri yıkılmıştır. Bugün, adada yaşayan Türkler nikah salonu olarak Sultan Mustafa Paşa Cami’ni kullanmaktadır.

Rodos Türk Kahvehanesi
Rodos Adası’nda Türk kültürünün izlerinin yoğun olarak gözlemlenebildiği Türk Mahallesi’nde yer alan Türk Kahvanesi, adanın ziyaretçi çeken yerlerinden biridir. 300 yıllık olan bu tarihi kahvenede tahta masalar ve sandalyeler bulunmaktadır. Tarihi atmosferi yaşatmak için kahvenin duvarlarına antika aynalar ve resimler yerleştirilmiştir.

Rodos Mustafa Paşa Hamamı
Mustafa Paşa Cami’nin yakınında bulunan Mustafa Paşa Hamamı, adadaki tarihi Türk eserlerinden biridir. 445 yıllık bir tarihe sahip olan Türk hamamı, Rodos Arkeoloji Kurumu tarafından restore edilmiştir. Mustafa Paşa Hamamı, yöre halkı tarafından farklı isimlerle anılmaktadır. Bu isimlerin bazıları şöyledir: Yeni Hamam, Belediye Hamamı, The Great Hamam ve Büyük Hamam.

Rodos Saat Kulesi
Rodos Saat Kulesi, Rodos Adası’na gelenlerin gezdikleri yerler arasındadır. 1851 senesinde inşa edilen bu saat kulesi, gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. Günümüzde Rodos şehrinin etkileyici manzarasını seyretmek isteyenler, kuleye çıkmaktadır.

Rodos Belediye Galerisi
Rodos’un Old Town (Eski Şehir) bölgesinde Platei Symi girişinde bulunan Rodos Belediye Galerisi, çeşitli eserlerin sergilendiği bir müzedir. Koleksiyonunda 20.yüzyılın en ünlü Yunan ressamlarının eserlerini barındıran Rodos Belediye Galerisi, özellikle sanatseverler tarafından yoğun ilgi görmektedir.

Rodos Akvaryum
Rodos’ta en çok ziyaret edilen yerler arasında bulunan Rodos Akvaryumu, adanın İtalyanların elinde olduğu dönemde Hidrobiyoloji İstasyonu olarak inşa edilmiştir. 1937 yılında inşa edilen yapı, 1963 yılından ber, Rodos Akvaryum Müzesi olarak ziyaretçileri ağırlamaktadır. Yılda ortalama 200 bin kişi tarafından ziyaret edilen müzede balık, yengeç, kaplumbağa ve fok türleri bulunmaktadır.

Yedi Pınar (Epta Piges)
Rodos’un doğal güzelliklerinden olan Yedi Pınar, Seven Springs ve Epta Piges adlarıyla da bilinmektedir. Şehir merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki bu doğa güzelliği, çiftçilerin yüzyıllardır kullandığı bir tatlı su kaynağıdır. Yedi Pınar bölgesinde bu tatlı su kaynağının etrafı yeşil çam ormanlarıyla çevrilidir. Suyu kontrol altına alabilmek için alt kısma yapay bir göl inşa yapılmıştır. Bu gölü görmek için 200 metrelik bir tünelden geçmeniz gerekmektedir.

Rodos Mandraki Limanı
Mandraki, Dünyanın 7 harikasından biri olarak gösterilen eski çağlardaki Rodos Heykeli’nin yer aldığı Rodos’un ana limanıdır. Rodos Heykeli günümüze kadar ulaşamasa da burada bu heykeli simgeleyen ”Elefos” ve ”Elafina” adında iki geyik heykeli bulunmaktadır.

Rodos Yel Değirmenleri
Rodos Adası’nda görülmesi gereken yapılardan biri de meşhur yel değirmenleridir. Mandraki Limanı’nda bulunan Rodos Yel Değirmenleri, tarihi bir öneme sahiptir ve limanın simgesi haline gelmiştir. Rodos Adası, sürekli olarak meltem rüzgarları aldığı için geçmişte çok sayıda yel değirmeni inşa edilmiştir. Bu yel değirmenleri günümüzde kullanılmasa da gezi için gelen turistlerin bunları görmesi mümkündür.

Rodos Akropolis – Apollon Tapınağı
Rodos’un Agios Stefanos tepesinde yer alan antik Rodos Akropolis’indeki Apollon Tapınağı, adada görülmeye değer tarihi yapılardandır. Tanrı Helios’a ithaf edilen ve M.Ö. 3.yüzyılda yapılan Hellenistik Stadyumu, yıllar boyunca spor oyunlarına ev sahipliği yapmıştır. Stadyumun yanında mermer kullanılarak inşa edilmiş olan ve antik çağdaki tiyatrolara ev sahipliği yapan Theatron (Tiyatro) bulunmaktadır. Tiyatronun yanı başında ise Apollon için inşa edilen tapınak bulunmaktadır. Bu tarihi yapıların yanı sıra tepeden kenti seyredebileceğiniz güzel bir manzara bulunmaktadır.

Filerimos – İalisos Akropolis
Rodos Adası’nın üç eski antik kentinden biri olan Ialisos, turistlerin ilgi gösterdiği bir diğer bölgedir. İalisos sahilleri boyunca oteller bulunmaktadır.
İalisos kentinin Filerimos adındaki tepesi, tarihte hem Akropolis hem de Saint Jean Şövalyeleri’nin merkezi olarak işlev görmüştür. Bölgede Meryem Ana Manastırı da bulunmaktadır. Ayrıca yine oldukça güzel bir manzara, Filerimos tepesinde sizleri beklemektedir.

Rodos Kamiros
Rodos Adası’ndaki üç antik kent arasındaki en küçük olanı, Kamiros’dur. Oldukça iyi korunan Kamiros, günümüze kadar sağlam yapılarla ulaşmayı başarmıştır. Helenistik Dönem’den izler taşıyan Kamiros Antik Kenti, gündelik hayat ile ilgili önemli ipuçları vermektedir. Deniz manzaraları bu antik kent, pazartesi günleri haricinde 08:00-19:00 saatleri arasında ziyarete açıktır.

Rodos Monolithos Kalesi
Monolithos, Rodos Adası’nın güneybatısında yer alan bir köydür. Rodos’un en sağlam 4 kalesinden biri olan Monolithos Kalesi, burada yer almaktadır. 1476 yılında Büyük Şövalye Grand Master D’Aubusson tarafından eski Bizans kalıntıları üzerine inşa ettirilen Monolithos Kalesi, 237 metre yüksekliktedir. Giriş kapısının üzerindeki amblemi günümüzde de görülebilen bu kale, pek çok kuşatma geçirmesine hala sağlam bir şekilde ayaktadır.

Rodos Kalithea
Rodos’un güney tarafında yer alan Kalithea, adanın gözde tatil bölgelerindendir. Rodos şehir merkezine yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta yer alan Kalithea’da bulunan Kalithea Koyu, denize girmek için oldukça iyi bir yerdir. Kaplıcaların da bulunan bu bölgede, adanın İtalyan hakimiyetine girdiği dönemden kalan binalar bulunmaktadır. Tropikal bitkiler ve berrak sular, Kalithea’da sizleri beklemektedir.

Rodos Emponas
Rodos’un en yüksek dağı olan Attaviros Dağı’nın eteklerinde Emponas Köyü, kaliteli şarapları ile ünlü bir bölgedir. Emponas Köyü’nde yer alan üzüm bağlarından elde edilen üzümle üretilen şaraplar, özellikle Eylül ayının sonlarına doğru etrafa güzel bir koku yaymaktadır. Köyün merkezindeki ”Cair” ve ”Emery” şarap imalathanelerinde şaraplardan tatmanız ve imalathaneleri gezmeniz mümkündür.

Rodos Salakos Köyü
Rodos’un gezilecek yerlerinden biri olan Salakos Köyü, turistler için gezilecek yerler içeren bir yerdir. Profitis İlias Köyü’nün yanında bulunan Salakos Köyü’nde Nymfi adında doğal güzellikleriyle öne çıkan yerlerin haricinde tarihi kilise ve yapılar bulunmaktadır.

Rodos Siana Köyü
Rodos Adası’nın güneyinde, adanın en büyük ikinci dağı olan Acramitis Dağı’nın eteklerinde bulunan Siana Köyü, Rodos’da gezilecek yerlerden biridir. Siana Köyü; dondurma yada yoğurdun üzerinde çeşitli meyve ve fındıklarla servis edilen yerel balıyla ünlenmiştir. Köyde şarap ve zeytinyağı gibi yöresel tatlar da bulunmaktadır.
Siana Köyü, sadece yiyecekleriyle değil gezilecek yerleriyle de ön plana çıkmaktadır. 19.yüzyılda yapılan Agios Panteleimon Kilisesi, bölgede gezilecek yapılardandır. Siana Köyü’nün sokakların turistlerin alışveriş yaptıkları dükkanlar bulunmaktadır.
]]>