Erzurum Kalesi, geçmişi süresince pek çok kültür ve topluluğa kucak açmıştır. Bu sebeple her sene farklı şehir ve ülkelerden, yerli ve yabancı turistlere ev sahipliği yapmaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi’nin beğenilen illerinden olan Erzurum, ülkemizin çok önemli bir turistik merkezidir. Erzurum’da yer alan Erzurum Kalesi ise, turstlerin çok ilgisini çeken yerlerden biridir.
Erzurum Kalesi, şehir merkezine oldukça yakındır. Bir tepeye kurulmuş olan iç kale ve onun etrafını kapsayan dış kaleden meydana gelmektedir. Bu tepenin yüksekliği yaklaşık 1960 metre kadardır. İçeride bulunan kalenin duvarları 2,5-3 metre kalınlığındadır. Yapım tarihi net olarak bilinmese de, Bizanslılar tarafından milattan sonra 5. Yüzyılın başlarında yapıldığı düşünülmektedir. Geçmişi boyunca pek çok kez başka başka uygarlıkların elinde olan Erzurum Kalesi en son Türkler’de kalmıştır. Yani en son 11. Yüzyılda el değiştirmiştir. Osmanlı ve Selçuklu zamanında onarılan kale, dört kapıdan meydana gelmektedir. Hatta zamanında Selçuklu Türklerinin kaleyi gördükten sonra, kılıç ile fethedemeyeceklerini anlayıp, esirleri teslim etmeye karar verdikleri söylenmektedir. Gece esir gibi gözüken 40 Türk askeri kaleyi koruyan askerlere saldırır ve bir anda oluşan karışıklıktan yararlanılarak kale fethedilir.

Doğa olaylarının pek sık görüldüğü, özellikle kış turizmi oldukça canlı olan, kayak yapan pek çok turistin ziyaret ettiği Erzurum’da konaklamak, sizin için tarihte yolculuk yapmak kadar güzel ve konforlu olacaktır. 3 tane 3 yıldızlı, 3 tane 4 yıldızlı ve 2 tane 5 yıldızlı otele sahip olan ilde, istediğiniz özelliklere göre seçebileceğiniz 11 tane de ekstra otel bulunmaktadır. Geceliği 50 TL’den 250 TL’ye kadar her türlü bütçeye hitap edecek pek çok otel sayesinde bütçenize uygun olan bu harika yemekli otellerden birini seçebilirsiniz. Bu otellerin büyük bir kısmı şehir merkezinde yer almaktadır ve Erzurum Kalesi’ne yakındır.
Üst kısımdaki videodan TRT 2 kanalında yayınlanan ”Evliya Çelebi” isimli programdaki Erzurum Kalesi kısmını izleyebilirsiniz.
Erzurum geziniz boyunca Erzurum Kalesi’ne yaz dönemlerinde yani Nisan ve Ekim ayları arasında 08.00 / 19.00 saatlerinde, kış dönemlerinde yani Kasım ve Mart ayları arasında ise 08.00 / 16.45 saatlerinde ziyaret edebilirsiniz. Haftanın her günü, Pazar da dâhil olmak üzere müze ziyaretçilerine açıktır. Kale ziyareti için giriş ücreti 10 TL’ dir. Eğer Müzekart kartınız varsa bir yılda 2 kere, Müzekart+ kartınız varsa istediğiniz kadar ziyaret etme şansına sahip olabilirsiniz. Kale ile ilgili sormak istediğiniz soruların cevaplarına 0442 235 09 25 numaralı telefonu arayarak ulaşabilirsiniz.
Kaleye gidebilmek özel aracınız varsa oldukça kolaydır. Erzurum şehir merkezine geldikten sonra yaklaşık 5 dakika Cumhuriyet Caddesi güzergâhında ilerleyerek, aradığınız yere ulaşabilirsiniz. Eğer toplu taşıma araçlarını kullanacaksanız; herhangi bir yerden B4 ya da B5 numaralı belediye otobüslerine binerek öncelikle şehir merkezine gelmelisiniz. Daha sonra şehir merkezinden D2, D3 ya da D4 numaralı otobüslerden birine sorarak binerseniz, Erzurum Kalesi’ne kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Bölgenin hemen yakınındaki bir başka turistik noktayı Erzurum Yakutiye Medresesi başlıklı yazımızdan okuyabilirsiniz.
]]>Kalenin tarihi ve kimler tarafından yaptırıldığı tam olarak bilinmemektedir. Moğol istilası döneminde kale ve çevresi çeşitli savaşlara sahne olmuştur. Kale, Hz.Ömer döneminde Müslümanların yönetimine geçmiştir.
Uzun yıllar süren savaşlar sonucunda kalenin tarihi yapısı büyük ölçüde tahrip olmuştur. Kalenin batı bölgesinde karışık ve dağınık halde bulunan Arap mezarlığı, Selçuklu mezarlığı ve Osmanlı mezarlığı yer almaktadır. Yapılan düzenlemeler sonucunda belediye burayı park olarak hizmete açmıştır.

Muş’un en çok ilgi gören noktalarından bir tanesi, kalede yer alan Muş Kale Parkı’dır. Bu noktada çeşitli piknik alanları ve oturma yerleri bulunmaktadır. Burada bulunan park alanından Muş manzarası güzel bir şekilde görülmektedir.
Muş Kale Parkı, yöre halkı tarafından piknik yapmak için tercih edilen yerlerin başında gelmektedir.
Kalenin tam konumuna Google Maps linkinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca bölgeye yakın bir başka turistik noktaya Bitlis Güroymak Kaplıcası başlıklı yazımızdan göz atabilirsiniz.
]]>19.yüzyılda inşa edilen tarihi bina, Erzurum şehir merkezindeki Kongre Meydanı’nda bulunmaktadır. 23 Temmuz Kongresi Salonu’nun bulunduğu bina; Fen Lisesi olarak hizmet verirken, 1998 yılından itibaren Güzel Sanatlar Lisesi olmuştur.
Erzurum 23 Temmuz Kongresi, o dönemde İdadi Mektebi olarak kullanılan tarihi binanın birinci katında yer alan salonda yapışmıştır. Atatürk başkanlığında gerçekleştirilen Erzurum Kongresi, Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı toplantı olarak bilinmektedir. Bu toplantıyla birlikte, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giden yolun temelleri atılmıştır.

1925 yılında yaşanan yangında, binanın ahşap kısımları yanmıştır. Daha sonra onarılan bina, Erzurum Yapı Sanat Mektebi olmuştur. Birinci katta bulunan salon ve bu salona açılan 2 oda ise Erzurum Kongre Müzesi olarak düzenlenmiştir.
Erzurum 23 Temmuz Kongre Müzesi’nde kongreye katılan üyelerin fotoğrafları, biyografileri, o dönemde salonda bulunan eşyalar ve kongre belgeleri sergilenmektedir. Haftanın 7 günü de açık olan müzenin ziyaret saatleri ise 08:00-18:00 olarak belirlenmiştir. Müzenin tam konumuna Google Maps üzerinden ulaşabilirsiniz.
Şehirdeki bir başka tarihi yapı hakkında bilgi almak için Erzurum Kalesi başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.
]]>80 metre yüksekliğindeki bir tepeye yapılan ve yaklaşık 8 bin metrekarelik bir alana yayılan kale, ilçenin tarihi gibi köklü bir geçmişe sahiptir. Asur ve Hitit kaynaklarından edilen bilgilere göre, Kemah’taki yerleşim yerlerinin tarihi M.Ö. 2.000’li yıllara kadar gitmektedir. Tarih kaynaklarında ilk olarak Kumaha adıyla geçen ilçedeki en önemli tarihi eser ise Kemah Kalesi’dir.
Kalenin çeşitli yerlerinde yapılan kazı çalışmalarıyla bölge hakkında birçok bilgi elde edilmiştir. Bu bilgiler içerisinde kalenin kuzeybatı kısmında yer alan hamam kalıntılarında yapılan kazılarda ortaya çıkartılan el yazması, taş baskı ve matbu eserlerdir.
İlçeye hakim bir tepe üzerinde bulunan Kemah Kalesi, inşa edildiği dönemde savunma ve sığınma olarak oldukça stratejik bir konumda yer almaktaydı. Doç. Dr. Âdem BAŞIBÜYÜK’ün “Doğal Süreçlerin Ortaya Çıkardığı Tarihin Önemli Bir Stratejik Noktası: KEMAH (Erzincan) Kalesi” isimli araştırmasında kaleden şu şekilde bahsedilmektedir: “Korunaklı ve sağlam bir yapıya sahip olan kale hakkında Osmanlı devri için en gerçekçi bilgileri Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bulabilmekteyiz. Söz konusu eserde kalenin Erzurum civarında benzeri olmadığı ve üç sağlam kapısı ile üzerinde ağır topların bulunduğu belirtilmektedir. Ayrıca kale üzerinde 600 kadar toprak damlı ev, üç cami, sekiz mescit ile beş buğday ambarının bulunduğuna işaret edilmektedir.”

Araştırmalarla birlikte ünlü seyyah Evliya Çelebi de Erzincan Kemah Kalesi’nden söz edenler arasındadır. Evliya Çelebi, kale ile ilgili şunları yazmıştır: “1520 ve 1530 tarihli tahrir defterlerinde, kalenin dışında dört mahallenin bulunduğu ve bu mahallelerin 239 haneden meydana geldiği kaydedilmiştir. Bu mahalleler, Cami mahallesi, Ahi Ferec mahallesi, Rumbacı mahallesi ve Orta mahalle olup’ konumları ile ilgili bir kayda rastlanmamıştır.’ Yine 1516’da şehirde Müslüman ve Hıristiyan toplam 2591 kişi yaşamakta olup, nüfus 1530’da 3697’ye yükselmiş, ancak 1591 de 2556’ya kadar gerilemiştir. 1520 yılında Kemah kaza merkezinde bulunan 1146 kadar asker nüfus yerleşmenin gelişmesinde askeri önemini göstermektedir.”
Kale, Erzincan il merkezine 50 kilometre uzaklıktaki Kemah ilçesindedir. Erzincan-Kemah karayolu ile ulaşılan Kemah ilçesine gitmek için Erzincan’dan ve Kemah’tan karşılıklı olarak kalkan ilçe minibüslerini kullanabilirsiniz. Haftanın her günü hem Erzincan’dan hem de Kemah’tan minibüs seferleri bulunmaktadır. Kalenin tam konumu için Google Maps‘e bakabilirsiniz. Şehirdeki bir başka turistik nokta için Erzincan Kızlar Kalesi başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.
]]>Sarayın inşasına 1634-1680 yıllarındaki dönemde Bayazıt Sancakbeyliği yapan Çolak Abdi Paşa döneminde başlanmıştır. Yaklaşık 99 yıl süren inşaat, 1784 yılında II.İshak Paşa döneminde tamamlanmıştır. Topkapı Sarayı’ndan sonra son devirde yapılmış olan sarayların içerisinde en ünlüsü İshak Paşa Sarayı’dır.
Ağrı İshak Paşa Sarayı, genel olarak şu mimari bölümlerden oluşmaktadır:
1. Dış cephe,
2. Birinci ve ikinci avlu,
3. Cami binası,
4. Selamlık dairesi,
5. Hamam,
6. Aşevi (Darüzziyafe),
7. Takkapılar,
8. Merasim ve eğlence salonu,
9. Harem dairesi odaları,
10. Türbe binası,
11. Cephanelik ve erzak odaları,
12. Zindan,
13. Fırın,
14. İç mimariden bazı bölümler (kapılar, pencereler, dolaplar, şerbetlikler, şömineler vs.)

İshak Paşa Sarayı içerisinde 2 adet avlu bulunmaktadır ve bu avluda bulunan yapılardan meydana gelmiştir. Birinci bölümdeki avluda bulunan yapıların bir kısmı zarar görmüş, yıkılmıştır. İkinci bölümdeki avlu ise dikdörtgen şeklindedir ve her tarafı yapılarla çevrilidir. Giriş kısmının hemen sağ tarafında selamlık, onun arka kısmında ise haremlik bulunmaktadır. Bu yapıların sonunda ise cami ve türbe yer almaktadır. Sarayda yer alan türbe, Selçuklu kümbet mimarisine uygun olarak inşa edilmiştir.
Saray kısmı iki katlıdır. Sarayın 366 odası da bu iki kat içerisine yerleştirilmiştir. Burada bulunan her odanın içerisinde, taştan yapılan ocaklar mevcuttur. Taş duvarların arasında bulunan boşluklar ise, sarayın merkezi ısıtma sisteminin bir parçasıdır. Duvarları ve tabanı taş olan divan salonun boyutları 20 metreye 3 metredir. Divan salonundaki duvarların üzerinde Tür hat sanatının örneklerini görmek mümkündür.
Sarayın mimarisiyle birlikte, tesisat sistemleri en ilgi çeken kısmıdır. Sarayda su, kanalizasyon ve merkezi ısıtma sistemleri bulunmaktadır.
Rusların Doğubayazıt bölgesini işgal ettiği dönemde, burası karargah olarak kullanmıştır. Sarayda yer alan kıymetli eşyalar, Ruslar tarafından alınmıştır. Sarayın 13×6,5 metre boyutlarındaki som çelik ve kabartmalı altın olan kapısı, bugün Moskova Müzesi’nde bulunmaktadır.
Türk mimarisinin en güzel örneklerinden olan İshakpaşa Sarayı, Türkistan, Selçuklu, Osmanlı ve Fars mimari özelliklerini bünyesinde toplar. Camiinin kubbeleri Türkistan kubbeleri gibidir. Sarayı Topkapı Sarayı’nı andırır, kapıları ise Selçuklu stilindedir.

İshak Paşa, Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde yer almaktadır. Ağrı ili merkezinden Doğubayazıt ilçesine karayolu ile ortalama 45 dakikada ulaşım sağlanabilmektedir. Ağrı’dan ulaşım sağlayabileceğiniz gibi, Iğdır’dan da Doğubayazıt minibüslerini kullanarak ilçeye ulaşım sağlayabilirsiniz. Doğubayazıt ilçe merkezine vardığınız zaman ise saraya giden minibüs veya otobüsleri kullanabilirsiniz. Müzenin güncel ziyaret bilgileri için muze.gov.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.
Şehirdeki bütün turistik noktalar için Ağrı Gezilecek Yerler başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.
]]>Türkiye’nin en büyük milli parklarından bir tanesi olan Munzur Vadisi içerisinde endemik bitki türleri ve yöreye özgü hayvan türleri bulunmaktadır. Tunceli kent merkezine yaklaşık 8 kilometrelik bir uzaklıktan başlayarak vadi boyunca Munzur Dağları’na kadar uzanan milli park, akarsu kaynaklarıyla da dikkat çekmektedir.
Milli parkın kuzey kısmında, Munzur Dağları üzerinde 2000-3000 metrelik zirve noktalarında krater gölleri yer almaktadır. Vadi boyunca dökülen şelaleler, parkın güzelliğini arttırmaktadır. Turizm potansiyeli oldukça yüksek olan Milli Parkı içerisinde vadinin eşsiz doğal görünümü ve yaban hayatı izlenebilmektedir.

Munzur Vadisi Milli Parkı, bitki örtüsü açısından oldukça zengindir. Park içerisinde 1518 çeşit bitki türü kaydedilmiştir. Ayrıca bu bitki türlerinden 43 tanesi Munzur Dağları’na, 227 tanesi ise Türkiye’ye özgü endemik bitki türleridir. Sadece Munzur Dağları’nda görülen endemik bitkiler arasında Çan Çiçeği, Erzincan Kirazı, Bindebirdelik Otu, Munzur Kekliği, Munzur Düğün Çiçeği, Dağ Çayı ve Munzur Dağı Oltu Otu sayılabilir.
Munzur Vadisi Milli Parkı içerisinde en sık görülen ağaç türü meşedir. Meşe ağacı ve çeşitli meşe türlerinin hakim olduğu milli park içerisinde karaağaç, akağaç, kızılağaç, dişbudak, çınar, asma, huş, ceviz, yabani fındık, kavak, söğüt ve çalı türlerinden oluşan zengin bir bitki örtüsü bulunmaktadır. Park içerisinde akarsuların çevresinde yoğun ağaç toplulukları gözlenirken dağlara doğru çıkıldıkça arazi çıplaklaşmaktadır.

Munzur Vadisi içerisinde yer alan Munzur Suyu ve Mercan Deresi’nde yoğun olarak yöreye özgü nadir alabalık türleri yer almaktadır. Hayvan türleri arasından da çeşitliliğe sahip olan bölgede yaşayan başlıca hayvanlar; çengel boynuzlu dağ keçisi, yaban keçisi, kurt, boz ayı, kızıl tilki, yabani tavşan, kaya yediuyuru, porsuk, kızıl geyik, urkeklik ve kaya kartalıdır.

Munzur Vadisi Milli Parkı, Tunceli il merkezinden yaklaşık 8 kilometre sonra başlamakta ve Ovacık ilçesi ile Tunceli arasında kalan Munzur Vadisi’ni kapsamaktadır. Tunceli Otogarı’ndan kalkan dolmuşlar ile 65 kilometre uzaklıkta bulunan Ovacık ilçesine ulaşabilirsiniz. Tunceli-Ovacık karayolunda Munzur Suyu ile birlikte doğal güzelliklerle dolu bir yolculuk yapıyorsunuz. Vadinin tam konumu için Google Maps linkine göz atabilirsiniz.
Şehirdeki bir başka gezilecek yer için Tunceli Sivdin Köprüsü başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.
]]>Malatya’nın en turistik ilçelerinden biri olan Darende’de bulunan Tohma Çayı Kanyonu, Malatya’da gezilecek yerlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Malatya Gürpınar Şelalesi gibi Tohma Kanyonu da şehrin doğal güzelliklerinden birini oluşturuyor.
Tohma Çayı’nın her iki tarafında bulunan dik kayalıklar, sarp bir vadiyi ve Tohma Kanyonu’nu oluşturuyor. Bu kanyon, Somuncu Baba Camii ve Taş Köprü arasındaki kısımda kalıyor. Kanyonun yamacındaki kayalar oyularak, Somuncu Baba Camisi’nin bulunduğu kısma, kanallar ile su getirilmiştir.
Tohma Kanyonu Projesi ve civardaki pek çok turistik düzenleme bölgesi; Darende Kaymakamlığı, Darende Belediyesi ve Es Seyyid Osman Hulusi Efendi Vakfı’nın ortak çalışmasıyla hazırlanmıştır. Yatırımlar sonucunda Darende ilçesi, Malatya’nın önemli turizm merkezlerinden biri olmuştur. Tohma Kanyonu’nun bulunduğu yerde, yürüyüş parkuru ve piknik alanları inşa edilmiştir. Ücretsiz olarak kullanılan bilen mangal alanlarında, hem piknik yapabilir hem de semaverde çayınızı demleyebilirsiniz. Eğer hazırlıksız geldiyseniz alabalık, pide ve kebap çeşitlerini yiyebileceğiniz uygun fiyatlı restoranları tercih edebilirsiniz. Bölgede; rafting, trekking, foto safari, balıkçılık ve tırmanış gibi etkinlikler yapılabilmektedir.

Tohma Çayı’ndaki rafting alanı, son dönemlerde oldukça popüler hale gelmiştir. Benim yaşım pek müsait değil ama çocuklar çok keyif alıyor bundan. Siz de heyecan arayan çocuklarımdan biriyseniz, bunu deneyebilirsiniz. Sonuçta benim yaşıma gelmeden, denemeniz gereken pek çok aktivite var. Benim gençliğimde olsa, kesin yapardım. Size Darende rafting hakkında bilgi vereyim.
Tohma Kanyonu’nun hemen girişinde, rafting düzenleyen bir acenta bulunuyor. Rafting etkinliği, 4 kilometre uzunluğundaki parkurda yapılıyor ve yaklaşık 45 dakika sürüyor. Bölgede, 2005 yılından beri rafting etkinlikleri düzenleniyor.
Tur için minimum 4 kişi gerekiyor ve kişi başı 80 TL ücret alınıyor. Ayrıca botta su geçirmeyen ekipmanlar ile fotoğraf ve video da çekilebiliyor. HD video ve fotoğrafları, 100 TL karşılığında DVD ile teslim alabiliyorsunuz.
Darende Tohma Rafting Telefon Numarası: 0 555 565 49 35 / 0 422 615 35 13
Darende Tohma Rafting Mail Adresi: [email protected]
Tohma Kanyonu, Malatya’ya 105 kilometre uzaklıktaki Darende ilçesi sınırları içerisinde yer alıyor. Malatya şehir merkezindeki köy garajlarından, Darende ilçesine kalkan minibüsler ile ilçeye ulaşım sağlayabilirsiniz. Kanyonun tam konumu için Google Maps linkine göz atabilirsiniz.
]]>Kalesiyle, Ani Örenyeriyle, kaşarıyla ve kayak merkeziyle ünlü olan Kars, ülkemizin en kuzeydoğu bölgesinde bulunan illerden birisidir. Kars’ın en önemli tarihi kalıntıları olan Ani Örenyeri, Ortaçağ zamanında kurulan bir şehirdir. Şehir, tarih boyunca çok çeşitli medeniyetlere ve kültürlere ev sahipliği yapmıştır. Kars’a yolunuz düşerse Ani Örenyeri mutlaka gezilip görülecek yerlerdendir.
Ani Örenyeri, 4500 metre uzunluğunda ve 8 metre yüksekliğindeki surlardan meydana gelen bir yapı olup, Kars’ın en önemli tarihi kalıntılarından biridir. Uzun surlardan meydana gelen örenyeri, dörtgen ve daire şeklindeki çok sayıda burçlarla güçlendirilmiştir. Ortaçağ’da, çok sayıda medeniyetlerin yerleşim yeri olan tarihi şehir, yüzyıllar boyunca insanlar tarafından mesken olarak kullanılmıştır. Bunun nedeni, savunmaya ve yerleşime çok elverişli bir coğrafyada bulunması ve su kaynaklarına yakın olmasıdır.
Şehrin su gereksinimi, debisi yüksek olan Arpa Çay tarafından karşılanmıştır. Ortaçağ zamanında en önemli ticaret yolu olan İpek Yolu’nun Kafkasya’dan Anadolu topraklarına ilk giriş yeri olan şehir, bu dönemde Kuzey Anadolu topraklarının ekonomik, politik ve kültürel merkezi haline gelmiştir. Bundan dolayı Ani, Ortaçağ döneminin en önemli şehirlerinden birisidir. Bünyesinde birçok kültürü barındıran Ani’de, tarih boyunca dini ve sivil mimarinin en güzel örneklerini görmek mümkündür. Türkler, Ermeniler ve Gürcülerin beraberce barış içinde yaşadığı şehirde, kilise, cami ve Zerdüşt tapınağına rastlamak mümkündür. Bu durumu günümüz toplumlarıyla kıyaslayacak olursak, Ani’de yaşayan halk için daha barışçıl ve tahammüllü yorumlarının yapılmasına yol açar.
Günümüzdeki kalıntıların büyük çoğunluğunun, milattan sonra 8. ve 13. yüzyıllar arasında yapıldığı düşünülmektedir. Bu yıllarda şehir ekonomi ve sanat yönünden oldukça gelişmiştir. Şehir aynı zamanda 1001 Kiliseli Şehir ve 40 kapılı Şehir adlarıyla da anılır. Ani Örenyeri’nde 1880 yıllarında keşfedilen bir yer altı şehri de bulunmaktadır. Yer altı şehrinde 823 adet yapı ve mağara vardır. Şehrin Surları, 8 adet kilise ve bir de cami günümüzde ayakta duran eserlerdendir. Aslanlı Kapı denilen yapı şehrin girişini oluşturur. Ani Örenyeri’nde arkeolojik kazılar, restorasyon ve koruma çalışmaları halen devam etmektedir.

Örenyerinin yaz dönemi (Nisan-Ekim arası)giriş saatleri 09:00-19:00 arasıdır. Kış döneminde ise (Kasım-Mart arası) 08:00 ile 17:00 arası örenyeri ziyaretçilerine açıktır. Müzeye giriş ücreti 22 TL’dir. Güncel ziyaret saatleri ve giriş ücreti için muze.gov.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.
Kars şehrimize 42 kilometre uzaklıkta olan Ani Örenyeri, Ocaklı köyü sınırları içerisindedir. Kendi özel aracınızla ulaşım sağlayabileceğiniz gibi Kars’ dan Ocaklı Köyü’ne otobüs seferleri de bulunmaktadır. Bölgedeki bir başka turistik nokta hakkında bilgi almak için Kars Sarıkamış Kayak Merkezi başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.
]]>Elazığ’ın Karakoçan ilçesine bağlı Yoğunağaç Köyü’nün hemen yanındaki Peri Çayı’na kurulmuş olan Golan, ilçenin turizm değerini arttıran yerlerin başında gelmektedir. Refik Saydam Merkez Hıfsı Sıhha Enstitüsü tarafından 27 Ocak 1973 tarihinde hazırlanan 108/7b numaralı rapora göre Golan, romatizma, nevrit, poli nevrit, kırık, çıkık, kadın hastalıkları ve cilt hastalıklarının tedavisine yardımcı olmaktadır.
Kaplıcaların bulunduğu yerde yapılan sondaj çalışmaları ile 400 metre derinliğe ulaşan bir kuyu açılmıştır. Bu kıyıdan ortalama 43 derece sıcaklığında su çıkmaktadır.

Karakoçan Golan Kaplıcası’nda bir adet konaklama tesisi de bulunmaktadır. Tesisin 36 adet oda kapasitesi bulunmaktadır. Hem bay hem de bayan havuzları bulunan tesiste mutfak, banyo gibi hizmetler de verilmektedir. 0 424 731 10 52 numaralı telefondan Golan Kaplıcası Tesisi’ne ulaşabilirsiniz. Kaplıcaların tam konumu için Google Maps‘e bakabilirsiniz.
Şehirdeki bir başka turistik yer için Elazığ Hazar Gölü başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.
]]>Kale, tarihi bakımından kimi kaynağa göre Selçuklu döneminde inşa edilmiş olarak öngörülüyor olsa da çoğu kaynakta Osmanlı zamanında, dönemin padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın özel talimatı sonucu 16. yüzyılda hizmete sunulmuş bir kale olduğu bilgisi daha çok ön plana çıkmaktadır.
Yeni Ardahan ile Eski Ardahan’ı birbirinden ayıran Kura Nehri’nin üstünde bulunmakta olan kale, 32000 metrekare alan üzerine, 14 kule ile sur uzunluğu 54 metre olacak şekilde inşa edilmiştir. Sur kapıları, kaba yontma taştan inşa edilmiş ve tabanı kare, 14 tane dikdörtgen prizmadan oluşan kuleyle desteklenmiştir. Rumeli Hisarı ile benzerlik gösterdiği gözlemlenen kalenin bu özelliğinin sebebi ise kale duvarlarının örgü biçimi ve tekniğiyle alakalıdır.

Artvin kaleleri arasında en köklü maziye sahip olan Ardahan Kalesi’nin ana girişi batı bölgesindedir ve bu girişte bulunan ana kapının üzerinde Arapça alfabe kullanılarak yazılmış olan Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait bir kitabe mevcuttur. Şehirdeki bütün turistik noktalar için Ardahan Gezilecek Yerler başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.
]]>